Aktüel Yorum

Masum Değiliz Hiç Birimiz

Maraş’daki okul saldırısı üzerine yaptığı videoda Levent Gültekin “bir ülke çok bütünlüklü bakmalı meselelerine” dedikten sonra, soruna  bütünlüklü bakamadan  kapattı programını.

Levent Gültekin’in de katıldığı, Maraş’daki saldırı ile ilgili en yaygın görüş, şiddet içeren mafya dizileri, siyasetçilerin ve gazetecilerin şiddet içeren diliymiş. Evet bu tür dizilerde mafya övülüyor, hatta azılı bir katilden öteye bir şey olmayan Abdullah Çatlı’nın bir ulusal kahraman olarak filmi yapılıyor, azılı milliyetçi gazeteciler “Oluk oluk kan akıtacam” diyen Sedat Peker’e  TV’lerde methiyeler düzüyor ama, “Diriliş Ertuğrul”, “Kurtlar Vadisi” gibi dizilerde toplumsal barış, evrensel hukuk ve insan hakları mı anlatılıyor.

Hepsi bu mu yani? Komşu ülkelerin sınırlarını ihlal ederken… adına “Zeytin Dalı Hareketi” koyduktan sonra Afrin’e girip, oradaki yerli halkın malına mülküne çöküp, zeytin ağaçları kökünden söküp söğüşlerken, bu bir sınır ihlali olmuyor  ve şiddet içermiyor mu?

Kobani’deki çocuklara oyuncak getirmek üzere toplanmış gül gibi gençlerin üzerine Suruç’ta IŞID’ı sürüp onları havaya uçururken… Amaçları sadece barış istemek olmuş,  Ankara garında toplanmış kalabalığın üzerine bombalar patlatıp 109 kişiyi öldürürken… HDP’nin Diyarbakır mitingine bombalı saldırıda bulunurken… İstanbul Galatasaray Lisesi’nin önünde buluşan Cumartesi annelerine bir kere değil, üç kere  değil, yıllarca eziyet ederken… Bunlar şiddet sayılmıyor mu?  

Bütünlüklü bakmakmış ha! Bakalım o zaman…  Hatta bunu yaparken, sosyologları, psikologları da davet edelim tartışmamıza… 

Alman milli marşının birinci kıtası şiddet içerdiği ve Naziler tarafından kötüye kullanıldığı için (Almanya, Almanya her şeyin üstünde) söylenmemek üzere iptal edilmişti. Allah aşkına, Türk milli marşı dünya barışını mı talep ediyor? Her çocuğa söylettiğiniz Andımız ayrılıkçı bir dile sahip değil mi? İzmir’in dağlarında kaç çiçek açmış, kaç düşman boğulmuş, kaç sayfa hayatlar sönmüş?

Büfede sıra beklerken arkadan uzanan el kaç kere sizin sınırlarınızı ihlal etti? Bu size uygulanan bir şiddet, bir sınır ihlali değil miydi? Trafikte şöför olarak, kaldırımda yaya olarak, kaç kere hak ihlaline uğradınız? 

Anayasa maddelerinin kaç tanesi sizden olmayanlara karşı Türklük adına şiddet uyguluyor? Kaç tanemiz yukarıda sayılan şiddet olaylarına itiraz etti?

Türk toplumunun şiddet alanları saymakla bitmez.  Bitmez, çünkü bunun taşıyıcısı sizsiniz.  Sizin gibi olmadığı için, sizden olmadığı için, başkalarına uyguladığınız şiddet, toplumsal şiddetin sureti oluyor.  9 cana kıydıktan sonra kendi canına da kıyan o polis müdürünün evladı, bu toplumsal şiddet karşısında maalesef masum kalıyor, yaşadığı bu kadar şiddetin altında o da şiddete maruz kalmış bir kurbandan başka bir şey olamıyor. 

Sezen Aksu’nun “Masum Değiliz Hiç Birimiz” şarkısını Meral Okay, yine sizin ürününüz olan, insanların diri diri yakıldığı ayrılıkçı Madımak katliamı üzerine yazmıştı.  Şiddet dediğiniz şey aslında kendinizsiniz.  Onun için Türkiye herkesin herkesi dövdüğü bir olay yeri haline geldi.  Bir bütünlük içerisinde, şiddeti üreten de, yaşatan da, İttihat Terakki’den MİT’e, MİT’ten  IŞID’a,  Özel Savaş Dairesinden Mehmet Ağar’a, derin devletten; Çiller’den Soylugillere sizin şu  inanç sisteminiz, eposunuz ve milliyetçi ideolojinizdir.

Meselelere bütünlüklü bakmakta fayda var tabi ki. 

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu