
Gazeteci / yazar Şerif Kaplan, “Işıksız Yıllar” adında yeni bir roman ile yeniden okuruyla buluştu. Uzun bir aradan sonra yeni bir roman çalışması ile okuru karşısında çıkan yazar Şerif Kaplan, Şilîya’dan sonra uzun bir süredir sessizliğe gömülmüştü.
Işıksız Yıllar’da Şilîya romanı gibi Favori yayınlarından okuruyla buluşuyor.
Kitabı bütün kitapçılardan ve internet sitelerinde temin mümkün.
Kitap Mezopotamya’da yaşayan bütün “ötekilerin” yaşam öyküsünden kısa bir kesit sunuyor. Kısaca bütün “ötekilerin” yaşadıkları acıları, zulümü; Ermenilerden, Asurilere, Kürdlerden Ezidiler, Alevilere kadar herkesin son yüzyıllık yaşamlarını konu ediniyor. Kitap; Zabel ve Hiloç’un aşkı ile başlıyor, Zeyla ve Maria’nın Kürdistan macarsi ile devam ediyor, Rahip Anuşyan ile Rıhan’ın yaşamları ile son buluyor.
Son yüzyıla ışık tutan bu romanda bütün “ötekiler” kendilerinde birere parça bulacaklar…
Kitabın arka kapağında bulunan kısa tanımla sizleri başbaşa bırakalım;
„Sizin anneniz sokak ortasında ölürken -yedi gün ve yedi gece kar üstünde öylece acılar içinde uzanırken- sokak hayvanları onu yemesin diye pencerede nöbet tuttunuz mu hiç?
Ya ölen çocuğunuzun bedenini kokmasın diye soğutucuda sakladınız mı? Ya da kaybolan tek evladınızın kemiklerini aradınız mı yıllarca?
Peki tüm bunlar burnunuzun dibinde yaşanırken böylesi acılara normalmiş gibi sessiz kalıp ne ara içinizin insansızlığına çekildiniz?
Siz ne ara ‘ötekilerin’ ölümüne bu kadar duyarsızlaştınız?
Hemen yanıbaşınızda, sırf sizden olmayan, sizin gibi düşünmeyen insanların ölümüne ne zamandan beri sağır ve dilsizsiniz?
Bu kitap; sizin acılarını önemsemediğiniz, sırtınızı dönüp gittiğiniz, ”başına bunlar gelmişse kesin hak etmiştir” diye vicdanınızı mastürbe ettiğiniz ötekileştirilenlerin, ölümün ve katıksız acının kitabıdır.
Bu kitap Mezopotamya’da yaşayan Kürtlerin, Ermenilerin, Asurilerin, Ezidilerin, Alevilerin, Hristiyanların, Müslümanların son yüzyıldaki yaşam öyküsüdür.
Konfor alanınızdan uzaklaşmaya, kendinizle yeniden yüzleşmeye ve aslında bildiğinizi sandığınız birçok doğruyu yeniden sorgulamaya cesaretiniz varsa okuyun! Yoksa gidin ve üç maymunu oynamaya devam edin…“
