Aktüel Yorum

Geleceğe hazırlık nasıl olacak ve nasıl bir demokratik Türkiye tasarlanıyor?

Muhalefet-iktidar ilişkilerinde muhalefetin görevi sadece iktidarı kusurları üzerinden eleştirmek değildir.

Seçimleri kazanacağını ve iktidara geleceğini varsayarak bugünden, yarına doğru nasıl bir iktidar olacağını, ekonomiden siyasete kültüre kadar hayatın her alanını tasarlama durumundadır muhalefet.

Reklam

Geçmiş iktidar ne yaptı ne yapmadı, toplum en fazla hangi konudan rahatsızdı, muhalefet olarak kendisi en çok hangi soruna vurgu yapma durumunda kaldı, bunu unutmamak ve program çerçevesine yerleştirmek zorundadır.

Muhalefet, muhalefette iken iktidara geldiğinde ne yapacağını örgütsel, teorik, politik, sosyal, ekonomik olarak yeterince  tasarlayamamış, genellikle eleştiri ile yetinmişse, onu ve desteğini aldığı halk kitlelerini hayal kırıklığı bekliyor demektir, bundan emin olalım.

‘Emin olalım’ çünkü aksi takdirde seçimi kazansa bile devleti yönetmeye başladığında hazırlıksızlığı hemen faş olacaktır.

Reklam

Yönetim problemleri yanı sıra, dış ve iç politik süreçlerde olsun, ekonomik ve sosyal alanlarda ortaya çıkan sorunlarda olsun akla gelmez engellerle karşılaşacaktır.

İktidar perspektifli bir hazırlığı ve buna tekabül eden çok yönlü bir kadrolaşması yoksa büyük güçlüklerle karşılaşacaktır. Deyim yerindeyse “şaşkın ördek” hali kaçınılmaz kaderi olacaktır.

Kısacası muhalefetin iktidarı istemesi meselenin bir yanıdır.

Meselenin esası seçim propagandası ile yetinmemek, iktidara hazırlanmak, iktidarda çözüm gücü olmak, gerçek sorunların çözümü üzerinden iktidarı sürdürebilme ve toplumsallaşmış iktidar olabilmektir.

Geleceğe hazırlık nasıl olacak?

Seçimlere bir yıl gibi bir zaman kaldı. Muhalefet partilerinde iktidara hazırlık bağlamında kamuoyuna yansıyan ciddi bir çalışma var mı; en azından biz bilemiyoruz.

Geçenlerde TÜSTAV’ın hazırladığı bir sempozyuma katıldım. Arada CHP Bilim Kurulu Başkanı Sayın Burhan Şenatalar sohbet anında ’41 sayfalık çalışmadan’ bahsetti ama takip ettiğim kadarıyla kamuoyuna yansımadı, yansıdıysa da ben bilemiyorum.

Ancak bu çalışmadan bağımsız olarak diyebilirim ki altılı masa toplantıları ve genel olarak bu masada yer alan partilerin çalışmalarında başat konu kamuoyu yoklamaları eşliğinde ‘kimin Cumhurbaşkanı olacağı’ oluyor.

Halbuki seçim çalışmasının yanı sıra, asıl mesele iktidara hazırlanmadır.

Bu konuda azımsanamaz bir deneyim birikimi de var.

İşte İkinci Dünya Savaşı sonrasında faşizmden demokrasiye geçiş sürecinde Batı Avrupa’da büyük bir deneyim birikimi oluştu.

Keza 1980-90’lı yıllarda Latin Amerika ülkelerinde darbe döneminden demokrasiye geçişte başka bir boyuttan deneyim birikimi oluştu.

Güney Afrika Cumhuriyeti ve kimi Afrika ülkelerinde, Balkanlarda yaşanan kırım süreci ise daha başka.

Geçiş dönemi adaleti kavramı, bu süreçlerin bir ürünü oldu.

Bütün bu deneyimlerinde gözetildiği bir noktadan başka disiplinler de var.

Nitekim “dünya da özellikle Amerikan akademisinde 1970’lerden bu yana siyasal bilgiler ile uluslararası ilişkilerin kesiştiği alanda Transitologie ‘Geçiş Bilimi’ adı verilen bir alt disiplin gelişiyor. Üçüncü Dünya ülkelerinin mücadele ederek sömürgecilikten kurtulup bağımsızlığını kazanmaları üzerine yeni devletlerini nasıl kuracaklarını, eski ile yeni rejim arasındaki farklılıkları nasıl giderildiğini, geçiş döneminin özelliklerini inceleyen disiplin bu.” 1

Aslında gören gözler Türkiye’de de bu konuda epey bir deneyim biriktiğinin farkında.

Muhafazakâr, faşizan partileri anlamak mümkün. Onlar siyasal meşrepleri gereği var olanı muhafaza etme, mümkünse daha bir faşizanlaştırma tercihliler çünkü.

HDP bile, onca baskı ve tutuklama altında geleceğe yönelik siyaset, tasarım, plan ve program üretiminde başarılı olabiliyorsa, nispi sol-sosyal demokrat partilerin ve eğilimlerin sonuç olarak verili statükoyu koruyucu hallerini anlamanın araştırma konusu olmaya aday olduğunu ifade etmek sanırım haksızlık olmaz.

Mesela…

– Dış ilişkiler ve dış politika nasıl düzenlenecek?

– Cumhurcu iktidar tarafından “ülke güvenliğini sınır ötesinde sağlama” adı altında Irak ve Suriye’de yerleşim birimleri ve üs bölgeleri konuşlandı. Suriye’de Suriye Milli Ordusu ve geçici hükümet, Heyet-i Tahriri Şam (HTŞ) gibi çok sayıda Cihadist silahlı yapılarla ittifak ilişkileri vs. ne olacak?

– Başta Suriye ve Irak olmak üzere yayılmacı Ortadoğu, Kafkasya, Libya ve Doğu Akdeniz, Kıbrıs, hatta Afrika politikaları nedeniyle 50 bin asker, silahlı güç vesaire ülke dışında. Nasıl getirilecek bu kuvvetler, getirilecekler mi?

– Suriye, Irak, Körfez ülkeleri, İsrail, Libya, Mısır, Ermenistan, Rusya, Ukrayna  ilişkileri yeniden düzenlenecek mi? Nasıl?

– Sınır çtesi operasyonlar, ülke güvenliğini sınır ötesinde sağlama esprisine yaklaşım ne olacak?

– Ya SADAT gibi yapılar?..

– Verili medya ne olacak?

– Adalet reformu tasarlanıyor mu?

– Ekonomik/mali iflas süreci yaşanıyor, çözüm nasıl geliştirilecek?

– Devlet gücü çok merkezi…  Güçlendirilmiş parlamentarizmin bu gücü pekiştirmesi de mümkün. Güçlendirilmiş yerel yönetimlerle devlet gücünü dengeleme tasarlanıyor mu?

– En önemlisi Kürt meselesi ve Alevi meselesi… Nasıl çözülecek, çözülecek mi?

Ve diğer sorunlar…

Kısacası resmi muhalefet partileri bir tür belirsizlik içinde. Kamuoyuna ikna edici bir programı açıklamak gerekmiyor mu?

Geçiş bilimi, geçiş dönemi adaleti gibi kavramlar tarihsel an itibarıyla Türkiye gerçeğine tekabül etmiyor, denebilir.

Gerçek bir çöküntü ya da enkaz bakiyesi söz konusu değil, iktidar değişikliği ile geçmiş iktidarın olumsuz mirası aşılabilir de denebilir.

Öyleyse amenna.

Ancak geçmiş iktidarın mirasının öyle bilinir iktidar değişikliği ile aşılabileceği düşüncesiyle hareket etmek ne büyük yanılgı olur.

12 Eylül darbeciliğiyle birlikte başlatılan sürecin özellikle son 20 yılında Türkiye adeta bitirildi.

Toplumun dokusuyla oynandı, düşünce ve davranış kalıpları değiştirildi.

İktidar seçimlerde gidebilir ancak son 20 yıla yayılan çağa ve ülkenin demokratik değerlerine aykırı inşa süreci arada ciddi bir oy farkı yoksa haydi deyince gitmeyecek.

Hele de bunu sağlamaya müsait bir hazırlık süreci yoksa iş zor, gerçekten zor… Bunu bilen bir noktadan hareket etmek gerekiyor.

Sözün özü;

Geleceğe hazırlık nasıl olacak?

Nasıl bir demokratik Türkiye tasarlanıyor?

Celalettin Can

78'liler Girişimi Sözcüsü, HDP MYK ve PM Üyesi
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu