
Halepte iki mahalle
Halep konusunda bir Kürt paniği görüyorum. Paniklemeyin; panik, haklı bir mücadelenin en büyük düşmanıdır. Ben de bazen panikler, kendimle çatışır, yolumu bulurum. Bu nedenle bana sık sık dün yazdığın yazıyla çelişiyorsun denir. Ben bir kalas değilim, kendimle çelişerek yol alırım.
Kalas okumak isteyenler gözü Kūrt düşmanlığından dönmüş Türk yazarlarını okusun. Yaz aylarında İsrail’in 12 gün süren İran saldırısı başladığında “İran rejiminin işi bitmiştir,” dedim. Savaş 12 gün sonra bitti ve yazılarımın altına bazıları şu notu yazdı: “Hoca kusura bakma, bu kez tutturamadın, Molla rejimi yerinde kaldı,”
İran rejimi şimdi yerde. İsyan bütün şehirleri sarmış. İktidardaki Molla rejimini göndermek kolay da, yerine ne koyacakları belli değil. Trump iki kez İran’ı göstericilere şefkatli davranması için tehdit etti. Bunu niye yaptı biliyor musunuz? ABD başkanlık yetkilerini Amerikan hukukuna denk getirmek için yaptı bunu.. Yarın İran’a müdahale bir yargılama konusu olduğunda yargıç soracak: “Müdahaleden önce İran yönetimini uyardınız mı?”
Trump, bu uyarıları delil olarak sunacak. Maduro olayında da Trump aynısını yaptı. Maduro’ya Türkiye’ye gitmesini ve bolca şiş kebab yemesini seçenek olarak sundu. Yarın bir yargılama olsa Amerikalı yargıç soracak: “Operasyon yapmadan önce Maduro’ya seçenek gösterdiniz mi?”
Trump’ın avukatları Türkiye seçeneğini yargıcın önüne koyacak.
Bazı okurlar her makalemin altına düşüncene katılmıyorum notuyla gelir. Ne tuhaf! Ben insanlar düşünceme katılsın diye yazmıyorum. Ben kendi düşüncelerimin militanıyım. Tarafsızlığı red ediyorum. Kötülüğün karşısında, kendimce iyinin yanındayım. Objektiflik adına noterlik yapmak benim işim değildir.
Ben diyorum ki, İran’dan sonra çökme sırası Türkiye’ye gelecek. Türkiyenin bunca kötülük ve hukuksuzluktaki pozisyonunu koruma şansı yüzde sıfırdır. Adam veya kadın yazımın altına Türkiye’nin çok güçlü olduğunu ve yıkılmasının mümkün olmadığını not düşüyor. Ah sizi güç tapıcıları. İşte yıkım denen şey tam da budur. Güçlü olup, adil olmamak.
İran’daki Kürt devriminden dikkatleri Suriye’ye çevirmek isteyen Türk provokasyonunu Kürtler yutmadı. Halep olayında İran’ın Türkiye aracılığıyla ne kadar parmağı var bilmiyorum. Zamanlama muhteşemdi kendileri için. Rojava heyeti anlaşmaya varmak için Şam’da iken birden tuhaf şeyler oldu. El Şara ev hspsine alındı, Şam savunma bakanı aniden odaya girerek görüşmeler bitmiştir dedi. Rojava heyeti şaşkına uğradı ve Halep kuşatıldı.
Türkiye ve Suriye ordusuna mensup 42 bin Asker, 300 kişilik hafif silahlı Ypg’ye karşı saldırıya geçti. Hemen teslim olmaları dayatıldı. YPG kültüründe teslim olmak olmadığı için kuşatma ve çatışma altı gün sürdü. 42 bin kişiye karşı 300 YPG’li… Suriye ve Türk birlikleri YPG’lilerden daha fazla kayıp verdi.
Önce SDG’nin olaya müdahil olmasını ben de istedim. Sonra müdahil olmaması konusunda ikna oldum. ABD’nin Fırat’ın batısıyla ilgili Kürtlerle bir anlaşması yoktu. ABD Kürt ittifakı Fırat’ın doğusunu kapsıyordu. Halep, Fıratın batısına düşüyor. Kürt bölgesi olarak Fıratın doğusu düşünülmüş ve bu artık kabul görmüş. Yani Halep kuşatmasına dayanarak SDG savaşı tüm Suriye’ye yaysaydı iki şey olacaktı. İran’daki Kürt devrimi yalnız kalacak ve Amerika bu savaşın sorumluluğunu üstlenmeyecekti.
Türk MIT’i Halep’teki direnişten Kandil’i sorumlu tutuyor. Olabilir. Ama Halep saldırısından sonra süreç mi kaldı? Halep’te Kürtleri katleden bir devlete PKK’liler niye dönsün? İran’da Kürt devrimi ayakta iken ve Halep Kürdü Türk tanklarının altında can verirken hangi PKK’li Kanlı Komisyon’dan şefkat isteyebilir?
Doğu Kürdistan Molla rejimine isyanda iken, PJAK güçleri devrimin merkezindeyken; Halep’te öldürdükleri Kürt kadınlarının cesetlerini istismar ettiren Türk devletine gelip teslim olmanın suçunu hangi Kürt taşıyabilir?
Halep Direnişi; SDG’nin olmadığı bir şehirde, bir avuç özgürlük savaşçısını dahi teslim alabilmenin ne kadar zor olduğunu kanıtlayan bir direniş simgesidir. Kürt uluslaşmasında etkisi büyük olacaktır.
Paniğe gerek yok. Panik en büyük düşmandır.
Halep’te, halkını ve onurunu korumak için hayatını feda edenlere ve savaşanlara saygılarımı sunuyor, kayıpları için Kürdistan halkına baş sağlığı diliyorum.