Aktüel Yorum

Suriye Kavşağında ABD Politikası: Gerçeklerle Yüzleşmek Zorundayız

Suriye, on yılı aşkın süredir çatışmaların, göçlerin ve jeopolitik çekişmelerin gölgesinde bir ülkeden çok, küresel bir sorun alanı haline geldi. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun dün gerçekleştirdiği “Syria at a Crossroads: U.S. Policy Challenges Post‑Assad – Suriye Bir Kavşakta: ABD Politikası Esad Sonrası Zorluklara Meydan Okuyor”başlıklı oturum, bu karmaşık tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi.

Oturumda sunum yapan Cumhuriyetçi Scott Perry, Suriye’deki durumun ciddiyetini çarpıcı bir video ile aktardı. Videonun ardından yapılan tartışmalarda ortaya çıkan tablo, çoğu zaman gazetelerde veya sosyal medyada görmeye alışık olduğumuzdan çok daha sertti: Ülke, sadece bir iç savaşın değil, aynı zamanda bölgesel ve uluslararası aktörlerin rekabet alanının ortasında. İran, Rusya ve Türkiye’nin etkisiyle şekillenen bu kriz, sadece Suriye halkını değil, bölgede yaşayan etnik ve dini azınlıkları da derinden etkiliyor.

En dikkat çekici konuşmalardan biri ise Nadine Maenza’ya aitti. Maenza, Kürtler ve diğer savunmasız grupların durumunu çarpıcı bir dille aktardı ve uluslararası toplumun harekete geçmemesi durumunda olası felaketlerin kaçınılmaz olacağını vurguladı. Onun sözleri, Suriye krizinin sadece diplomatik bir mesele olmadığını, insani boyutunun da göz ardı edilemeyecek kadar ağır olduğunu hatırlattı.

Oturumda ayrıca, eski ABD Suriye özel temsilcisi James F. Jeffrey ve Washington Institute araştırmacısı Andrew J. Tabler, Suriye’deki güç dengelerini ve ABD’nin olası politikalarını değerlendirdi. Jeffrey, ABD’nin bölgede istikrarı sağlamak için kritik bir rol oynadığını belirtirken, Tabler, diplomatik koordinasyonun ve bölgesel aktörlerle işbirliğinin önemine dikkat çekti.

Bu toplantı bize bir kez daha gösterdi ki, Suriye’deki kriz uzun vadeli ve çok boyutlu bir yaklaşım gerektiriyor. Sadece askeri müdahale ya da kısa vadeli politik manevralar değil, insani yardım, diplomasi ve azınlıkların korunması gibi konular da eşit derecede önem taşıyor. Eğer dünya liderleri, yaşanan acılara ve uyarılara kulak vermezse, Suriye sadece bir ülke değil, tüm bölge için kalıcı bir felaket alanı olmaya devam edecek.

Suriye kavşağında duran ABD politikası, artık seçim yapmak zorunda: ya gerçekleri kabullenip kapsamlı bir strateji geliştirecek ya da bölgedeki felaketlerin sorumluluğunu tarihe bırakacak. Maalesef zaman daralıyor ve Rojava başta olmak üzere Suriye halkları, her geçen gün bedel ödüyor.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu