
Seçimler, siyasetçilerin vizyonu ve HDP
Vizyon kelimesi bir dönem moda olmuştu. Bir siyasetçiyi övmek için “vizyon sahibi” denirdi. Vizyon ne demek derseniz, İngilizce’den gelen bu kelimenin sözlükte bir çok anlamı var. Ama Türkçe’de daha çok “Görme gücü, önsezi, hayal gücü, ileriyi görme, güzel kimse” anlamında kullanılıyor.
Bu çerçevede TV’lerde her gün boy gösteren egemen siyasetçilere bakarsanız, bu kıratta birini bulmak çok zor. Kılavuzu karga olan ve burnunun ucunu bile göremeyen bir alay siyasetçi taslağı ve onların beslediği, köşe sahibi yaptığı bir alay yazar-çizer-terör uzmanı-çakma prof. piyasada cirit atıyor.
Bu hırsız-uğursuz halk düşmanı siyaset erbabı ve besledikleri gazeteci-yazar kılıklı güruh hala gerçeklere karşı umutsuz bir saldırı içindeler. Vesayetçi-statükocu güçlerle de birleşen bu gruplar Türkiye’yi olduğu yerde kilitlemek hatta 1930’lar Türkiye’sine çevirmek istiyorlar. Açıkça tek parti-tek adam diktasını savunuyor ve bunu kurtuluş olarak görüyorlar. Hala 90 yıldır denenen ve halka çok ağır bedellere malolan bu zihniyeti sürdürmek istiyorlar.
16 sene önce vesayete rejimine karşı güya savaş açan Erdoğan-AKP sonunda Ergenekoncularla, MHP ile birleşerek vesayetin ve statükoculuğun en büyük muhafızı oldu. 12 Eylül faşizmi döneminde ortaya atılan Türk-İslam sentezi adlı ırkçı faşist projenin gerçek sahibi ve uygulayıcısı Erdoğan-AKP oldu. En başta Türk halkının boynuna pranga vuran Türkçülük, Müslüman halkı köleleştiren siyasi İslamcılık halklarımızın sırtındaki en ağır yük ve önündeki en büyük engel haline geldi.
Halklarımız bu zulme 7 Haziran 2015 seçimlerinde açıkça DUR dedi. Ama onlar hesap vermekten korktukları için, bir karşı darbeyle seçim sonuçlarını geçersiz sayıp katliamlar yaptılar. Bu ortamda yapılan 1 Kasım 2015 seçimlerinde AKP yeniden çoğunluğu sağladığını iddia etti. Etti ama MHP ile de birleştiği halde bir dönem bile dayanamayıp kirli hesaplarla erken-baskın seçim kararı aldı. Şimdi her yolla bu seçimleri kazanıp diktasını sürdürmeye çabalıyor. Faşist dikta sistemini sürekli hale getirmeye çabalıyor.
Bunun önündeki en büyük engel HDP’dir. HDP’de birleşen halkların örgütlü özgürlük güçleridir. HDP’yi PKK’ye karşı kışkırtmak ve onları çatıştırmak çabaları boşunadır. Tehlikeli ve yanlıştır. Kürt partisiyim, Kürtçüyüm deyip PKK’ye saldıran nice parti geldi geçti. Onlardan kime ne fayda geldi?
HDP bugüne kadarki özgürlük ve demokrasi mücadelesinin birikimi üzerine kurulmuştur. Bu birikimin ürünü ve mirasçısıdır. Herkes 2015 seçimlerinden beri “HDP kilit partidir” diyor.
HDP iyiye, demokrasiye giden yolu açmak için bir anahtar, diktaya giden yolu kapatmak için ise bir kilit partidir. Ama bu sadece meclis aritmetiği içinde açıklanabilecek bir rol, bir kilitlik değildir.
Hala HDP Türkiye partisi olamadı diye saldıranlar iyi düşünsün:
HDP’den başka gerçekten “Türkiye partisi” var mı? Hangisi?
HDP, Türkiye’nin biricik Türkiye partisidir. Çünkü HDP TEK TEK’çi değildir. Türkiye’de yaşayan ulusal-dinsel farklı toplulukların bir biri üzerinde diktasını değil, hepsinin eşit-özgür olarak yaşamasını savunur. Kadın özgürlüğü ve kurtuluşu esastır.
Diğer partilere bakarsak, Türkçülük yaparlar ama Türklerin bile çoğunu temsil etmezler. Onların diktası Türklerin çoğunu ezen bir diktadır. Dincilik yaparlar ama işleri dindarları da sömürmek ve soymak üzerine kuruludur. Dinci geçinirler ama camiler-mezarlar bile bölündü. Mezhepçiliği kışkırtırlar, ülkede ve bölgede Müslümanları birbirine saldırtırlar.
AKP-MHP diktası akşam sabah bölücülüğe saldırıyor ama şu anda bir numaralı bölücülük odağı AKP-MHP diktasıdır. Onların iktidar oyunları yüzünden bir tek ailede bile birlik-bütünlük kalmadı. Koskoca ülkede birbirine selam verecek insan kalmıyor.
12 Mart faşizminin zulmüne tepki olarak devrimcilere sempati duyan gençler kendi aralarında örgütleniyordu. O gençlerden birisi, Apocu grupta ilk yer alan devrimcilerden ve PKK kurucularından Kemal Pir, “Kürdistan özgürleşmeden Türkiye’de hiç bir demokratik gelişme olmaz” diyordu. İşte vizyon sahibi olmak budur. Devrimci gençler halkların özgürlüğü ve eşitliği bayrağını açarken, İsmail Kahraman, Tayyip Erdoğan gibi MTTB artıkları ve Bahçeli gibi MHP kırıntıları birleşti ve yeniden halklarımıza savaş açtı.
Bugün bu tek tekçi siyaset batağa saplanmıştır.
Kendisiyle birlikte tüm halkları da bataklığa sürüklemesine izin verilmemelidir.
Artık halka sadece kan, ölüm ve idam vaat edenler gidecek, “yeni yaşam” kazanacaktır.
