Aktüel Yorum

Sonra geleceğim …

İskele meydanında bir kargaşa, çiçekçiler kavga ediyor, küfürrr, ses çok yüksek.

Aliler, Eminler, Zeynepler, yüzlerce beden, yüzlerce  kol, bacak,  kaş,  kirpik sanki bir tiyatro  seyrediyor.

Bir şeyler var bu sabah bende. Kelimelerim, bakışlarım, kaidelerim kendini  hayatın seyrine bırakmış sanki. Okyanus derinliğinde bir kepçe  hüzün, acaba savruluyor muyum, saklanıyor muyum ya da hapsoluyorum.

Şehir de biraz daha eskidi sonbahardan sonra. Pencereme vuran sabahın ilk saatleri yok artık. Sert, soğuk hava yüzümü yakıyor, başladığını belli ediyor Aralık.

Hissedilip de farkedilmeyen bir kedere, nereden ne zaman çıkıp geleceği  belli olmayan  bir mutluluğa, güzel havalara  teslim olmak istiyordum bu sabah.

Ne olurdu Dengbej Uso’ nun Karınca Adası’na gidebilseydik. Thomas Campanella’nin Güneş  Ülkesi’ ne ya da.

Gündelik yaşam dokunmaya basladi sağıma soluma. Ortasınıflılığın, köyden kente göçün etkisiyle oluşan boş insan, boş ruh, kasabalılılığın, coğrafi karmaşanın getirdiği geri çekilme refleksinin simgesi olan

dövmeli yüksek eksenli kaşlar, herkesin aynılastığı yüzler üstüme üstüme geliyor.

Gitmek zorundayim şimdi

Sonra geleceğim …

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu