Aktüel Dünya

Sıfır Toplam Yanılgısı: Hayatta Her Şey İçin Yarışmak Gerekmez!

Birinin kazancını neden çoğu zaman kendi kaybımız gibi algılarız?

Bir iş arkadaşınız terfi ettiğinde kendi yükselme ihtimalinizin azaldığını düşündüğünüz oldu mu? Ya da başka bir ülkenin ekonomik olarak güçlenmesini, kendi ülkenizin kaybı gibi değerlendirdiniz mi? Bu düşüncelerin temelinde, birinin kazancının mutlaka başka birinin kaybı olduğu varsayımı yatar. Psikolojide bu eğilim sıfır toplam yanılgısı olarak adlandırılır.

Kavramın kökeni oyun teorisine dayanır. Oyun teorisi, insanların ve kurumların karşılıklı kararlarını ve bu kararların sonuçlarını matematiksel modeller yardımıyla inceler. Bu alandaki temel kavramlardan biri de sıfır toplamlı oyundur.

Sıfır toplamlı oyunlarda oyuncuların toplam kazancı, toplam kayba eşittir. Bir oyuncunun kazandığı miktar, başka bir oyuncunun kaybettiği miktardan gelir. Örneğin poker masasındaki para sabitse, bir oyuncunun kazancı diğer oyuncuların kayıplarından oluşur. Benzer biçimde, yalnızca bir kişinin kazanabileceği bazı yarışmalar da sıfır toplamlı bir yapıya sahiptir.

Ancak günlük hayattaki bütün ilişkiler böyle işlemez. İnsanlar iş birliği yaparak, bilgi paylaşarak, yeni ürünler geliştirerek veya ticaret yoluyla toplam kazancı artırabilir. Başka bir deyişle, taraflardan birinin kazanması diğerinin kaybetmesini her zaman gerektirmez.

Sıfır Toplam Yanılgısı Nedir?

sıfır-toplamlı önyargı, insanların sınırlı bir kaynak için rekabet olduğunu düşünmelerine neden olur.

Sıfır toplam yanılgısı, gerçekte sıfır toplamlı olmayan durumları kazananlar ve kaybedenler arasında geçen bir mücadele gibi görmemize yol açar. Bu düşünceyi çoğu zaman “Senin kazancın benim kaybımdır” ya da tersinden “Senin kaybın benim kazancımdır” sözleriyle özetleyebiliriz.

Bu yanılgının temelinde, kaynakların değişmez ve sınırlı olduğu düşüncesi vardır. Kişi, birinin daha fazla kazanmasının başkalarına daha az fırsat bırakacağını varsayar. Ekonomistler bu düşünceyi sabit pasta yanılgısı olarak adlandırır.

Oysa birçok durumda insanlar yeni kaynaklar ve fırsatlar yaratabilir. Teknolojik gelişmeler üretimi artırabilir, eğitim insanlara yeni beceriler kazandırabilir, bilgi paylaşımı ise yeni fikirlerin doğmasını sağlayabilir. Bir kişinin bilgi edinmesi, başkalarının yararlanabileceği bilgi miktarını azaltmaz. Tam tersine, insanlar bilgiyi paylaştıkça bilgi çoğalır.

Çocukken kardeşleri veya arkadaşlarıyla oyuncakları paylaşma, kutudaki son şekeri kapma ya da bir yolculuk sırasında öne kimin oturacağı konusunda tartışan herkes, farkında olmadan sıfır toplamlı düşünceyi deneyimlemiştir.

Örneğin Ayşe ve Mehmet aynı terfi için yarışıyor olsun. Ayşe, terfiyi kendisi alırsa Mehmet’in mutlaka kaybedeceğini düşünür. Bu yüzden Mehmet’i yalnızca rakip olarak görür, bilgiyi paylaşmaz ve bütün dikkatini onu geride bırakmaya verir.

Oysa şirkette başka pozisyonlar açılabilir ya da yönetim ikisinin farklı becerilerinden yararlanabilir. Ayşe sıfır toplamlı düşünmeyi bıraktığında, iş birliğinin hem kendi başarısını hem de ekibin performansını artırabileceğini fark eder.

Sıfır toplam yanılgısı siyaseti de etkiler. Bazı insanlar, bir grubun, bireyin ya da kurumun meşruiyet kazanmasının diğerlerinin meşruiyetini azalttığını düşünür. Oysa farklı siyasi görüşlerin ve kurumların bir arada bulunması demokratik sistemi güçlendirir. Bu yanılgıya kapılan kişiler, rakip bir tarafın güç kazanmasını kendi taraflarının zayıflaması olarak yorumlar.

İnsanlar Neden Sıfır Toplamlı Düşünür?

İnsanların sıfır toplamlı düşünmesinin nedenlerinden biri, zihnin karmaşık ilişkileri basitleştirme eğilimidir. Kazanan ve kaybedenlerden oluşan bir tabloyu anlamak, karşılıklı çıkarların ve değişken koşulların bulunduğu karmaşık bir sistemi değerlendirmekten daha kolaydır.

Kıtlık deneyimi de bu düşünceyi güçlendirir. Kaynakların gerçekten sınırlı olduğu koşullarda bir kişinin daha fazla pay alması, diğerlerine daha az pay kalması anlamına gelir. Bu nedenle ekonomik güvensizlik yaşayan kişiler, işleri, parayı veya toplumsal statüyü değişmez bir toplam olarak görmeye daha yatkın olur.

Kıskançlık ve statü kaygısı da benzer bir etki yaratır. Başkasının başarısını kendi değerimize yönelik bir tehdit olarak algıladığımızda, onun kazancını kendi kaybımız gibi değerlendirebiliriz.

Her Durum Sıfır Toplamlı Değildir

Sıfır toplam yanılgısından kaçınmak, her durumda herkesin kazanacağını varsaymak anlamına gelmez. Bazı kaynaklar gerçekten sınırlıdır. Bir yarışmada yalnızca bir kişi birinci olabilir, tek bir kadro için yalnızca bir aday seçilebilir.

Ancak birçok durumda seçenekler bundan ibaret değildir. Bu nedenle bir durumu değerlendirirken önce şu soruyu sormak gerekir: Bir tarafın kazancı gerçekten diğer tarafın kaybını mı gerektiriyor, yoksa daha iyi bir sonuç üretmek mümkün mü?

Hatalı düşünme biçimlerini tanımak, daha sağlıklı ve bilinçli kararlar almamıza yardımcı olur. Böylece yalnızca kendi düşünce hatalarımızı fark etmekle kalmayız; başkalarının mantıksal yanlışlarını da daha kolay görebiliriz.

Sıfır toplam yanılgısı gibi bilişsel hatalar çoğu zaman içgüdüsel biçimde ortaya çıkar ve fark ettirmeden düşüncelerimizi etkiler. Ancak farkındalık geliştirmek ve eleştirel düşünmeyi alışkanlık hâline getirmek, bu yanılgıların etkisini azaltır.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • *Roberts R, Davidai S. The psychology of asymmetric zero-sum beliefs. J Pers Soc Psychol. 2022 Sep;123(3):559-575. doi: 10.1037/pspi0000378. Epub 2021 Nov 11. PMID: 34766807.
  • Meegan DV. Zero-sum bias: perceived competition despite unlimited resources. Front Psychol. 2010 Nov 5;1:191. doi: 10.3389/fpsyg.2010.00191. PMID: 21833251; PMCID: PMC3153800.
  • *The Zero-Sum Bias: When People Think that Everything is a Competition. Bağlantı: https://effectiviology.com/zero-sum-bias/
  • *Peetz, J. Legitimacy as a zero-sum game. Presidential populism and the performative success of the unauthorized outsider. Contemp Polit Theory 19, 642–662 (2020). https://doi.org/10.1057/s41296-019-00375-3

Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu