Aktüel Dünya

Polisin Öcalan’ın posterlerinin indirilmesi yönündeki talebi sonrasi

Almanya’nın Düsseldorf kentinde ‘Faşizme geçit yok! Abdullah Öcalan ve bütün politik tutsaklara özgürlük’ sloganıyla onbinlerce Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimcinin katılımıyla yapılmak istenen yürüyüş ve mitinge polis, TOMA, cop ve biber gazı kullanarak saldırdı.

Polisin Öcalan’ın posterlerinin indirilmesi yönündeki talebini kabul etmeyen eylemciler, posterleri kaldırarak, yasağa karşı direndi. Polisin saldırısı sonucu çok sayıda kişi yaralandı ve gözaltına alındı. Polis bir yandan da uyguladığı vahşeti görüntülemek isteyen basın mensuplarını engellemeye çalıştı.

Tüm bu saldırılara rağmen Kürtler ve dostları Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın flamalarını indirmedi.

Polisin tüm provokasyon ve saldırısına rağmen eylemciler ve yürüyüş orgazatörlerinin sağduyulu yaklaşımları, çok daha feci bir tablonun ortaya çıkmasını engelledi.

Antalya’da görüş Düsseldorf’ta saldırı!

Saldırının Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ile Türk Bakan Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’da buluştuğu ve fotoğraflarının servis edildiği saate gelmesi de manidardı.

Gabriel’in Cuma günü Türkiye’ye gidişi sonrasında, son derece insani ve demokratik taleplerle yapılmak istenen yürüyüş Alman devleti tarafından kriminalize edildi.

Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi (KCDK-E) başta olmak üzere 43 Kürdistanlı, Türkiyeli, Ermeni, Asuri-Süryani, Alman örgütün yapmak istediği yürüyüşe iki gün kala Alman polisi, Öcalan’ın posterleri ve Kürt sembollerinin yürüyüşte taşınamayacağını yönünde bir karar aldığını duyurdu.

Cumartesi sabah saatlerinde ise başta Almanya olmak üzere, Fransa, İsviçre, Belçika, Hollanda ve Avusturya’dan Kürdistanlılar ve Türkiyeliler yürüyüş için Düsseldorf’ta toplanmaya başladı.

Onbinlerce kişi, ‘No Pasaran (Geçit Vermeyeceğiz)’ pankartıyla Kırmızı ve Yeşil Kol’dan yürümeye başladı. Açılan Öcalan posterleri ile Breitestrasse’de birleşen yürüyüş kolları polis tarafından durduruldu. Caddenin giriş çıkışları polis tarafından kapatıldı.

Yürüyüşçüler polisin tüm ısrarlarına rağmen Öcalan’ın posterlerini indirmeyerek, sloganlar atmaya başladı. Bunun üzerine büyük bir polis gücü ile oturma eylemi yapan kitleye saldırdı. Gaz, cop ve TOMA’ların da kullandığı saldırıda çok sayıda kişi yaralanırken, onlarca kişi de gözaltına alındı.

Yaşlı, kadın ve çocuklara aldırmayan Alman polisi, şiddet kullanarak, kitleye saldırması Türk polisinin Kürdistan’da Kürtlere saldırı manzaralarını anımsattı.

Erdoğan’dan farkınız ne?

Saldırı sırasında “Erdoğan polisinden ne farkınız var” diyen yürüyüşçülere “Erdoğan polisi daha kötüsünü yapardı” şeklinde cevap verdi. Polisin saldırısına karşı yürüyüşçüler sürekli ‘Bijî Serok Apo’ sloganıyla karşılık verdi. Polis tarafından yapılan anonslara karşılık Kürt gençleri büyük PKK bayrağı açtı.

Polisin basın emekçilerine karşı tavrı da oldukça sert ve anlaşılmazdı. Özellikle saldırı anında yaralıları çekmek isteyen basın emekçilerini zorla uzaklaştırmak istedi. Buna şartlar altında basın emekçileri görevlerini yaptı.  Polisin saldırılarına karşı saatlerce süren direniş, Heinrich-Heine Allee’de yapılan bir miting ile sona erdi.

Erdoğan’ın direktiflerini yerine getiriyorlar

Mitingte ilk olarak sözü alan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç, Alman polisinin tavrını kınayarak, Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne yönelik her türlü yasağa karşı direneceklerini söyledi.

Koç, “Alman devleti, Erdoğan’ın direktiflerini yerine getirerek, bizim sembollerimizi yasaklayarak, engelliyor. Biz kesinlikle bunu kabul etmeyeceğiz, sonuna kadar direneceğiz. Hukuki mücadelemiz devam edecek. Bugün de polisin bütün yasak ve saldırılarına rağmen halkımız Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın posterlerini indirmedi. Boyun eğmedik ve amacımıza ulaştık, herkesin de bunu böyle bilmesi gerekiyor” dedi.

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) adına konuşan Yıldız Filimci ise “Bugün başta kadın arkadaşlarımız, kendi küçük çocuklarıyla burada direndiler. Onları selamlıyoruz ve bu direnişin ileriki dönemlerde de devam etmesini istiyoruz” dedi.

HDK-A Eşsözcüsü Demir Çelik ise şunları vurguladı: “Almanlar ve Türkler bir olmuş bize, dost ve arkadaşlarımıza saldırıyor. Ancak faşizme geçit yok. Sayın Öcalan ve siyasi tutsaklara özgürlük talebiyle sabahtan beri ayaktasınız. Elinize yüreğinize sağlık. Sağ olun, var olun. Ey ezilenler, ey mağdurlar, ey yoksullar biz yan yana gelmediğimiz için, biz birlikte mücadeleyi büyütmediğimiz için 19 yıldır İmralı’da Kürt Halk Önderi ağırlaştırılmış tecritle, izolasyonu yaşıyor. Biz birlikte mücadele etmediğimiz için haksız hukuksuz bir şekilde HDP Eşbaşkanları, milletvekilleri tutsak. Bundan dolayı belediyelerimiz işgal altında. Ama buna rağmen Rojava’da, Şengal’de, Kandil’de özgür Kürdistan dağlarında özgürlük ateşi yükseliyor” dedi.

Almanya Erdoğan’ın emir kulu

Sol Parti Federal Milletvekili Andrej Hunko ise şunları kaydetti: “Şunu açıkça söylemek istiyorum. Bu bir utanç tablosudur. Almanya’da bayrakların yasaklanması bir utançtır. Bunun nedeni Almanya’nın Erdoğan’ın emir kulu olmasıdır. Bu mümkün olmamalı. Almanya’da Öcalan’ın posterlerinin yasaklanmalarını kendim de dayanılmaz olarak ifade ediyorum. Bu, İçişleri Bakanlığı’nın emridir. Büyük ihtimalle Alman Hükümeti ile Türkiye Hükümeti arasında bir pazarlığın sonucudur. Bu pazarlık etik değil. Almanya’da Kürt Hareketi için de yürüyüş, konuşma ve ifade özgürlüğü olmalı. Umarım mücadelemiz daha çok güçlü olarak devam edecek.”

Polisin yürüyüşe yönelik saldırısını kınayan Hunko, bunun kabul edilmeyeceğini söyledi. Hunko, Öcalan’ın posterlerinin yasaklamasını da kınayarak, Kürtlere yönelik saldırılarının son bulması çağrısı yaptı. Hunko, Öcalan’ın posterleri, YPG, YPJ flamaları üzerindeki yasaklarının kaldırılması ve PKK yasağına son verilmesi gerektiği belirtti.

Yürüyüşün tertip komitesi adına Süleyman Gürcan da Alman polisinin tavrını kınadığını belirterek, Alman polisinin bugün AKP polisini aratmadığını vurgulayan Gürcan şöyle konuştu: “Manzara aynıdır. Ama herkes bunu bilmeli bütün baskı ve yasaklara karşı teslim olmayacağız, direnişe devam edeceğiz ve boyun eğmeyeceğiz.”

Konuşmaların ardından miting sona erdi. Saatlerde büyük bir direnişe imza atıp, polisin vahşete varan şiddetine maruz kalan eylemciler, kazanmanın gururuyla eylem alanınından ayrıldı.

NAV-DEM’den teşekkür

Öte yandan Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) dün yayınladığı yazılı bir basın açıklamasıyla eylemcileri kararlı duruşundan dolayı kutlarken, Türk-Alman devletinin kirli pazarlığının bir sonucu olan polis şiddetini kınadı.

NAV-DEM’in açıklaması şöyle: “Biz NAV-DEM olarak tüm bileşenlerimizin Düsseldorf’ta göstermiş olduğu direniş ve bu direnişten almış olduğu güçle serhildan sürecini sürdürerek, Kürt sorununun çözümünü mutlak bir biçimde elde edene kadar baskıcı egemenler karşısında boyun eğmeden direnişini sürdürmelidir. Saatlerce Alman polisinin kuşatması ve baskıcı uygulamasına karşı açlığa susuzluğa büyük sabır ve tahammül gösterip katılan yurtsever halkımıza, devrimci, demokrat dostlarımıza ve emeği geçen herkesi selamlayarak binlerce kez sonsuz teşekkür ediyoruz.”


Bayık direnişi selamladı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık Almanya’nın Düsseldorf kentindeki eyleme görüntülü mesaj gönderdi.

Bayık mesajında şunları söyledi: “Önder Apo ve gerilla mücadelesi halklara umut olurken, egemen devletleri ise korkutuyor. Önder Apo’nun halklar için verdiği mücadeleyi kendileri için tehlike olarak görüyor. Onun için Önder Apo’ya saldırdılar, komplo kurarak İmralı’ya kaçırdılar. Ancak halkımızın vermiş olduğu görkemli mücadele sonucu bu komplo amacına ulaşamadı. Kürt halkının düşmanı faşist Türk devleti bugün Önder Apo’ya baskı yapıyor. Erdoğan, Türkiye içinde ve dışında herkesle işbirliği yaparak Kürt özgürlük mücadelesine darbe vurmayı amaçlıyor, bunun için uğraşıyor.

Halkımızın bugün her yerde Önder Apo’ya, geleceğine ve değerlerine sahip çıkıyor. Kahraman halkımızı selamlıyorum, kendilerine teşekkür ediyorum. Özellikle Avrupa ve Rojava’daki halkımız her gün eylemde ve ayaktadır. Dünyada çok sayıda çevre, çok sayıda devrimci Önder Apo’nun felsefesine sahip çıkıyor, Kürdistan’daki mücadeleye katılarak şehit düşüyorlar. Bu devrimcileri selamlıyorum.”

Bayık, Türkiye ve Kürdistan’da halkların birlikte mücadelesi için Birleşik Devrimci Hareketi (HBDH) projesinin geliştirildiğine dikkat çekerek, bu örgütlülükle faşizmin yenileceğini vurguladı.  Bayık “HBDH, sorunlar ne olursa olsun bunları bir kenara bırakmalı ve faşizme karşı mücadeleyi birinci öncelik haline getirmelidir. Çünkü AKP-MHP faşizmi giderek yıkılmaya doğru gidiyor. Türkiye’de acilen bir demokrasi cephesi kurulmalı. Faşist iktidar en zayıf dönemini yaşıyor. Ortak bir mücadeleyle faşizmi yenebiliriz. Demokrat ve sosyalist olmanın ölçüsü Önder Apo’ya sahip çıkmaktır. Önder Apo’nun mücadelesi halkların özgürlük mücadelesidir. Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele etmeye, İmralı işkence sistemine karşı eylemlere çağırıyorum.”

649

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu