Aktüel Yorum

Vatan savunması

Bakur ve Rojhilat hala sömürge boyunduruğunda. Rojava tehlikede. Kobanê düşerse sıra Başûr’a gelecek. Ortadoğu’da bir paylaşım savaşı sürüyor. İsrail ve Türkiye, Suriye topraklarını, aralarında “kayıkçı dövüşü” yaparlarken paylaşıyorlar. Güney’de İsrail, Kuzey’de Türkiye, Suriye’nin neredeyse yarısına el koymuş. Colani, Suriye’yi satıyor. Sırada Şii ağırlıklı Irak var. İsrail ve Türkiye, Haşdi Şabi’nin üstüne yürüdükleri gün, Türk devleti “Misak-ı Milli” hedefine Başûr’a el koyarak ulaşmaya çalışacak. Ardından gelsin İran seferi. İran’a karşı bir Türk-Azeri savaşı gerçekleşirse İran ve Türkiye bir daha ne İsrail’e ne de Amerika’ya karşı ulusal çıkarları adına kafa tutabilecek. Erdoğan artık ne Putin’le telefonlaşabilecek, ne Şanghay Beşlisine “katılırım ha” numaraları yapabilecek. İşte o zaman ABD Rusya ve Çin’e karşı savaş hazırlığında Cephe Gerisini güvenceye alacak. Sonrası tufan.

Diplomatik manevralar, hedef şaşırtmacalar, medya tekelinin uydurma senaryoları, hepsi bu emperyalist paylaşım savaşlarının sivil cephesi. ‘Çözüm süreci’ müzakerelerini “norm dışı” mı, yoksa devletin tümü mü bilemesem de birileri bilerek bir yıl boyunca uzattı. Gelinen nokta bu uzatmanın paylaşım savaşında zaman kazanma oyunu olduğunu gösteriyor. Saray rejimi suret-i haktan görünerek güya PKK’nin kurucu önderini İmralı’da tutarken “tek kişilik” bir muhatap haline getirmeye kalkıyor; PKK’ye, YPG’ye “terör örgütü” diyor, DEM Parti’ye “yerinde otur, konuşma” tehditlerinde bulunuyor. Kirli oyun çok açık: Amaçları Başkan Öcalan’ı kendi halkından koparmak. Yalnızlaştırmak. PKK de, YPG de, DEM Parti de İmralı’yı değil de Kandil’i dinlemekteymiş. Hakan Fidan, Mazlum Ebdî’ye edepsizce sataşmakta. Ebdî kendi başına karar veremiyormuş. İmralı’yı değil, Kandil’i dinliyormuş. Etrafında “polit komiserler” varmış. Falan filan. Fidan kirli bir iş yapıyor. Mazlum Ebdî’yi de Kandil’i de Başkan Apo’nun karşısına koyarak Kürt halkının saflarında fitne fesat peşinde koşuyor. Boşuna…

İlk defa ulusal birlik bayrağı

Devlet mi, Saray mı, artık her kimse Kürdistan’ın dört parçasında Kürt halkını içinden bölme oyununu kaybetti. Her bir bileşenini birbiriyle çatıştıracağım derken Kürt halkı tarihinde belki de ilk defa ulusal birlik bayrağı altında birleşti. Tarihinde ilk defa dünyada yapayalnızlıktan çıktı, dünya halklarının desteğini kazandı. Tarihinde ilk defa “yarım ulus” olmaktan çıktı, kadın devrimi sayesinde, “saçı örgülü” Kürt kadınıyla içindeki “kastik katili” öldüren Kürt erkeği, “bütünsel ulus” haline geldi. Tarihinde ilk defa ulus olduktan sonra başka uluslara düşman olan uluslardan farklı olarak, önce saflarındaki Êzîdîlerle, kadim Hristiyan topluluklarla, biri isyan ettiğinde diğerinin onu bastıranlara yardım eden Alevi ve Sünni Müslüman Kürtlerle yepyeni bir “demokratik ulus” inşa etmeye başladı.

Şimdi Kürdistan, ana kraliçedir

Kürt düşmanları, Ortadoğu haritasına baktılar, haritadaki Rojava ile koskoca Türkiye’yi kıyasladılar ve “kolay lokmadır, yutarız” sonucuna vardılar. Yutarsınız ama boğazınızda kalır. Kürt Özgürlük Hareketi haritada gördüğünüz o küçücük Kobanê’den ibaret değil. Dünya haritasını açın masanıza yayın. Ne görüyorsunuz? Bugüne kadar görmediğiniz bir şeyi görüyorsunuz. Size dünya devletlerinin başkentlerini sayın desem 10-15’inden sonra nutkunuz tutulur. Bir de mesela Almanya’nın şehirlerini sayın desem hafızanız dumura uğrar. İşte nutkunuzun tutulduğu, hafızanızın dumura uğradığı dünyanın neredeyse bütün başkentlerinde, şehirlerinde ve hatta kasabalarında toplamı milyonları aşan kitleleri görüyorsunuz. Burada duralım: Kuşattığınız o Kobanê ve Rojava, dünyanın Kürt diye bir milletten haberi olmadığı bir zamanda doğdu. Kimsesizlerin kimsesi olan bu millet bağrından Rojava ve kadın devrimini doğurdu. Şimdi Kürdistan, bir büyük ana kraliçedir, dün bir Rojava doğurduysa şimdi bin Rojava doğuracaktır.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu