Aktüel Yorum

Anti-Kürtlüğün Yeni Haritası: Selefi Cihatçılar Neden Kürtlerden Nefret Ediyor?

Ortadoğu’nun en kanlı sayfalarında bir motif hep kendini tekrar ediyor: Kürtler hedefte.
Her krizin ortasında, bir şekilde Kürt kanı dökülüyor. Bu kez sahnede, “ümmet” söylemiyle meşruiyet devşiren Selefi-cihatçı örgütler var. DEAŞ, El-Kaide, HTŞ… Adı ne olursa olsun, hedef aynı: Kürtlerin kendi kaderini tayin etme iradesi.

Peki neden?
Neden bu kadar sistematik bir düşmanlık var?
Ve bu düşmanlığı besleyen, yönlendiren güçler kimler?

İdeolojiden Öte: Bir Jeopolitik Tasarım

Radikal İslamcı örgütlerin Kürtlere yönelttiği nefretin ilk katmanı ideolojik görünebilir:
“Ümmet”in birliği adına milliyetçiliğe, yerel özerkliğe ve seküler yönetime savaş açmış bir zihniyet…
Ama kazıdığınızda altından sadece din değil, çıkar, kontrol ve jeopolitik hesap çıkıyor.

Kürtlerin kurduğu Rojava modeli “kadın eşitliği, yerel demokrasi ve çoğulculuk temelli yapısıyla” hem bölgedeki otoriter rejimlere hem de radikal örgütlerin teokratik ütopyalarına meydan okuyor.
Bu nedenle Rojava, sadece bir bölge değil; DEAŞ gibi yapıların zihinsel haritasında “sapma”, “tehdit” ve “hainlik”in sembolü hâline geldi.

Rojava: Bir Umut Modeli, Bir Tehdit Sembolü

2014’te Kobanê’de DEAŞ’ın sivillere yönelik katliamı hâlâ hafızalarda.
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar… Yüzlerce insan sadece “Kürt” olduğu için öldürüldü.
Oysa o dönemde Kürt savaşçıları, DEAŞ’a karşı dünyanın en etkili kara gücüydü.
Ama bu zaferin bedeli ağır oldu: hem DEAŞ’ın hem de bölgesel aktörlerin hedef tahtasına yerleştiler.

Türkiye’nin “terörle mücadele” adı altında yürüttüğü askeri operasyonlarda, çoğu zaman bu radikal milislerle aynı sahayı paylaşması, Rojava halkı için başka bir travma yarattı.
Kürtler için artık “düşman” sadece DEAŞ değil; aynı anda hem rejim, hem Ankara, hem de ümmetin sözde savunucularıydı

Rojhilat: Sessiz Cephe, Derin Baskı

İran’ın Kürt bölgesi Rojhilat’ta tablo farklı ama ruh hali aynı.
Burada Selefi örgütler etkin değil belki, ama İran rejimi benzer bir mantıkla hareket ediyor:
Kürt kimliği, laiklik talebi, kadın özgürlüğü… Hepsi “fitne” sayılıyor.
Radikal İslamcı örgütlerle devletlerin otoriter refleksleri, aynı çizgide buluşuyor:
Kürtlerin özneleşmesinden korku.

Bu Düşmanlığı Kim Yönlendiriyor?

DEAŞ ve HTŞ gibi örgütler sahada Kürtleri hedef alırken, perde arkasında bu nefretin enerjisini yönlendiren bir strateji haritası var.
Kimi zaman Türkiye’nin güvenlik kaygılarıyla, kimi zaman İran’ın bölgesel hesaplarıyla, kimi zaman da büyük güçlerin “denge politikalarıyla” örtüşüyor.

Amerika, Kürtleri DEAŞ’a karşı sahada kullanıp sonra Ankara’yla pazarlık masasında yalnız bıraktı.
Rusya ve İran, Kürtleri batıya karşı pazarlıkta koz olarak gördü.
Ve sonuçta her biri kendi çıkarına göre “Kürt dostu” ya da “Kürt düşmanı” oldu.
Bu, ahlaki değil stratejik bir tavırdı.

Anti-Semitizmden Anti-Kürtlüğe: Yeni Bir Siyaset Dili

Bugünün Ortadoğu’sunda, “Anti-Semit” söylemin yerini giderek “Anti-Kürt” bir refleks alıyor.
Kürtlerin özgürlük mücadelesi, artık sadece etnik değil ideolojik bir tehdit olarak kodlanıyor.
Çünkü Kürtler, “ümmetin” tek bir lider altında birleşeceği fikrini reddediyor;
çünkü kadınların yönettiği bir toplum, erkek egemen iktidarların varlığını sorguluyor;
çünkü Rojava modeli, dinin değil insanın merkezde olduğu bir siyaset öneriyor.

İşte tam da bu yüzden, cihatçı nefreti besleyen damarlar sadece medreselerde değil, devletlerin strateji odalarında da atıyor.

Düşmanlık Değil, Korku

Bugün Kürtlere yönelik radikal düşmanlık, aslında Kürtlerin temsil ettiği fikre duyulan korkudur.
Kürtler, modern Ortadoğu’nun en tehlikeli fikrini dillendiriyorlar:
Demokratik bir yaşam, eşitlik, kadın özgürlüğü ve yerel özyönetim.

Cihatçıların “kâfir”, devletlerin “tehdit” dediği bu model, belki de bölgenin tek çıkış yoludur.
Ama tarih gösteriyor ki, kim özgürlüğü dillendirdiyse önce hedef oldu.

Ortadoğu’nun yeni koordinatları artık haritalarda değil;
bir halkın inadıyla çiziliyor:
Rojava’da, Rojhilat’ta, her yerde özgürlük isteyen Kürtlerle.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu