Aktüel Yorum

SUSMA!

Padişah olma hayaliyle yaşayan Erdoğan yıkılma korkusuna kapıldı. Her muhalefeti Osmanlı usulü karıncayı balyozla ezmektedir ki tüm muhaliflere ibret olsun.

Erdoğan’ın bu kadar pervasızlaşmasında en temel etken CHP ve uzantısı olan sahte solun Kürt fobisidir. Bu konuda CHP’nin Erdoğan’dan, bu sahte solun da CHP’den bir farkı yoktur.

AKP’nin kuruluşundan ve iktidara gelmesinden bu yana bütün kritik konularda CHP ister sessizce, isterse bizzat oy vererek Erdoğan’ın yanında yer almıştır. CHP ilk günden beri Erdoğan’ın en büyük destekçisi olmuştur. Her seferinde suni gerekçeler, bahaneler ileri sürülse de “Aman ha, HDP ile birlikte görünmeyelim” denilerek Erdoğan’ın Kürt ve sol düşmanı diktatörlüğüne destek olunmuştur. Böylesine uysal ve sinik bir sözde muhalefet olunca Erdoğan diktası her geçen gün daha da pervasızlaşmıştır.

Türkiye tam da Hitler Almanya’sı gibidir. CHP de Hitler’in saldırganlıklarına karşı sesini çıkarmadan bekleyen meşhur papaza benzemiştir.

HDP’liler bir bir tutuklanırken sesini çıkarmayan, “Anayasaya aykırı ama evet” diyerek HDP’li vekilleri zindana gönderen CHP, kendi vekilleri tutuklanınca bile uyanmamıştır. Öğrencilerden sonra bunca akademisyenin, yazarların işinden atılarak,  tutuklanarak susturulması karşısında ağzını açmamıştır.

En son Müjdat Gezen ve Metin Akpınar’ın bazı sözleri üzerine bizzat Erdoğan’ın emriyle bir linç kampanyası yapılmıştır. Erdoğan’ın Kürt düşmanlığını desteklemenin de yetmediği, “führer”e kayıtsız şartsız bir teslimiyet-biat istendiği açıkça görülmüştür.

Erdoğan bu sanatçıların halkı isyana çağırdığını, kendisini devirmek istediklerini söylemektedir. Sanatçılar ise diktatörlerin sonu böyle olur demektedirler. Bindiği dalı kesen şaşkın dal ile birlikte kendisi de düşecektir.

7 Haziran 2015 seçimlerinde Erdoğan açıkça kaybetti ama gitmedi. Ayrıca o tarihten sonraki her seçimde ve referandumda şaibeli sayım iddiaları açıklığa kavuşmadı. Erdoğan’ın emrindeki “Yüksek Seçim” dairesi her konuda Erdoğan’ın istediği kararları verdi. Erdoğan seçimle geldi ama eline geçen seçimle gitme fırsatını kullanmadı. O zaman başka çözümlerin gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Seçimle gitmeyen diktatörlerin sonu neyse Erdoğan’ın da odur. Onu artık CHP bile kurtaramaz.

Burada önemli olan diktatörlüğe karşı tüm demokrasi güçlerinin birleşmesidir. Demokrasi güçleri bunu başardığında Erdoğan bir gün bile kalamaz. Bu nedenle Erdoğan demokrasi güçlerini bölüp parçalamak ve susturmak istiyor.

Erdoğan diktasının ilk susturduğu lider Sayın Öcalan oldu. 7 Haziran 2015 seçimlerini kaybedeceğini anlayınca diyalog ve müzakere sürecini bitirip Öcalan üzerinde keyfi, zalim ve hukuk dışı bir tecrit uygulaması başlattı. O günden beri kansız-katliamsız, savaşsız tek gün bile geçmedi. Böyle giderse bu savaş daha da yaygınlaşıp şiddetlenecek demektir. Bu faşist diktaya karşı olan tüm demokrasi güçleri “amasız ve fakatsız” bir mücadele birliği yaratmalıdır.

Tecride karşı çıkmak faşist diktatörlüğe karşı çıkmak demektir.

Tecride karşı çıkmak savaşa ve azgın sömürüye karşı çıkmak demektir.

Tecride karşı çıkmak hukuk dışı her türlü zorbalığa karşı çıkmak, hakkı hukuku ve demokrasiyi savunmak, işçi haklarını, düşünce ve inanç özgürlüğünü, özgür basını savunmak demektir.

“Aman haa, HDP ile birlikte görünmeyelim” saçmalığı diktatörlüğün yolunu döşemiştir. Bu saçmalık terk edilmedikçe diktatörlük yıkılmaz.

Bu nedenle gerçek demokratlar HDP ile Öcalan ile birlikte olmalıdır.

52 gündür tecride karşı açlık grevinde olan Leyla Güven ile birlikte olmalıdır.

 Demokrasi güçleri yıllardır alanlarda haykırıyor: Susma, sustukça sıra sana gelecek!

Bugün artık hiç kimse için özgürce yazacak-konuşacak-yaşayacak bir ortam yoktur.

Zindancıbaşının linç mangaları-taburları sokakta, medyada, fırsat buldukları her yerde saldırmaktadır. Kürtlerden sonra sıra tüm demokratlara, aydınlara ve görüşü ne olursa olsun biat etmeyen herkese gelmiştir.

Hala susacak mıyız? Susmak neyi kurtardı ya da kurtaracak?

Susma, sustukça sıra sana da gelecek!

Demokrasi, özgürlük, hukuk, eşitlik ya herkese olur ya da hiç kimseye!

2019 yılında zulme karşı eşitlik, özgürlük ve barış güçlerinin kazanması dileğiyle.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu