Aktüel Dünya

Sihirli Sayı Yedi, Artı ya da Eksi İki Ne Anlama Geliyor?

Şimdi sizinle küçük bir oyun oynayalım. Ancak oyunun işe yaraması için cevabı görmek amacıyla sayfayı aşağı kaydırmayın. Aşağıda rastgele dizilmiş bazı harfler göreceksiniz. Yapmanız gereken yalnızca üç saniye boyunca bu harflere bakmak. Ardından başınızı başka yöne çevirin ve kopya çekmeden kaç tanesini hatırlayabildiğinizi düşünün.

Şimdi kendinize karşı dürüst olun. İkinci kez bakmadan kaç harfi hatırladınız? Bu küçük denemede herkes aynı sonucu vermez. Harflerin birbirine benzerliği, dikkatiniz ve onları zihninizde gruplandırıp gruplandırmadığınız sonucu etkiler. Yine de bu tür deneyler, kısa süre içinde aklımızda tutabildiğimiz bilgi miktarının sınırlı olduğunu gösterir.

Bir arkadaşınızın size telefonda bir numara söylediğini düşünün. Yakınınızda kâğıt ve kalem yok ve numarayı hemen tuşlamanız gerekiyor. Unutmamak için büyük olasılıkla rakamları kendi kendinize tekrar edersiniz. Dikkatiniz dağılmazsa numarayı çevirebilirsiniz; ancak kısa bir süre sonra onu tamamen unutmanız da mümkündür.

Bunun nedeni belleğimizin kusurlu olması değil, yeni bilgileri kısa süre boyunca erişilebilir durumda tutan sistemin sınırlı bir kapasiteye sahip olmasıdır.

Belleği yalnızca iki ayrı bölüme ayırmak fazla basit olsa da burada temel bir ayrım yapabiliriz. Uzun süreli bellek, daha sonra kullanmak üzere öğrendiğimiz bilgileri saklar. Kısa süreli bellek ise yeni bilgileri kısa bir süre boyunca erişilebilir durumda tutar. Bu bilgileri bir işlem yaparken kullanmamızı sağlayan sisteme de çalışma belleği denir.

Örneğin bir telefon numarasını tuşlayana kadar akılda tutmak kısa süreli belleğe dayanır. Zihinden bir toplama işlemi yaparken sayıları ve ara sonucu akılda tutmak ise çalışma belleğini kullanmayı gerektirir.

Sihirli Yedi Rakamı, Artı Ya da Eksi İki Ne Anlama Geliyor?

George Armitage Miller (3 Şubat 1920 – 22 Temmuz 2012), Amerikalı psikolog.

İlk telefon numaraları yalnızca rakamlardan oluşmuyordu. Özellikle büyük şehirlerde harflerle rakamların birlikte kullanıldığı numaralandırma sistemleri vardı. Telefon yaygınlaştıkça daha fazla aboneye farklı numaralar verebilmek için numaralar uzadı. Ancak sayı dizisi uzadıkça insanların numaraları doğru biçimde hatırlaması da zorlaşıyordu.

Tam bu dönemde psikologlar, insanların kısa süre içinde ne kadar bilgiyi akıllarında tutabildiğini araştırmaya başlamıştı. Bu araştırmaların en ünlülerinden birini George A. Miller yaptı. Miller, 1956 yılında “Sihirli Sayı Yedi, Artı ya da Eksi İki: Bilgi İşleme Kapasitemizin Bazı Sınırları” başlıklı makalesini yayımladı.

Miller’ın ele aldığı deneyler, insanların kısa süre içinde sınırlı sayıda öğeyi ayırt edebildiğini ya da hatırlayabildiğini gösteriyordu. Sonuçlar çoğu zaman yaklaşık yedi civarında toplanıyordu. Bu nedenle Miller, kapasiteyi kabaca 7 ± 2, yani beş ile dokuz öğe arasında ifade etti.

Çalışma belleğimiz dünyayı algılamamız ile bu konudaki uzun süreli belleğimiz arasında bir filtre görevi görür. Eğer tüm duyuları ya da düşünceleri uzun süreli belleğimizde depolasaydık kısa süre içinde gereksiz bilgiler arasında boğulurduk.

Peki Ama Neden Yedi Rakamı, Artı ya da Eksi İki?

Miller’ın ele aldığı deneylerde sonuçlar çoğu zaman yaklaşık yedi civarında toplanıyordu. Bu nedenle bellek kapasitesi zamanla 7 ± 2, yani beş ile dokuz öğe arasında ifade edilmeye başlandı.

Ancak Miller’ın dikkat çektiği asıl nokta yalnızca kaç öğeyi hatırlayabildiğimiz değildi. Ona göre belleğin kapasitesini belirleyen şeylerden biri de bilgiyi hangi birimler hâlinde algıladığımızdı.

Zihin, birbirinden ayrı öğeleri daha büyük ve anlamlı parçalar hâlinde birleştirebilir. Böylece aynı miktardaki bilgiyi daha az sayıda birim olarak işleriz. Psikolojide bu yönteme chunking, Türkçede ise gruplandırma ya da öbekleme denir.

Örneğin 1 – 9 – 2 – 3 – 1 – 9 – 3 – 8 dizisini sekiz ayrı rakam olarak hatırlamak zor olabilir. Ancak bunu 1923 – 1938 biçiminde iki tarih olarak algıladığımızda işimiz kolaylaşır. Çünkü artık sekiz bağımsız rakamı değil, iki anlamlı birimi aklımızda tutarız.

Gruplandırma sırasında bilgi miktarı azalmaz. Değişen şey, zihnin bu bilgiyi nasıl düzenlediğidir. Çok sayıda küçük öğe, daha az sayıda anlamlı birime dönüştürülür. Böylece çalışma belleğinin sınırlı kapasitesi daha verimli kullanılır.

Sonuç olarak

Bir çalışanınızdan, bir öğrencinizden ya da markete alışveriş yapması için gönderdiğiniz çocuğunuzdan belli bir bilgiyi aklında tutmasını istiyorsanız, istediğiniz bilginin kaç tane maddeden oluştuğuna dikkat edin. İnsan beyninin bir sınırı olduğunu kabul edin. En iyisi bu bilgiyi ona ya gruplandırarak verin ya da ezberleme alternatifi bir yöntem deneyin.

Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu