Anasayfa » Aktüel Gündem » Trump’ın çaresizliği, Erdoğan’ın sonu!

Trump’ın çaresizliği, Erdoğan’ın sonu!

Bütün dünya başlangıçta Türkiye’yi Rojava’ya başlattığı işgal eylemi nedeniyle kınıyor, eleştiriyordu. Ancak şimdi sadece eleştirmekle kalmıyor, ayrıca aşağılıyorlar da. Bunu yalnızca biz söylemiyoruz bizzat Erdoğan’ın kendisi söylüyor…

“Bize ülkelerine girme yasağı koyan ülkeler var, onların da iyi düşünmesi lazım. Bu ne demektir? Türkiye gibi bir devlete siz ülkenize girme yasağı koyacaksınız. Bize düşen nedir? Hayırlı olsun, gelmezsek ne olur, batar mıyız, böyle bir şey mi var, çok mu meraklıyız?” “Ve düşünün şahsıma, aileme 3-4 tane bakan arkadaşıma viye yasağı koyuyorlar. Bu siyasetten zerre kadar nasibini alan insanlara yakışır mı? Bu bir ülkeye, bir devlete yakışır mı? Siyaset duygusallık sanatı değildir…”

Yukardaki sözlerin tamamı Erdoğan’a ait! Bir devlet ve onun yöneticileri kendilerini böyle bir duruma düşürüyorlarsa, o ülkenin yöneticileri başkalarına kızmak yerine dönüp kendilerine bakmalıdırlar.

Amerikan Başkanı Trump’ın bütün çabalarına rağmen Amerikan kamuoyu, Erdoğan ve Türkiye’nin en azından biraz olsun haklı olabileceğine inanmıyor. Daha dün Amerikan Temsilciler Meclisi 60’a karşı 354 gibi ezici bir çoğunlukla Trump’ın Suriye’den asker çekme kararına karşı çıkardığı yasa tasarısını onayladı.

Türkiye’nin Rojava’da başlattığı işgal hareketinin derhal durdurulmasını isteyen tasarı, aynı zamanda ABD’nin Suriyeli Kürtleri desteklemesini de öngörüyor. Rojava’ya karşı başlattığı işgal hareketi ile sadece Erdoğan değil, buna yeşil ışık yakan ABD Başkanı Trump da baltayı ayağına vurmuş gibi gözüküyor…

Başkanlığının ikinci dönemine hazırlanan Trump, Erdoğan’la Kürtler üzerinden giriştiği kirli pazarlıklar nedeniyle sadece rakipleri nezdinde değil, şimdiye kadar en yakınında duran insanlar nezdinde de zor duruma düştü.

Aslında mümkün olsa Erdoğan’dan kopardığı tavizler nedeniyle daha açık Erdoğan’dan yana tavır alacak olan ve bunu da aslında gizlemeyen Trump, özellikle kendi partisinden gelen sert ve ısrarlı tepkiler nedeniyle iki tarafı da idare eder görünmeye çalışıyor.

Fakat normal demokrasilerde Amerika gibi büyük bir devletin başkanı da olsanız; bu kadar güçlü bir kamuoyu baskısına dayanamazsınız. Trump aslında kendi kişisel gündemleri için Kürtleri sahada feda etmek istedi; ancak kendi partisi de dahil Amerikan kamuoyundan gelen yoğun tepkiler nedeniyle Erdoğan’a kapalı kapılar adında verdiği sözleri tutamayacak gibi gözüküyor.

Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Başkan Yardımcısı Mike Pence’in birlikte Türkiye’ye gelmesinin bir nedeni belki Erdoğan’a biraz göz dağı vermek içindir; fakat asıl neden Trump üzerindeki kamuoyu baskısını azaltmak gibi gözüküyor.

Amerika’daki yönetim bu yolla Amerikan kamuoyuna “bakın ben elimden geleni yapıyorum!” demek istiyor. (Erdoğan’a yazdığı mektubun basına sızdırılması, QSD Komutanı Muzlum Abdi ile görüşmesi de…) Fakat bu top çevirmelerin hiç birisi iş görmeyecek, başta ABD kamuoyu olmak üzere bütün insanlık en kısa sürede Erdoğan’ın başlattığı işgal girişiminin durdurulmasını istiyor.

Amerika’da bir yıl sonra yapılacak seçimlere hazırlanan hiç bir aday bunu yadsıyamaz.

Türkiye sadece Rojava’yı işgal etmeyi değil; bölgede bütün Kürtlüğü yok etmenin planlamasını yaptı, bu sadece Erdoğan’ın da değil Türk devletinin bütün bileşenlerinin ortak tavrıydı. Eğer Türkiye şantajla, korkutmayla, rüşvetle diğer devletleri ikna edebilseydi, büyük bir Kürt soykırımı başlatacaktı; fakat dünya kamuoyunun Kürtlere duyduğu sempati şimdilik buna engel oluyor.

Dikkat edin burada devletlerden bahsetmiyorum; Kürt kadın ve erkeğinin sürdürdüğü haklı mücadelenin dünya halkları nezdinde yarattığı sempati Türk devletinin Kürtlere karşı planladığı katliamı şimdilik durdurmuş gibi gözüküyor.

Erdoğan’ın hamlesi Rusya ve Esad rejimini; “El Nusra ile Kürtler” arasında tercih yapmaya zorladı. Rusya biliyor ki; oraya şimdilerde adı ‘Suriye Milli Ordusu’ olan çetelerin yerleşmesi halinde Rejim dolayısıyla Rusya’nın çıkarları uzun vadede hep tehdit altında olacaktır. Dolayısıyla Rusya ve Esad Rejimi de tercihini mecburen Demokratik Suriye Güçleri’nden yana yapmak zorunda kalmışlardır…

Türkiye bu savaşın kaybedenidir ve bu hep böyle kalacak; biraz zor ve uzun olacak gibi gözükür; fakat Kürtler bu sürecin uzun vadeli kazananlarıdır ve hiç bir kuvvet artık bu gerçeği değiştiremez.

Yazar Cafer Tar

Cafer Tar

Öneri yazı

FAŞİZM!

Çoğu zaman kelimler aynı anlamı taşımazlar; bir kelimenin hayatın belirli bir döneminde ifade ettiği anlam, …