Aktüel Dünya

Polis devletinin ayak sesleri: Güvenlik Soruşturması Kanunu

“AKP’nin fişleme” yasası olarak tanımlanan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Tasarısı, önce muhalefetin oylarıyla reddedilmiş ardından TBMM İçtüzüğü’ne rağmen yeniden oylanarak kabul edilmişti. Hukukçu Prof Mehmet Köksal, Resmi Gazete’de yayımlanarak kanunlaşan bu yasayı “polis devleti kanunu” olarak ifade ediyor.

Twitter’da yaptığı paylaşımlarla kanun  hakkında bilgiler veren Köksal, şu noktalara parmak basıyor:

Reklam

“Bu Kanun, 1. Maddesinde güvenlik ve arşiv araştırması yapılarak elde edilecek verilerin kullanılmasından söz ederek, temel hak ve özgürlüklere aykırı olan bir düzenleme getirmektedir.

Çünkü ilerdeki maddelere baktığımızda, bu Kanun çerçevesinde kolluk kuvvetlerinin etraftan duydukları, gördükleri olguları da arşivleyecekleri öngörülmektedir. Bu haliyle Kanun Anayasa’ya aykırıdır. Polis devleti sisteminin de temelini oluşturmaktadır.

Maddeleri incelemeye devam edelim. 

Kanun sadece devlet memurluğuna atanacaklar hakkında arşiv araştırması öngörmemekte, ayrıca “milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetleri yerine getiren diğer kurum ve kuruluşlarda çalışan veya çalışmaya başlayacak olanların da arşiv deneyimine tabi olması öngörülmektedir (7315 s. K. m. 2/1b). Örneğin Kanal İstanbul projesinde çalışacak  tüm işçiler polis denetim ve arşivinden geçeceklerdir.

Arşiv araştırması, statüsü veya çalıştırma şekline bağlı olmaksızın ilk defa veya yeniden işe başlayacak herkesi kapsayacaktır (7315 s. K. m. 3/1). Yani bir üniversiteye alınacak çaycı ile öğretim üyesi aynı arşiv aramasına tabi olacaktır. Bugüne kadar vakıf üniversiteleri dahil örneğin tüm üniversitelerden baskı yoluyla istenilen güvenlik ve arşiv araştırmasına böylece bir hukuki altyapı oluşturulmuştur.

Kanun m. 3/2’de öyle ayrıntılı kimlerin tabi olacağı sayılmıştır ki, milli güvenlik gerektiriyor denilen, ki milli güvenliğin gerektirdiğini kimin belirleyeceği de meçhuldur, her kurumda her çalışan hakkında hem güvenlik hem arşiv soruşturması yapılmak zorunda olacaktır.

Arşiv araştırması yapılması neden Anayasaya aykırıdır sorusunun cevabını da Kanun m. 4 hükmünde buluyoruz. Muğlak, geniş kapsamlı, sınırları çizilmemiş, görgü ve anlatılara dayalı olarak elde edilen sözde güvenlikle ilgili tespitler ile çalışma hürriyeti temel hakkının kısıtlanması Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelere aykırıdır. Madde hükmüne göre;

Kişinin adli sicil kaydı, kolluk kuvvetleri tarafından halen aranıp aranmadığı, kişi hakkında herhangi bir tahdit olup

Olmadığı (ne demekse?) kesinleşmiş mahkeme kararı, kamu davasının açılmasının ertelenme kararı, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı, devam eden ve sonuçlanmamış soruşturma ve kovuşturma olup olmadığı araştırması yapılması arşiv araştırmasının kapsamıdır.

Özellikle son dört halde kişinin çalışma hürriyetinden mahrum bırakılması, hem mevcut ceza yasalarımıza hem Anayasaya hem de Uluslararası Sözleşmelere aykırıdır ve devleti polis devleti haline dönüştürür. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasında verilmiş herhangi bir ceza hükmü yoktur. Sabıka kaydında bile yazılmaz. Soruşturma ve kovuşturmanın güvenlik meselesi yapılması zaten baştan aşağıya absürt bir durum ve uygulamadır. Örneğin, Fahrettin Altun’un avukatları bana karşı hakaret dolayısıyla suç duyurusunda bulunmuşlar.

Savcı da soruşturma başlatmış. Bu, bu Kanun çerçevesinde şu anlama gelecektir ki, ben ömür boyu (ya da AKP iktidarda kaldığı sürece) hiç bir üniversitede çalıştırılmayacağım. 

Kanun m. 5 hükmü güvenlik soruşturmasını açıklamaktadır. Buna göre güvenlik soruşturması, arşiv araştırmasındaki hususlara ek olarak, kolluk kuvvetleri ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler (bir başka söyleyişle yaptığım her şey, mesela alkol içip içmemem), yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişkiler (bu gerçekten en absürt yeridir Kanunun.

Örneğin benim eşim Alman olduğu için Anayasaya aykırılığı defalarca kararlarla sabit olduğu halde beni işe almayabileceklerdir. Kavgalı olduğu bir devletin bir kurumuyla konuştu veya onların avukatlığını yaptı diye de mesela hakimlik mesleğine geçişimi engelleyebilecektir.)

Bu kabul edilebilir bir düzenleme olamaz.

Kanun m. 6 hükmünde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapacak kişi ve kurumlar sayılmıştır: Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahallı mülki idare amirlikleri, yani vali ve kaymakamlar yapabileceklerdir. Mahalli idare mülki amirlikleri, Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin kanuna uygun fillerini denetlemekle yükümlü amirdir. Kendisi de güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yaptığında kim denetleyecektir? Kendi kendine adli ve idari soruşturma izni mi verecektir. Adı üstünde idari amirdir. Adı üstünde bu kurumlar idari kurumlardır. Bunlara nasıl olur da kolluk görev ve yetkileri verilir, benim hukuk anlayışımı aşmaktadır.

Ayrıca bu Kanun Meclis içtüzüğüne aykırı olarak, bir yıl geçmeden, bir hafta sonra meclise getirilmiş bir Kanundur. Bu anlamda kanunun hükümsüzlüğünü bile konuşmalıyız. 

Yine neresinden tutarsanız tutun elinizde kalan, diktatörlüğü kuvvetlendirecek polis devleti kanunundan başka anlama gelmeyecek bir ucube ve Anayasaya aykırı kanunla karşı karşıyayız. 

Gününüz aydın olsun!”

 

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu