Aktüel Yorum

Rojhilat’ta Taş Kaldıran Eller

Yine Rojhilat yanıyor.
Bir kızın saçına dokunulduğunda başlayan o yangın şimdi bir halkın kalbine sıçramış.
Yine aynı slogan, yine aynı umut: “Jin, Jiyan, Azadî.”
Ama bu kez havada daha sert bir koku var; mazotla karışık öfke kokusu.

İran rejimi çökmüyor belki, ama çatırdıyor, herkes duyuyor o sesi.
Tahran duymasa da dağlar duyuyor, Mahabad duyuyor, Sine duyuyor.
Rojhilat’ın dağları bir kez daha tanıklık ediyor: suskunluğu yırtanların hikâyesine.

Kürt Dağlarının Altında Biriken Sızı

Yıllardır bu coğrafya sadece mezar taşı üretti.
Her köyde bir anne, her kentte bir yetim hikâyesi.
Ama bu halkın kaderi hiç “susmak” olmadı.
İran’ın batısında, o dağların arkasında, insanlar artık ekmek değil, nefes istiyor.
Riyal düşmüş, enflasyon tavan yapmış, ama mesele para değil.
Mesele onur.
Mesele, bu ülkede kimin “insan” sayılacağı meselesi.

Azınlık Dedikleri: İran’ın Gerçek Halkı

Azeri, Beluci, Arap, Kürt, Türkmen…
Hepsi “azınlık” diyorlar ya,
Oysa bu toprakların yarısı “azınlık”:
Demek ki asıl azınlık, saraylarda oturan o korkak muktedirler.

Beluci gençler Çabahar’da, Azeri işçiler Tebriz’de, Kürtler Mahabad’da,
hepsi aynı kelimeyi söylüyor: “Yeter artık.”
Bu “yeter” sözü, sadece rejime değil, tarihe söylenmiş bir söz.
Bu ülkede yıllardır Farsça konuşanlar yönetiyor,
ama hakikati hep başka diller söylüyor.

Tahran Kör, Trump Uzak, İsrail Temkinli

Trump yine konuşmuş, İran’a “zayıf” demiş.
Oysa Rojhilat’ta bir çocuğun cebinde bir taş var;
o taş Trump’ın bin nutkundan daha güçlü.

İsrail, elbette dikkatle izliyor.
Her çatlakta bir fırsat görenler onlar.
Ama bu halkın öfkesi kimsenin taşeronu değil.
Bu yangın ne Tel Aviv’den körükleniyor ne Washington’dan;
bu yangın Sine’deki işsizin, Belucistan’daki annenin, Tebriz’deki öğrencinin kalbinde yanıyor.

Bir Halkın Direniş Hafızası

İran rejimi hâlâ aynı cümleyi kuruyor:
“Bunlar dış güçlerin oyunu.”
Hayır efendim.
Bu, kendi halkını tanımayan bir devletin son perdesidir.
Yıllardır bastırılan kimlikler,
şimdi o bastırılan dilde birbirine sesleniyor:
“Azadî.”
Özgürlük.
Ve bu kelime, tank sesinden daha yüksek yankılanıyor Rojhilat’ta.

Dağların Altında Bir Gerçek

Rojhilat sadece bir coğrafya değil, bir hatırlatma.
Her seferinde İran’ın vicdanına ayna tutan bir yer.
Bugün o aynada molla rejimi kendi yüzünü görüyor:
Korkmuş, yorgun, yalnız.
Ama karşısında duranlar, aç ama kararlı.
Belki ellerinde silah yok,
ama taş gibi bir hafıza taşıyorlar.
Ve hiçbir rejim o hafızayı susturamadı, susturamayacak.

Rojhilat’ın sokaklarında bugün bir şey değişiyor.
Belki devrim değil,
ama diz çökmemeyi öğreniyor insanlar.
İran hâlâ güçlü olabilir, ama Rojhilat hâlâ diri.
Ve tarihin adaleti ağır işler;
ama geldiğinde, ilk önce dağlara uğrar.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu