
Sabrımız kalmadı!
SDG ile Şam yönetimi ön anlaşmaya varmış; Şam yönetimi Rojava Yönetimine resmi bir anlaşma metni sunmuş Hakan Fidan Suriye Kūrtlerini tehdit ediyor: “Sabrımız kalmadı!”
Sen bir senede meclisinden tek yasa geçirememişsin; diktatörü bir yıl önce devrilmiş iç savaş halindeki Suriye’de 15 gün içinde isteğini nasıl yaptıracaksın? Baskı uyguladığı Suriye’de İsrail, Amerika, Fransa ve İngiltere sahnede. İngiltere bugün yaptığı açıklamada Şam yönetiminden bazı isimleri; Hamza Tümeni, Sultan Murat Tümeni ve Sultan Süleymen Şah tūmenlerini yaptırım ve suçlu listesine aldı.
Türkiye bu kaos ortamında gidip Suriye’deki Kürtlere saldıracak! İnsanın bunu düşünmesi için dışişleri bakanı deģil; ne yaptığını bilmeyen bir deli olması lazım. Kürtlere saldırmak, Suriye’nin topyekün yeni bir iç savaşa girmesi anlamına gelir. Halep, Şam, Aleviler ve Dürziler ayaklanır. SDG birlikleri Şam yönetimini ezer geçer. Türkiye ile birlikte İsrail de savaşa dahil olur ve Şam yönetimini yerle bir eder. Savaş biraz daha uzarsa Türkiye’nin başlattığı savaşta ölü sayısı yüzbinleri bulur. Türkiye bunu mu istiyor? İstiyorsa dünyanın terörist görmeye devam ettiği İslamcı gruplarla bir olup, Kürtlere saldırsın. Beklemesin. Sonra da Lahey Adalet Divanı’nda soykırım ve adaletsiz savaş suçundan yargılansın. Türk yönetimi bunu istemiyorsa iki de bir Kürtleri tehdit eden Hakan Fidan’ı niye görevden almıyor?
Osmanlı zamanında Kürtler silahlı değil miydi? Silahlarıyla Osmanlı sınırlarını korumuyorlar mıydı? Ne oldu da Kürtlerin kendi can güvenliklerini korumak istemesi Türklere batar hale geldi?
Cevabı basit. Balkanlar, Kafkaslar ve diğer alanlarda Osmanlıyı dağıtıp kaçan ne kadar kaçak unsur varsa Ankara ve İstanbul’a üşüşüp Kürt düşmanı bir Türklük yarattılar. Bin sene Kürtlerle içice yaşamış ve aynı cephelerde savaşmış Türklerin çoğu Türk bile olmayan bu devşirmelerin yarattığı yeni Türklük modeli içinde kendilerini tavuk altından çıkmış ördek yavrusu gibi yabancı hissettiler. İşte bu devşirme ve ucube Türklük stadyumlarda Kürtlerin şeref ve namusuna topluca küfür ediyor.
Türk yanım, bu ucube Türklük davranışları karşısında şaşkın ve çaresiz. Ya bizim bin yıllık Türklük efsanelerimizde Kürtlere hakaret diye bir şey yoktur. Biz Ahlatlı Türkler 1970 yılına kadar ayrım bilmezdik. Farklı olduğumuz aklımıza gelmezdi. Kürtler Kürtçe konuşurdu biz Türkçe; aynı oyunları oynuyor, Türk evlerinden gelinler Kürtçe şarkılar eşliğinde çıkarılıyordu. Bitlis ve Ahlat oyunları hala Türkçe ve Kürtçe karışıktır
İktidar düşkünü basit bir ırkçılık; Kemalizmin tek tip insan yaratma girişimleri aynı toprakların iki halkını birbirine düşman yaptı. Düşmanlık Türkiye’ye sığdırılamadı, sınır ötesine taşındı.
Kürtlere yönelik nefretin önününü almayan veya nefreti kışkırtan devlete söylüyorum. Bu yaptığınız Türklük değildir. İsrail bir kaç milyonluk Filistinle baş edemiyor? Siz 50 milyon Kürtle nasıl başadeceksiniz? Bu yaptıklarınızdan dolayı; bu adaletsizlik, tehdit ve küfürden dolayı oluşmakta olan on milyonların Kürt nefretinden nasıl kurtulacaksınız?
Canı sıkıldığında Suriye Kürtlerine bir el bombası sallayan Hakan Fidan’ı ne zaman görevden alacaksınız