Aktüel Yorum

Trump–Netanyahu Buluşması: Yeni Ortadoğu Satranç Tahtasında Türkiye’nin Yeri

Florida’nın sıcak Aralık akşamında gerçekleşen Trump–Netanyahu zirvesi, sadece iki liderin buluşması değil, Ortadoğu’nun geleceğini şekillendirecek bir “strateji toplantısı”ydı. Mara Lago’daki görüşme, hem Gazze savaşının ardından bölgesel dengeyi yeniden kurma çabası hem de ABD’nin eski–yeni siyasetinin sınavı olarak dikkat çekti.

Gazze’de Ateşkesin “İkinci Aşaması”

Görüşmenin merkezinde Gazze vardı. Trump, Hamas’ın silahsızlanmasını ateşkesin “ikinci aşamasına geçiş” için zorunlu gördü. Netanyahu ise bu şartı memnuniyetle karşıladı. İki lider, “kalıcı güvenlik mimarisi” olarak tanımladıkları yeni bir plan üzerinde durdu: Gazze’nin uluslararası barış gücü kontrolüne devri, yeniden inşa fonunun denetlenmesi ve Hamas sonrası idari yapının şekillendirilmesi.

Ancak masadaki bu umutlu tablo, bölgede hâlâ süren insani krizin gölgesinde kalıyor. Filistin tarafında güven yok, İsrail iç siyasetinde ise “yumuşama” kelimesi hâlâ tabu.

İran: Değişmeyen Tehdit Algısı

Trump, görüşmede İran’ın nükleer faaliyetlerini “Ortadoğu barışının önündeki en büyük tehdit” olarak tanımladı. Netanyahu da aynı dili kullandı; İran’ı “terörü besleyen rejim” olarak niteledi. Washington’un olası bir sertleşme sinyali, Tahran’da gerginliği yeniden tırmandırabilir. Bu bağlamda ABD–İsrail hattı, 2018 öncesi agresif tonuna geri dönüyor gibi.

Rojava İddiaları: Diplomasi mi, Dedikodu mu?

Zirve sonrasında bazı çevrelerde, Netanyahu’nun görüşmede Türkiye’nin olası Rojava operasyonuna müdahale etme konusunu gündeme getirdiği yönünde iddialar dolaştı. Bu söylentiler özellikle bölgesel medya ve sosyal platformlarda yankı buldu.

Ancak dikkat çekici olan şu: Hiçbir güvenilir uluslararası ajans (Reuters, AP, The Guardian) veya resmî açıklama bu iddiayı doğrulamadı. Ne Trump’ın ne de Netanyahu’nun açıklamalarında Rojava, QSD ya da Suriye’nin kuzeyine dair açık bir vurgu bulunmadı. Dolayısıyla bu iddia şu aşamada spekülatif bir bilgi olmaktan öteye geçemiyor.

Yine de bu söylentinin varlığı bile, Ankara’nın olası bir Rojava operasyonunun bölgesel aktörlerce ne kadar yakından izlendiğini gösteriyor.

Türkiye–İsrail Hattı: Soğuyan İlişkilere “Trump Dokunuşu”

Trump, zirvede Türkiye’ye dair dikkat çekici bir dil kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “saygı duyduğunu” ve Netanyahu’nun da bu görüşte olduğunu söyledi. Ayrıca Türk askerlerinin olası Gazze barış gücüne katkısına sıcak baktığını dile getirdi.

Bu açıklama, son yıllarda inişli çıkışlı seyreden Türkiye–İsrail ilişkilerinde yeni bir diplomatik sayfa açma arayışına işaret ediyor. Washington, Türkiye’yi dışlamak yerine onu dengeleyici bir aktör olarak masada tutmak istiyor. Ankara’nın da bunu fırsata çevirmek istediği anlaşılıyor.

Suriye ve Ahmet el-Şara Faktörü

Trump’ın Suriye dosyasına bakışı da değişmiş görünüyor. Suriye’nin yeni lideri Ahmet el-Şara için olumlu ifadeler kullanan Trump, “DEAŞ’la mücadelede önemli bir partner” tanımlamasını yaptı. Netanyahu ise Şam’la ilişkilerin güvenlik ekseninde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Bu noktada Türkiye’nin Şara yönetimiyle teması dikkat çekici. Ankara, Şam’daki yeni denklemi hem sınır güvenliği hem de Suriyeli mülteciler dosyası açısından yakından takip ediyor. Erdoğan–Şara hattındaki olası diplomatik açılım, bölgedeki dinamikleri yeniden şekillendirebilir.

Büyük Resim: Ortadoğu’da Kırılgan Barış

Trump–Netanyahu buluşması, barışın adı konmamış pazarlığı gibiydi. Bir yanda Gazze’nin geleceği, diğer yanda İran tehdidi ve Suriye’nin belirsizliği… Türkiye, bu denklemin tam ortasında, hem ABD hem İsrail hem de Arap dünyasıyla diplomatik ince bir çizgide yürüyor.

Rojava iddialarının resmiyet kazanmadığı, ancak bölgesel aktörlerin zihin haritalarında canlı kaldığı bir dönemde; Ankara’nın atacağı her adım, yalnızca sınır güvenliği değil, yeni Ortadoğu düzeninin yönünü de belirleyecek.

Trump, Netanyahu, Erdoğan, Şara… Her biri kendi satranç taşını farklı bir stratejiyle oynuyor. Fakat tahtanın ortasında hâlâ Gazze’nin enkazı, Şam’ın belirsizliği ve Rojava’nın gölgesi duruyor. Diplomasi masasında taşlar oynasa da, sahadaki gerçeklik hep daha ağır ilerliyor.

Ortadoğu’da barış, hâlâ uzun bir yoldan ibaret.

İsmet siverekli

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu