Aktüel Yorum

Akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça

Haksızlıklara karşı başkadırının, gasbedilen özgürlüklerin geri almasının, tutsak edilen bedenlerin isyanının, açlığa başkaldırının, ölüme meydan okumanın onurlu duruşunun adıdır Açlık Grevi.
Direnişle bedenlerin yok edilişinin, düşünceleriyle devrimci değerlerin var oluşunun, ölümlere karşı ölümsüzlüğü var etmenin adıdır Açlık Grevleri.

Türkiyede artık tüm alanlar cezaevlerine dönüşmüştür. Haksızlıklara uğrayan insanların başvuracakları hukuk çay bahçelerinde buhar olup uçmuştur. Halkın en demokratik hak arama yöntemi muhalefet özürlüsü CHPe iktidarının da yardımla dinci Erdoğan diktatörlüğünce gasbedilmiştir.

Reklam

Tek adamlığa oynayan ve yok etme politikasına kürtler, aleviler, solcuların yanında, kendini iktidara taşıyan ortağı Gülencilerede uygulayan Erdoğan, karşısında sayıları binleri bulan Gülenci taraftarına en aşağılık uygulamaları layik görmüş ama bu Fetocu sürü bütün bu aşağılık uygulamaları sineye çekip, hiç bir direnme göstermeden teslim olmuşlardır.

Gülene putperest gibi tapan, ama Gülen güç kaybedince korkusundan sesini kesen, fırsat buldukça da Avrupaya kaçıp, ABD ye sığınan yada Erdoğana biat eden Fetocu sürüsü, emek vermeden çaldığı tüm değerleri, akademik alanları, devlein tüm katmanlarını, korkakca Erdoğana teslim etmiş aşağılık bir şekilde, kişiliksiz, kimliksiz dersdest edilmiştir.

Ama direnme devrimci bir eylemdir. Paraya, dine, güce tapan, devrimcı ahlağa sahip olmayan insan işi değildir. Bugün Erdoğanın gücüne tapanlar yarın Erdoğanı da Feto gibi yapacaklardır.

Reklam

İnsan olmak için, ilerici, devrimci olmak gerekir. Hak hukuk insan haklarına saygılı, bir birey olmak gerekir. Haksızlıklara karşı direnmek, emeğinin değerini bilmek, ona sahip çıkmak devrimci insana has bir özelliktir.
Bu nedenledir ki,
Yıllarca emek verip, okuyan ve işleri elinden alınan, akademisyen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, tüm baskı tutuklama ve tehditlere rağmen, direnmeyi seçmişlerdir.

Insan olmak, bir birey olmak, onurlu olmaktan geçmektedir. Duruşları, alın terinin helallığının simgesidir. Paraya, dine tapan, her tür ahlaksızlığı yapıp, Türkü Cumhuriyetlerinden diploma kapan, sahtekarlıkla doktor, prof ünvanı olanlar gibi değildir.

Açlık grevinde olan akademisyenler varlıklarını, ilime bilime, onurlu devrimcı direnişlerine borçludurlar. Onlara baktığımızda hepimiz onurlu duruşunun yolu, para pul kariyer iktidar kapmaktan, biat etmekten değil, daha zor olduğunu gördüğümüz devrimci direnişten geçmektedir.

Geleceğın aydınlık yüzlerı onlardır. Insan olmanın, tek ama tek yolu, onların sergilediği bu onurlu duruşu selamlamak, onlarla olduğumuzu haykırmaktır.

Erdoğanın tüm güçlerı onları yok etmeye başaramayacaktır. Defalarca tutuklanmaları alın terlerine emeklerine sahip çıkmaları, Erdoğan gibilerinın gasbettikleri hakların, kaybolmayacağının göstergesidır. Hırsızlıkla, ahlaksızlıkla elde edinilen güçler, kaybetmeye mahkumdurlar

70 gündür Açlık Grevinde olan devrimci Nuriye Gülmen ve Semih Özakçanın isyanın, ölüme meydan okuyuşunun sesidir. Ama bizler bu devrimci direnişçilerin yanlarında durarak, onlara yapılan haksızlıklara ses olmak, gelecek aydınlık günlerde onlarıda aramızda sağlıklı görmeyı dilemek ve bunun için onlar kadar çaba göstermek zorundayız.
Insan olmak, tüm insani değerlere ve devrimci insanlara sahip çıkmakla olur.

Nebahat Dertli
Yazar

12. 05. 2017

Bir cevap yazın

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu