
DİLZAR DÎLOK: Pompei…
Ahlakın ve ahlaksızlığın tanımı, toplumsallığa göre inşa edilir. Toplumsallığın ve toplumun çıkarına olmayan, onun varlığını ve sürekliliğini sağlamayan her şeyi “ahlaki olmayan” kapsamında algılarız. Ahlakın tanımı uzun yıllar boyunca kadın etrafında oluşturulan cinsiyetçi zihniyetle kodlanmış; erkeğin kadın gibi olanı ve kadının da namussuz olanı(!) anlatılmış ahlaksız kavramı dile getirilirken. Kadın cinselliğine sıkıştırılarak kısırlaştırılan bir namus/ahlak tanımı, toplumun ahlaki doğasından sıyrılarak simgesel/sanal toplum durumuna düşürülmesinde rol sahibi olmuş.
En ahlaksızların iktidarı
Oysa inşa edilen her şey gibi bu anlamın da, istismar da edilebilen esnek zekanın bir ürünü olarak ortaya çıktığını görmek zor değil. En büyük ahlaksızlık iktidar olmaktır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nde iktidar olanların cumhuriyet tarihinin en ahlaksız uygulamalarına sahip oldukları gerçeği bunu kanıtlıyor. Dahası ahlaksızlığı yeni bir ahlakmış gibi topluma empoze etmeye çalışırken iktidarın askeri ve ideolojik zorunun kullanıldığı da başka bir gerçek. Darbe kavramının 15 Temmuz’dan bu yana hem vurarak hem de vurma korkusu yaratarak sonuç alma şeklinde ortaya çıkan her iki anlamı da kapsaması, bu zorun inşasını anlatmaya yeter.
AKP-MHP: Ahlaksızlığın tam tanımı
İktidar ahlaksızlıktır. Mülkiyetten, hırsızlıktan, cinayetten, yalancılıktan ve daha birçok kötü davranıştan daha büyük bir ahlaksızlıktır. Çünkü hepsini kapsamakta, sistemlileştirmekte ve kurumsallaştırmaktadır. AKP-MHP iktidarı icraatlarının çalakalem bir pratik dökümü yapılsa ortaya çıkacakların tam da bu tanımı oluşturduğu görülür. Aile boyu hırsızlığın, sahtekarlığın, günlük olarak artan olayların da ötesinde sistemli tecavüzün, şiddetin, riyakarlığı siyaset bilmenin, katliamın her türlüsünün, soykırımın tüm boyutlarının ve daha sıralayamayacağımız birçok kirli, ahlaksız uygulamanın sahibidir bu iktidar. Tek bildiği söylem “devletin bekası” olan, kara bir milliyetçilikle bu gözü kararmışlığı çirkince kullanan din istismarcısı bir sonradan görmeliğin birleştiği AKP-MHP faşist iktidarı, ahlaksızlığın tam teşekküllü tanımıdır.
Türkiye toplumunun eğitim, sağlık, yaşam kalitesinin çok gerilediği, bunun ötesinde yaşamın anlamının giderek kaybedildiği, anlamın insan tanımının çok çok gerisine çekildiği bu dönemde iktidarın yarattıklarını görmek için hepsi TRT haline gelmiş olan TV kanallarına birkaç dakika göz atmak yeterlidir. Mehter marşıyla kendinden geçerek haber okuyan saray soytarılarıyla ya da okuduğu metne çaresiz mahkum olanları istisna sayıp dışında tutmamıza rağmen bu böyledir. Kapatılan kanalların yerini doldurmaya çalışan programlar, iktidarın ahlaksızlığını, yozlaşmasını göstermeye yetecektir. Zira bu iktidarla yaşamanın tek şartı, aynı ahlaksızlığı yaşadığını iktidara ispat etmektir.
Pompei’nin hikayesi
Tarihte yozlaşmanın yaşandığı yerler ve dönemlere dair ilginç öyküler/efsaneler anlatılır. Pompei bunlardan biridir.
Pompei, çok fazla yüksek olmayan Vezüv Yanardağı’nın patlaması sonucu küle dönmüş olan üç kıyı kentinden biridir. Bu yanardağ, son iki yüzyıl içinde de birkaç defa harekete geçmiş olsa da, esas olarak Vezüv adını tarihe yazdıran, Milattan Sonra 79 yılında gerçekleşen ve eskiye dair her şeyi kül eden büyük volkanik patlamadır. Çünkü bu patlama, Pompei, Stabia ve Herculaneum denilen kentleri haritadan silecek kadar büyükmüş. Destana göre Herkül gelip kurduğu için bu kentlerden birine kendi adını vermiş. Akıbet odur ki Herkül kurup kendi adını vermiş olsa da, o kentler yıkımdan ve küle dönmekten kurtulamamış.
Spartaküs’ün ateşten özgürlük dağı
Vezüv Yanardağı, Pompei’nin kül olmasından önce de ünlüymüş. İlk gerilla olan Spartaküs, milattan önce 73 yılında gerilla savaşının ilk örneği sayılan eylemlerini gerçekleştirmeden önce yüze yakın gladyatör arkadaşıyla birlikte sıkıştırıldığı kafesleri parçalayıp kaçarak Vezüv Dağı’na çıkmış. Volkanik dağ deyip geçemiyoruz. Ateşten bir özgürlük dağı söz konusu olan.
Gün gelmiş özgürlük gerillası Spartaküs ve arkadaşlarının sırtını dayadığı Vezüv Dağı patlamış ve tüm ahlaksızlıkları kül etmiş. Dağ taş dayanamamış ahlaksızlıklara. Patlamış ve volkanik lavlar tüm ahlaksızlıkları katıp önüne yakmış, kül etmiş, alıp götürmüş. Efsane böyle…
Yakıp kül etmiş etmesine ama bir anlamda da yeni olanın yaratılması için imkan yaratmış. Rivayete göre ahlaksızlıklar üzerine kurulu olan kent, kendi küllerinden kendini yeniden yaratmayı başarmış. Bugünün Pompei’si ise özerk bir bölgede ve yıkılan Pompei’yi de içine alan bir komün. Ahlaksız iktidarlar nasıl zehirliyorsa toplumu, özerk ve komün sistemler de panzehir oluyor anlaşılan.
AKP-MHP iktidarı, ahlaksızlığın dibe vurduğu bir dönem inşa etti. Bu ahlaksızlığı ancak ahlaklı olanlar yıkabilir. Dağın dayanamadığı ahlaksızlıklara toplum hiç dayanamaz. Sesi duyulmayınca sustu sanılır, sindi sanılır ancak özgürlük dağlarına sırtını veren toplumlar hiçbir şekilde dayanamaz ahlaksız iktidarlara. Dağ da patlar, halk da.
