
THE BREAD BANK… EKMEK BANKASI
Bülent Taş’ın yazıp yönettiği The Bread Bank kısa filmi, yani ekmak bankası; Victor Hugo’nun Jean Valjean’den Bület Taşın ekmek bankansına uzanan ekmeğin hikayesi. Victor Hugo o inanılmaz ekmek çalma öyküsünü kıtap sayfalarına taşırken, yüzyıllar sürecek bir etki bırakacağını bilmiyordu ama sanatın böylesi güzel süprizleri var hep insan oğluna. Bekli yıllar sonra Bülent Taş’ın The Bread Bank‘ı böylesi bir liyakayla tanışır kim bilir.
Bülent Taş şöyle diyor;
“Uzun metraja sığması gereken bir hikayeyi, 15 dakikalık kısa metrajlı bir filime sığdırdım.
Aşk ve ekmek kavgası gibi; uzun metraj acılardan kısa metraj sevinçler üretmiyor muyuz? ”
Victor Hugo’nun kahramanı Jean Valjean’den günümüze bir aşk ve ekmek kavgası hikayesi.1800’lü yıllarda açlık sınırındaki bir insanın ekmek fırınının camını kırıp ekmek almak istemesi ile Bülent Taş’ın günümüzde bilgisayar ekranînda ekmeği görüp kredi kartı olmadığı için ekmeğe ulaşamayan ve bilgisayar cam’ını kırmaya çalısanların, The Bread Bank anlatılan bir metropol hikayesi. Özgürlüğünü Ekmek Bankası’ndaki kariyerinden üstte tutan Lidya’nın aşk hikayesi un değirmeninde düello devam eden öyküsü.
Taş’ın kahramanı karar vermek zorunda; „Ya Ekmek Bankası’ndaki paranın sıcaklığı ya da aşkın ve ekmeğin sıcaklığı.“
Filmde oynayan oyuncular; Tuba Görgün, Murat Sümer, Kemal Dogan, Filiz Köyoglu, Nico Saglar, Serap Ucar Taş, Bahktiyar Shano ve sanatcılar;
ressam Behcet Tikit, müzisyen Cemalettin Zeyrek.
Kamera Babak Bataghva, ses Yaghoub Asgarzadeh.
The Bread Bank’ın kısaca öyküsüne bir göz atalım; Lidya, Ekmek Bankası`nda calışmaktadır. Bankanın patronu Egon sürekli kâr hesabı ve yükseliş planları yapmaktadır. Lidya`yı Lacivertler Partisi`nden meclise sokup devlet düzeyinde, çıkar ilişkileri hesaplamaktadır. Bu hesapları beğenmeyen Lidya bankanın gelecek planları ve kıtalararası yayılma politikasına karşı çıkıp parlamentoya girmeyi reddeder. Zaten buradaki tekdüzelik, hırs, kariyer ve dışa dönük ilişkiler onu epey zamandır rahatsız ediyordu.
Aynı bankada calışan sevgilisi Cherlie`ye rağmen Ekmek Bankası`ndan ayrılmaya karar verir. Lidya bankadaki çıkar ilişkilerini, yayılmacı politikaları Cherlie`ye izah eder fakat Cherlie yine de işine devam eder. Lidya sonunda kendi hayat tarzına uyan, içe dönük ve özgürlüğüne hitap eden bir cafe bar açar; Cherlie-BARlamento.
Cherlie her ne kadar işten ayrılmamış olsa da bir gözü Lidya`da ve Cherlie Bar dadır. Kimi zaman arkadaşlarıyla uğrar oraya ve hatta mutlu olmaya başlarlar bu durumdan. Bu değişim Egonùn gözünden kaçmaz ve Cherlie barı gizli kamerayla izlemeye başlar.
Chelie barlamento artık özel bir yer olmuştu Hamburg`da. Birçok insan kimliklerini, maskelerini, diplomalarını bırakıp Cherlie Bar`da özlem duydukları kişiliğe giriyordu. Çok tuhaf bir şekilde etkisi yayılıyor ve insanları oraya çekiyordu.
Bu arada Lidya`nin kafasında soru işaretleri belirmeye başlar. Çok sevdiği Cherlie neden hala orada çalışıyordu.
Bu durumu hazmedemeyen Lidya ekmek ve banka ikileminde aşkı sorgulamaya başlar.
Daha sonra Cherli`yi düelloya davet eder gibi yel değirmenine davet eder. Ona kaçamayacağı sorular sorar. Ekmeğin, açlığın ve aşkın tarihinden bankanın durumuna kadar birçok noktada Cherli`yi ve aşklarını sorgular. Cherlie içten içe hak verir ama düzenini bozmak istemez bir yandan. Lidya yine de umutludur.
Cherli Barlamento`daki buluşmalar ve ilginc diyaloglar birçok insanı olduğu gibi Cherli`yi de etkilemeye devam eder. Cherlie buradaki atmosferle birlikte Lidya`ya daha derinden bakmaya başlar. Cherli karar aşamasına gelmiştir; Ya Ekmek Bankası`ndaki paranın sıcaklığı ya da ekmeğin ve aşkın sıcaklığı…
2018 yapımı The Bread Bank kısa filmi şimdiden Venezuela, Şili, Italya ve Slovakya uluslararası film festivallerine kabul edildi. 06-09 haziran tarihlerinde, 24.Uluslararası Altın Beggar Film Festivali’nde yarışacak. Agustos ayında ise Roma Film Festivali’nde.
Not:
Bu hafta Slovakya’daki film festivalinde. 24.Ululararası Altın Beggar Film Festivali
www.festival.sk









