
Sahne ‘Troyalı Kadınlar’ın
Feminist perspektif ile 18 yıldır çalışmalarına devam eden ve adını Jerzy Kosinski’in ‘Boyalı Kuş’ romanından alan Tiyatro Boyalı Kuş, bugünlerde, “Troyalı Kadınlar Korosu ya da Kayıp Tablet” oyunu ile sanatseverlerle buluşuyor. Oyun, 9,15 ve 23 Şubat’ta İstanbul Tatavla Sahne’de seyirci ile buluşuyor. Kadın bedeni ve mitler üzerine yaptıkları atölyeler ile tiyatroyu feminist bir bakış açısı ile yeniden yorumlayan Tiyatro Boyalı Kuş’un kurucularından Jale Karabekir ile feminist tiyatro hakkında konuştuk.
Neden Boyalı Kuş?
Feminist tiyatroyunun tarihi hakkında bilgi veren Karabekir, “Feminist tiyatro ilk olarak İngiltere ve ABD’de başlıyor sonra Avrupa’ya kadar ilerliyor. Türkiye’de ise feminist tiyatronun ortaya çıkması çok daha geç bir tarihe denk geliyor. Özel, alternatif tiyatroların ardından 1980 sonrası feminist tiyatro da ilk oyunlarını sergilemeye başlıyor” dedi. Neden Boyalı Kuş sorusuna cevap veren Karabekir, rengi diğer kuşlara benzemeyen bir kuş olan tüm boyalı kuşların sesi olmak istedikleri için bu ismi seçtiklerini belirtiyor. Tıpkı Boyalı Kuş kitabındaki karakterin dramı gibi…
18 yıldır sahnedeyiz
90’larda alternatif tiyatroların ortaya çıkması ile birlikte kendilerinin de feminist tiyatrosunu kurduklarını ifade eden Karabekir, “18 yıldır sahnedeyiz. 2013’e kadar on beş oyun, altı okuma tiyatrosu, iki forum oyunu, birçok atölye çalışması ve etkinlik yaptık. Çok sayıda turnemiz oldu. Türkiye’deki en son yapımımız 2013’te Rüstem Ertuğ Altınay’ın yazdığı ve Yeşim Koçak’ın oynadığı Melek adlı oyundu” dedi. İlk oyunları olan Ferhat ve Şirin’de, Ferhat karakterine yer vermediklerini ifade eden Karabekir, “Tamamen dramatoloji çalışmasıydı ve Şirin’in gözünden anlattık” dedi.
Sadece kadını anlatmıyor
Feminist tiyatro ile meydan okuduklarını vurgulayan Karabekir, “Sahnelememizle, metin seçimimizle, varoluşumuzla üreterek direniyoruz. Bu da seyircide iyi karşılanıyor. Keşke feminist oyunlar daha fazla olsa” dedi. Kadına yönelik şiddet gibi konulara özellikle değinmediklerini belirten Karabekir, “Feminist tiyatro sadece kadına yönelik şiddetten ibaret değil. Erkekliğin sorgulandığı oyunlar, ekoloji oyunları da bizim derdimiz” dedi.
Bir şey söylemek istedik
“Troyalı Kadınlar Korosu ya da Kayıp Tablet” isimli son oyunlarına da değinen Karabekir, “Savaş, Ortadoğu, DAİŞ üzerine bir şey söyleyemedik. Kadınlar köleleştirildi, esir pazarlarında alınıp satıldı, biz karmakarışık olduk ve bir şey yapmalıyız dedik. Troyalı Kadınların ana meselesi de budur. Troyalı kadınlar savaşı kaybeder, erkekler öldürülür, kadınlar satılır ama bunu farklı biçimde sahneledik” dedi.
Evrim Kepenek/İstanbul-Jinnews
