
Teneke sesi
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs liderlerinin bir araya gelmesinden sonra Netenyahu’nun yaptığı açıklamaya Erdoğan “Teneke sesi,” dedi. Bunun bir teneke sesi değil, Türkiye’nin yaptığı tehditlere karşı ciddi bir karşı tehdit olduğunu Erdoğan çok iyi biliyor.
Erdoğan teneke sesi derken kime güveniyor? Elbette Amerika’ya güveniyor. Çünkü Amerika 25 yıldır Sünni Erdoğan’ı; şii, İran ve Rus eksenine karşı Orta Doğu’da bir tetikçi gibi kullanıyor. Kaddafi ölmeden önce Türkiye’ye sitem etmiş”Size ne yaptık ki, bizi bu hale getirdin” demişti.
Erdoğan ABD ilişkisi ayrı bir konududur; Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisi ise bambaşka bir konudur.
Türkiye için Kürtler değersizdir. O kadar değersizdir ki; bir yıla yakındır süren komisyon çalışmalarında Kürtlerin varlığı ve dili bile herhangi bir cümleye sıkıştırılamamıştır. Çözüm adı altında stadyumlarda dahil, günlük olarak her yerde Kürtlere hakaret edilmektedir. Devletin Kürt halkına karşı işlediği yüzbinlerce cinayet vardır. Bunun bir öz eleştirisi yoktur. Buna karşı çıkan Kürtler terörist olarak adlandırılmakta, çözüme de “Türkiye’nin terörden arındırılması” ismi verilmektedir.
Türk devletinin gözünde Kürtler insan değildir. İnsan görmedikleri için iki kez çıkarılan infaz yasasında Kürt tutsaklar bu infaz yasalarının dışında bırakılmıştır. Halbuki infaz yasasının çözüm süreciyle bir ilişkisi yoktur. Her vatandaşın infaz yasasından eşit faydalanması gerekmektedir. Bu insan haklarînın temel kuralıdır. İnsan haklarının temel maddelerini Türkiye Kürtler için gereksiz görmektedir.
Türkiye, Suriye’deki Kürtleri de insan saymamaktadır. Suriye’de Türkiye’ye bağlı irili ufaklı 139 örgüt vardır. Bunlar kural ve kaide tanımaz radikal gruplardır. Sol, demokrasi ve Kürt düşmanı bu gruplar Kürtleri kuşatmış haldedir, Türkiye’den saldırı emiri beklemektedirler.
Türkiye, Kürtlerin canını tehlikeye düşürecek ne varsa onu istemekte; buna itiraz edildiğinde ise Kürtleri İsrail ile işbirliği yapmakla suçlamaktadır. Bu suçlama, Yahudilerden nefret eden İslamcı grupların Kürtlere saldırması için bir motivasyon aracı olarak kullanılmaktadır.
Türkiye İsrail ile olan bölgesel kapışmasını da Kürtler üzeri sürdürmektedir. Bu durumda Kürtlerin direnmekten ve Türk isteklerine karşı çıkmaktan başka bir seçenekleri yoktur. Türkiye, Suriye Kürtlerini, kendisine bağlı radikal grupların yağmasına bırakmasını isterken de Şam’daki rejimle en üst düzeyde Kürtleri alt etmenin planlarını yapmaktadır. Türk savaş kabinesi Şam’da toplantı halindeyken Türkiye’ye bağlı gruplar Halep’te Kürt mahallesinde kadın ve çocuk öldürmüştür.
Türk devleti savaşta da kendine çok güvenmekte; sürekli tehdit ettiği Kürtleri İslamcı örgûtlerle birlikte kısa sürede alt edeceğini sanmaktadır.
Buna karşı SDG ve YPG Türkiye’ye karşı bugüne kadar sözlü dahi olsa düşmanca tek tavır sergilememiştir. Buna rağmen Türkiye Kürtleri küçük görmekte, Suriye’de her istediğini yapabileceğini sanmaktadır. Tehditler bunun içindir.
Ancak Türkiye’nin Suriye’de her istediğini yapabilme olanağı yoktur. Suriye’de Amerika ve İsrail de söz sahibidir. Rusların askeri tesisleri duruyor. Fransız savaş uçakları da Suriye’de uçuyor. Ve bu ülkeler Kürt düşmanlığından dolayı Türkiye’nin Suriye bataklığına gömülmesini bekliyor. Bir çok devletin Suriye üzerinden Türkiye ile görülecek hesabı var.
Türkiye’nin keresteci düzeyindeki danışmanları Kürtleri ve bunun yanısıra iki de bir İsrail’i tehdit etmenin maliyetini çıkarabilecek kapasitede değildirler. Suriye’nin yeni durumunu, Esad’lı dönemle karıştırıyorlar. Esad var iken Türkiye’nin Suriye’ye yaptığı müdahalelerin hepsi Rus ve Amerikan izinliydi. Hatta iki müdahale İran-Rus ekseni kırılsın diye NATO koruması altında yapıldı.
“Teneke sesi” dedi Erdoğan ve ekledi: “70 bin Filistinlinin katili Netenyahu!”
Acaba diyorum; cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türk devletinin öldürdūğü Kürt sayısı kaçtır? Bunun ortalama hesabını yapan oldu mu? Zilan, Dersim, Koçgiri, Palu-Diyarbakır ve kırk yıldır süren son savaş. Rakamın 300 binden aşağı olacağını sanmıyorum. 300 bin Kürdü öldürmüş devletin bir özûrü var mı? Yok. Çünkü Tûrk devleti ve ırkçı toplumu Kürtleri insan olarak görmüyor. Insan olarak görmediikleri için de son yargı paketinde Kürtler kapsam dışı bıraktılar.
Bu kadar adaletsizlik karşısında insanın dili tutuluyor. Kürtleri soktuğunuz bu cehennemi ıstırabın acısı bir gün sizden çıkacaktır. O gün geldiğinde Kürtler zaten yanınızda olmayacaktır.