Aktüel Yorum

Bugünden 9 Mart darbe girişimine ve 12 Mart 1971 darbesine bakmak!

12 Mart 1971… 12 Eylül Darbesi’nin tamamladığı “yarım” kalmış darbenin simgeleştiği bir tarih.

Askerin, halkların uyanışına ve özgürlüklere karşı nasıl bir tutum içinde olabileceğini, 12 Mart 1971 Darbe Şefi General Memduh Tağmaç’ın, “Sosyal uyanış, ekonomik gelişmeyi aştı, önünü kesmek gerekir… Sosyal uyanışın temelinde ekonomik nedenler aramak komünistlerin uydurmasıdır. Tüm olaylar anayasanın özgürlükçü özünden çıkmaktadır. Bu anayasa ve özgürlüğe açık yasalar değiştirilmeden olayların üstesinden gelinemez” cümleleriyle hatırlatan bir tarih.

Reklam

1969 sonlarında Amerikan yetkililerini ve onların isteği üzerine ‘devrimcileri cezalandırma’ sözü veren Başbakan Süleyman Demirel ve gibilerinin kendi gençliği karşısındaki gerçek tutumunu hatırlatan bir tarih.

Aynı politikacıların 12 Mart darbecilerine parlamentoda direnmedikleri gibi darbe muhtırasını meclis kürsüsünden okuyabilecek kadar demokratik değerlere ne kadar bağlı olduklarını (!) hatırlatan bir tarih de…

9 Mart 1971 Darbe Girişimi

Reklam

12 Mart Darbesi, 1960’lı yıllarda yükselişe geçen sol, devrimci hareketliliğin 15-16 Haziran 1970 işçi direnişi ile sıçrama kaydeden, ‘ekonomik gelişmeyi aşan sosyal uyanışın önünü kesen’ bir askeri darbe değildi sadece.

Asker ve bürokrasi içerisinde sol toplumsal iklimin etkisiyle görece ‘ilerici, devrimci’ görüntü veren bir eğilimin tasfiyesiydi de.

Emperyalizmin dünya deneyiminden yararlanan oligarşik muktedirler daha bir donanımlı idi.

Ordudaki işbirlikçilerinin bir kısmı kendilerini ‘ulusçu-devrimci’ olarak pazarlayarak, ordunun alt kesimlerindeki ‘solcu, ilerici’ subayların olası kontrol dışı bir harekete girişimlerini engelledikleri gibi Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur gibi kendi adamları etrafında örgütlenmesine göz yumacaklardı.

Böylece ordu içinde çok sayıda ‘solcu, ilerici’ subayın bağımsız bir örgütlenmeye gitmesi engellenecek, tüm subaylar fişlenecekti.

Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk gibi aydınların, yazarların öne çıktığı “sivil” çevre ve 27 Mayıs Darbesi‘nin başta gelen liderlerinden Emekli Orgeneral Cemal Madanoğlu’nun önayak olduğu askeri çevre ise o yıllarda antiemperyalist, ulusçu, reformcu ve devrimci bir Kemalizm yanılsaması ile, “sol” 9 Mart cunta oluşumunu destekleyecekti.

9 Mart “sol” darbe girişimi buydu!

12 Mart 1971 Askeri Darbesi 

12 Mart 1971 günü saat 13.00’de TRT radyolarında okunan muhtıra ile ilan edilen 12 Mart Darbesi’nin “sol” gösterip sağ vuran faşist bir darbe olduğunu fark edemeyen bu subayların desteği ile darbe yapılacaktı.

Memduh Tağmaç - Faik Türün.jpg
12 Mart Darbe şeflerinden Memduh Tağmaç, İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Faik Türün

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Celal Eyiceoğlu’nun imzasını taşıyan 12 Mart Muhtırası, ‘meclis ve hükümetin görevini yapmadığını, Atatürk’ün işaret ettiği uygarlık seviyesine ulaşma hedefinden sapıldığını, bu durumun düzeltilmesi için derhal partiler üstü bir hükümet kurulması gerektiğini, aksi taksirde ordunun idareyi doğrudan ele alacağını’ ilan ediyordu.

Faruk Güler -Muhsin Batur.jpg
Kara Kuvvetleri Komutanı orgeneral Faruk Gürler, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhsin Batur

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Sunay üzerinden Başbakan Süleyman Demirel‘in istifası sağlanarak Adalet Partisi hükümeti geri çekilecek, asker vesayetinde, CHP Milletvekili Nihat Erim‘in başbakanlığında asker teknokrat bir hükümetin kurulması sağlanarak geniş kapsamlı bir operasyon yapmak için zaman kazanılacak ve kandırılan “ilerici” subaylar hızla tasfiye edilecekti.

Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Darbe öncesi Başbakan Süleyman Demirel İkilisi ve ayrıca Darbenin ilk Başbakanı Nihat Erim.jpg
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, darbe öncesi dönemin başbakanı Süleyman Demirel ve ayrıca darbenin ilk başbakanı Nihat Erim

1950’lerden itibaren ülkede yeni sömürgecilik geliştirilmiş, emperyalizm “iç olgu” olmuştu. Siyasal güç ilişkilerinde çok şey değişmiş, asker de ‘araziye’ uymuştu. Cemal Madanoğlu, Doğan Avcıoğlu, İlhan Selçuk gibi kaybeden Kemalist asker-sivil zümrenin önde gelenlerinin ayakları Ziverbey köşkü adlı işkencehanede yere değecekti.

Cemal Madanoğlu - Doğan Avcıoğlu.jpg
Sol darbe girişimi liderleri Emekli Orgeneral Cemal Madanoğlu ve Doğan Avcıoğlu

12 Mart ve 1971 devrimci direnişi 

12 Mart faşist darbesine karşı tek bağımsız tavır 1971 devrimci direnişçilerinden gelecekti…

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil‘lerin “acelesi” vardı, “erken” davranacak harekete geçeceklerdi…

Sol grupların ‘9 Mart sol darbe girişimi de içinde, darbelere karşı nasıl tutum almalı?’ toplantısından ‘sol da gelse sağ da gelse bize vurur’ gerekçesiyle çekilen ve ‘darbeye direnmek için hazırlık zorunluluğu’ içinde olan Mahir Çayan ve arkadaşları, Deniz’leri frenleyemeyince, 12 Mart Darbesi’nden kısa bir süre sonra onlar da harekete geçme zorunda kalacaktı.

Bu arada Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan yakalanmışlar ve ‘ip’in altındaydılar.

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı kurtarmak için Mahir Çayan ve yoldaşlarınca, 17 Mayıs 1971’de İsrail Başkonsolosu Elrom’ın kaçırılmasından sonra, “Balyoz” adı verilen harekât üzerinden Amerikancı 12 Mart Darbesi sürece hâkim olacak, toplumsal muhalefeti, ordu ve devlet bürokrasisi içindeki ‘ilerici’ güçleri hızla tasfiyeye yönelecekti.

30 Haziran 1971’de Alpaslan Özüdoğru, Kadir Manga ve Sinan Cemgil Nurhak dağlarında katledilecekti.

1 Haziran 1971’de Maltepe’de bir evde kuşatmaya alınan Hüseyin Cevahir katledilecek, Mahir Çayan yaralı ele geçirilecekti.

Maltepe Askeri Cezaevi’nden firar etmelerinden sonra, Mahirlerin 12 Mart Darbesi’ne karşı direnişi, Deniz’lerin idamını engelleme tarihsel, toplumsal, siyasal zorunluluğuyla birleşecekti.

Maltepe Cezaevi firarından sonra bölünme ve iç ihanetin kuşatıcı ve ağır baskı koşullarında, Ulaş Bardakçı İstanbul’da, Koray Doğan Ankara’da katledilecekti.

30 Mart 1972’de Mahir Çayan ve 10 yoldaşı ise Kızıldere’de katledilecekti.

6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan asılacaktı.

Bu olanları, Doğu Perinçek‘ten kopan İbrahim Kaypakkaya‘nın yoldaşları ile birlikte Dersim dağlarında yakalanışı, ideolojik serüveni, işkence altında destansı direnişi ve katledilmesi izleyecekti.

12 Mart Darbesi ve Kürtler!

Darbe olur da Kürtler nasibini almaz mı?

12 Mart 1971 Muhtırası’ndan kısa bir süre sonra, 26 Nisan 1971’de Devrimci Doğu Kültür Ocakları (DDKO) kapatılır ve yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu tutuklanarak Diyarbakır Cezaevi‘ne konur.

12 Mart 1972 darbesinden sonra Diyarbakır'da açılan DDKO davası... İsmail Beşikçi.jpg
12 Mart 1972 darbesinden sonra Diyarbakır’da açılan DDKO davası ve yargılananlar arasında İsmail Beşikçi

Bilim insanı/sosyolog İsmail Beşikçi‘den başka, kimi Kürtleri aydınları, TKDP, T-KDP üyeleri de Diyarbakır Cezaevi’nde konur.

Tutuklananların bazıları için TCK’nın 125’inci maddesi uyarınca idam cezası istenir, fakat daha sonra bu şartlar oluşmadığından 141’inci madde uyarınca 15 yıla kadar ağır cezalarla cezalandırılmaları talep edilir. …

 

(Devamı edecek…)        

Celalettin Can

78'liler Girişimi Sözcüsü, HDP MYK ve PM Üyesi
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu