Aktüel Dünya

“Türkiye ve Suriye’de tablo ortadayken ‘silah bırakın’ çağrısı yapmak gerçekçi değil” – Gökhan Bacık

Ergun Babahan'la Gidişat - Ahvalnews

Türkiye yeniden tehlikeli bir sürecin içerisinde… Çok sayıda seçilmiş belediye başkanı görevden alınan ve hapse atılan, binlerce üyesi cezaevine konulan HDP, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “kapatılsın” çağrılarıyla yine iktidarın hedefinde.

HDP’li 25 milletvekiline ait dokunulmazlık dosyası Meclis Başkanlığı’na gönderildi. Fezlekeler, Karma Komisyon’dan geçmesi durumunda Meclis Genel Kurulu’nda oylanacak.

Reklam

Ahval Türkçe editörü Ergun Babahan, Gidişat’ta siyaset bilimci Gökhan Bacık’la HDP’nin yeniden hedefe konulmasını konuştu.

Gökhan Bacık’ın değerlendirmeleri şöyle:

“İstanbul seçimlerini bir milat kabul edersek Erdoğan, Kürt siyasetindeki baskıyı artırırsa burayı parçalayabileceğini, buradan yürüyebileceğini düşünüyor.

Reklam

Burada dönüp muhalefete bakmamız gerek, muhalefetin bu zokayı yutmaması gerekiyor. Türkiye’nin temel problemi nedir muhafet için?

AKP iktidarının Türkiye’yi bir ekonomik yıkıma, otoriterleşmeye götürdüğü ve ondan kurtulmak mı?

Yoksa muhalefet içerisindeki bazı milletvekili ve parti yöneticisi öbekleri için temel problem Erdoğan’dan da daha önemli Kürt siyasetinin öne çıkması mı?

Böyle bir ikilemle karşı karşıyayız.

AKP’nin karşısında bir muhalefet görüyoruz ama merceği büyüttüğümüzde muhalefetin içerisinde Kürt meselesini Türkiye’deki siyaset için Erdoğan’ın yaptıklarından daha endişeli gören gruplar var.

İYİ Parti’nin içerisinde özellikle bunlar var ama CHP’de de var.

Özellikle CHP’yi analiz ettiğiniz zaman şunu net söyleyelim: Buralarda alenen ırkçılık yapılıyor, Suriyeliler konusunda, Kürtler konusunda.

Türkiye güvenlik endişesiyle dağdaki Kürtleri veya cemaat mensuplarını “terörist” olarak tanımlayabilir, bu politik bir tercih.

Ama siz düşman gördüklerinizi böcekleştirirseniz o zaman başka bir düzleme gideriz.

Türkiye toplumu ve Türkiye siyaseti Kürt meselesini çözülmesinden ziyade ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak görüyor. “Yani Kürtler bir gün kopacak, bunu durdurmamız lazım” psikolojisiyle bakıyorlar meseleyi.

Türkiye bu meseleye akılcı bir çözüm bulmazsa sadece kaotik yapı devam eder ama Türkler de Kürtler de kendini kandırmasın, bir sorun çözülmediği zaman, maalesef o sorunun derinleştiği durumlar söz konusu olabiliyor.

Türkiye’de şöyle bir laf var: “PKK silah bıraksın.”

Bu güzel bir laf ama dinamikler dururken aktörlere nasihat vermenin anlamı yok. Suriye’de bu siyaset dururken, Türkiye bu kadar otoriterken, Türk siyaseti Kürtlere bu kadar bakarken, siz kalkıp Kürtlere “PKK silah bıraksın” derseniz, iyi bir laf etmiş olursunuz ama bu olmaz.

Ortada bir parti var HDP, bu parti siyaset yaptığını ispat etmek için alttan alıyor, düşük profilli liderlerle çalışıyor, belediye başkanları görevden alınıyor, şimdi de partinin kalanlarını meclisten atacaksınız.

O zaman şunun sorulması lazım: Biz seçilmiş HDP belediye başkanlarına dünyayı dar edersek, onları ofislerinden toplayıp hapse gönderirsek, milletvekillerini de sopayla kovalarsak, “PKK silah bıraksın” söylemini teşvik edecek dinamikler mi üretiyoruz, yoksa bu yaptıklarımız tam aksine şu kanaati mi oluşturur insanlarda, deli misin niye silah bırakılıyor?

Evet siyasette aktörler önemlidir ama yapılara bakmak lazım, Suriye’de bu siyaset dururken, Türkiye’nin siyaseti böyle giderken, HDP’nin belediye başkanları hapse atılırken, milletvekilleri meclisten kovalanırken, siz bir de bunları “PKK silah bırakmıyor” diye yapıyoruz derseniz çok dramatik bir duruma düşersiniz.

KCK’nın kurulması Türkiye’de entelektüel bir buhrana yol açtı. Türkiye’deki devlet “Kürt sorununu çözmek için sadece demokratikleşmek yetmiyor, bir de bölgedeki yeni duruma uymam gerekiyor” diyor. Şu an bunu çözecek bir potansiyeli yok Türkiye’nin.”

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu