
Türkiye bir çözüm sürecini daha bozuk para gibi harcadı.
Türkiye bir çözüm sürecini daha bozuk para gibi harcadı. Suriye Kürtlerini kontrol edemeyince yüzleri kızarmadan; bir kaç ay önce söylediklerini unutarak; “beka sorunumuz var,” demeyi de es geçerek; Türk ve Kürt, Çin seddinden kılıç çekip bütün Ortadoğu’yu feth etme heves ve arzusunu rafa kaldırarak; süreç çözümü getirilip silah bırakmış beş-on PKK’linin özel yasayla şartlı bir şekilde Türkiye’ye girişine bağlandı. Türk devletine karşı savaşmayı bırakmış PKK’liler için barınma sorunu yoktur. Çatışmaları bitirmişlerdir; nerede yaşayacakları pek önemli değildir artık. Kürdistan coğrafyası, baştan sona onların yaşam alanlarıdır.
Kürtler ne yaptığını bilmiyor diyemem. Kürtler süreci iyi idare etti. Suriye’de istediklerini elde etmeye doğru gidiyorlar. Gerekli olmayan bir PKK devlet çatışması vardı, Kürtler bu çatışmayı bitirdi; Kürtler, Kürt sorunun çözülmesi gerekir tartışmalarını Türkiye toplumunun hücrelerine kadar sindirdi. Kürtler, yapması gerekeni yapmakla gelecek fırtınalara hazırlıklı olduklarını gösterdiler. Bunu bir propaganda ve övgü olarak değil, derinden hissettiğim olasılık ve tahminlerimle çatışarak söylüyorum.
Çözüm ve süreç konusunda frene CHP bastı. CHP zaten süreci dondurmak için komisyona girmişti. Ona göre de davrandı; her şeye itiraz ederek, her şeyi yokuşa sürerek; Kürtleri de aşağalayarak AKP ve MHP’nin en küçük ve en tereddütlü adımlarının önüne geçti. Zaten can çekişen süreci CHP ölü doğurttu. CHP böylece “Kürt anasını görmesin” yolunda kendi geleceğini de dinamitledi.
Bir konuyu net olarak söylemek istiyorum. Türkiye bu yasalarla Kürtleri idare edemez. Bu ihtimal, halamın amcam olması kadar olanaksızdır. Türkiye’nin yakında yeni beka sorunları başlayacaktır. Bu da kesindir. Beka sorunları dalga dalga gelecektir. İran, Rusya, Suriye, İsrail, Amerika ve başka alanlardan da gelecektir.
Türkiye’nin bu yasalar, bu anayasalar ve psikolojisi yere indirilip kamplaştırılmış bu toplumsal yapıyla gelecek dalgaları karşılaması mümkün olmayacaktır.
Erdoğan’ın hukuk danışmanı Mehmet Uçum, Uçurum Memo, bizlere her hafta hukuk masalları anlatıyor. Fazla mesai olarak kaydedilmiş bu masalların Türkiye, Kürdistan ve Orta Doğu gerçeğiyle zerre kadar bağlantısı yok. Hakan Fidan ve Savunma bakanın tehditlerinin bir hukuku ve dayanağı yok.
Ne olacak? diye iki de bir sorulan sorulara ne karşlık vereyim? Yanıbaşınızdaki kardeşinizin 30 yılık hoşunuza gitmeyen davranışlarını değiştirebildiniz mi ki, bana sık sık bu soruları soruyorsunuz. Bazı devletlerin ve toplumların sorunları çözüm kapasitesi olmadığı için birbirlerini yiyip tüketiler. Dün CHP’liler ve AKP’liler mecliste gırtlak gırağa idi. Onlarca yumuruk kalkıp, onlarca yumuruk iniyordu. Meclis kurulunda silah taşımak serbest olsaydı birbirlerini tararlardı. Yani o kadar işte.
Ben bu tür durumlarda Darwin Baba’ya sığınıyorum. Darwin baba çevresine uyum sağlayamayan her canlı ölür diyor. Güçlü olmak yetmez, önemli olan uyum sağlamaktır. Çevresine uyum sağlamayan devletler de ölür.
AKP, CHP, MHP ve ötekilerin; bir iktidar uğruna gırtlak gırtlağa Türkiye’yi felakete sürüklüyor olmalarını hayretler içinde izliyorum. Türkçülük ve Atatürkçülük bu iktidar kavgasında sadece bir aksesuar. Süs eşyası.
Kürtlerin kendilerine ait olmayan bu kavgada ezilmemek için, işine, gücüne sarılmasını öneriyorum. Kendi yaralarını kendileri sarsınlar. Devlet kendi açtığı Kürt yaralarını sarmaz. En fazla Kürtleri acılarıyla kendi haline bırakır. Bu çatışmazlık ortamında yazın yaylalara çıksınlar. Ulusal dayanışmayı artırsınlar. Birbirlerini sevsinler, birlerine umut olsunlar. Orta Doğu’da esas fırtına henüz başlamadı. Yasalarda adı, sanı, varlığı kabul edilmeyen bir halkın hikayesidir bu. Her cümlesi kan, ter ve buzlu parmaklarla yazılmıştır. Kürtlerin özgürlük, adalet ve eşitlikten başka istediği bir şey yoktur. Bunlar da temel insan haklarıdır.
Bugün de Rusların en ūst generallerinden biri Moskova’da arabasıyla birlikte havaya uçuruldu.