Aktüel Yorum

PKK yenildi mi, ya da yenilebilir mi? Askerî zafer, siyasal çözüm ve “yenilgi” kavramının sınırları

Erdem & Copilot

Özet

Bu makale, PKK’nin “yenildi” ya da “yenilebilir” olup olmadığı sorusunu, klasik askerî zafer anlatısının ötesine geçerek tartışıyor. 1990’ların sonunda Türkiye’nin PKK karşısında askerî üstünlük elde etmesine rağmen örgütün kısa sürede yeniden sahneye çıkması, “yenilgi” kavramının tek başına askerî parametrelerle tanımlanamayacağını gösteriyor. Çalışma, bir yandan PKK’nın Maoist halk savaşı stratejisini uygulamadaki başarısızlığını incelerken, diğer yandan örgütün siyasal/toplumsal taban dayanakları ve bölgesel konjonktür sayesinde varlığını dönüştürerek sürdürme kapasitesine odaklanıyor. Sonuç bölümünde, PKK’nin askerî anlamda sınırlandırılabilir olduğunu, ancak kalıcı bir “yenilgi”nin ancak çok boyutlu bir siyasal düzenleme ve bölgesel denklem değişimi ile mümkün olabileceğini savunuyor.

1. Giriş: “PKK yenildi” söylemi ve analitik sorun

Türkiye’de kamu tartışmasında sıkça duyulan “PKK bitti / yenildi” söylemi, çoğu zaman sınırlı bir zaman dilimine (örneğin 1999 sonrası dönem) ve ağırlıkla askerî göstergelere dayanır. Oysa akademik literatür, PKK’yı uzun süreli, uyum kapasitesi yüksek bir isyancı örgüt olarak ele almakta; örgütün geri çekildiği, zayıfladığı anların bile çoğu kez yeniden yapılanma fazına evrildiğini göstermektedir. Bu nedenle temel soru, “PKK yenildi mi?”den çok, “PKK hangi boyutlarda yenilgiye uğratıldı, hangi boyutlarda varlığını dönüştürerek sürdürdü?” şeklinde kurulmalıdır.

2. Kavramsal çerçeve: Askerî yenilgi, siyasî çözüm ve isyanların sona erme biçimleri

  • 1. Askerî yenilgi:
    Bir örgütün komuta yapısının dağılması, sahadaki kapasitesinin belirgin biçimde kırılması, eylem yoğunluğunun dramatik biçimde düşmesi gibi göstergeler “askerî yenilgi” kavramının merkezindedir. 1990’ların sonundaki operasyonlar ve Öcalan’ın yakalanması, bu anlamda PKK için net bir askerî gerilemeye işaret eder.
  • 2. Siyasî yenilgi / çözüm:
    İsyan hareketlerinin gerçekten “bitmesi”, genellikle yalnızca askerî sonuçla değil, siyasal taleplerin bir şekilde yeniden tanımlanması, sistem içine çekilmesi veya toplumsal desteğin çözülmesiyle mümkün olur. IRA’dan LTTE’ye uzanan örneklerde de görüldüğü gibi, bazı hareketler askerî olarak çökertilirken, bazılarında müzakere ve siyasal entegrasyon süreci daha belirleyici olmuştur.
  • 3. Uzayan isyanlar ve dönüşüm:
    Modern literatür, birçok örgütün “tam yenilgi” yerine, alan değiştirme, taktik değiştirme, siyasi kanalı öne çıkarma ya da bölgesel ittifaklarla varlığını dönüştürerek sürdürmesi olgusuna dikkat çeker. PKK örneği de buna tipik bir örnektir.


3. 1990’lar ve sonrası: “Askerî zafer” ve bitmeyen isyan

Çalışmalar, Türkiye’nin 1990’larda yürüttüğü yoğun karşı-isyân harekâtının sonucunda PKK’nın ağır darbeler aldığını, Öcalan’ın da bunu bir tür askerî yenilgi olarak kabul ettiğini aktarıyor. 1999’da Öcalan’ın yakalanması, örgütün geri çekilmesi ve tek taraflı ateşkes kararı, birçok analizde Türkiye’nin önemli bir askerî başarı örneği olarak sunulmuştur.

Ancak:

• PKK unsurlarının büyük kısmı Türkiye dışına çekilmiş,
• Buna rağmen örgütsel çekirdek ve ağ yapıları tamamen tasfiye edilmemiş,
• 2004’te ateşkes sona erdirilerek yeniden silahlı eylemlere başlanmıştır.

Bu tablo, “askerî yenilgi”nin, “isyânın bitmesi” anlamına gelmediğini; örgütün yeniden toparlanma ve yeni bir faza geçme kapasitesine sahip olduğunu gösterir. Böylece “Türkiye PKK’ya karşı askeri zafer kazandı ama isyanı bitiremedi” tespiti, literatürde açık biçimde dile getirilmektedir.

4. PKK’nın stratejik başarısızlığı ve dönüşüm kapasitesi

Yeni tarihli bir çalışma, PKK’nın Mao’nun üç aşamalı halk savaşı stratejisini (stratejik savunma, denge, taarruz) benimsemeye çalıştığını; fakat daha ilk aşamada önemli ölçüde başarısız olduğunu vurgular. Çalışma, şu noktalara dikkat çekmektedir:

• Maoist stratejinin gerektirdiği düzeyde kitle seferberliği ve kırsal alan kontrolü sağlanamamış,
• Türk Silahlı Kuvvetleri’nin özellikle 1993 sonrası değiştirdiği strateji, PKK’nın askeri hedeflerini sınırlamış,
• Böylece PKK, klasik anlamda “protracted people’s war” modelini uygulamayı başaramamıştır.

Bu, örgütün “askerî hedefleri bakımından başarısız” olduğunu gösterirken, aynı anda başka bir gerçeklik daha ortaya çıkar: PKK, bu başarısızlığa rağmen;

• Bölgesel krizlerden (Irak, Suriye savaşları vb.) faydalanarak,
• Yeni örgütsel yapılara ve isimlere evrilerek,
• Siyasî temsiliyet kanalları ve diaspora ağları üzerinden,

varlığını tamamen sona erdirmek yerine, “boyut değiştirerek” sürdürmüştür.

5. PKK yenilebilir mi? Teorik ve pratik bir değerlendirme

Bu soruya “evet” ya da “hayır” diye keskin bir cevap vermek, hem akademik hem pratik açıdan indirgemeci olur. Literatür ve sahadaki tecrübe, şu ayrımı zorunlu kılıyor:

1. Askersel anlamda sınırlandırma / yenilgi:

• PKK, belirli dönemlerde olduğu gibi, ciddi ölçüde zayıflatılabilir;
• Hareket alanı daraltılabilir, eylem kapasitesi minimize edilebilir;
• Komuta yapısı ve lojistik hatları büyük oranda tahrip edilebilir.

Bu anlamda “yenilgi”, belirli fazlar ve dönemler için mümkündür ve kısmen yaşanmıştır.

2. Siyasal/toplumsal gerçeklik olarak yenilgi:

• PKK, yalnızca silahlı bir grup değil; belli bir kimlik, mağduriyet algısı ve bölgesel güç dengeleriyle bağlantılı bir olgu olarak tanımlanıyor

  • Devletin uzun vadeli politikaları, yerel yönetimler, ekonomik-sosyal entegrasyon, kültürel haklar ve hukukun üstünlüğü gibi alanlar düzenlenmeden;
    • Bölgesel aktörlerle (Irak Kürtleri, Suriye’deki Kürt yapıları, büyük güçler) ilişki dengeleri değişmeden,“kalıcı yenilgi”den söz etmek teorik olarak bile zordur.3. “Yenilebilirlik” koşulları:
    PKK benzeri bir örgütün gerçekten “yenilebilir” olması için, literatür şu tür şartlara dikkat çekiyor:

    • Güvenlik boyutu: Sürekli, uyarlanabilir, insan hakları ihlallerini en aza indiren bir güvenlik doktrini;
    • Siyasal boyut: Temsil ve katılım kanallarının genişletilmesi, demokratik alanın güçlendirilmesi;
    • Toplumsal/ekonomik boyut: Bölgesel eşitsizliklerin azaltılması, aidiyet duygusunu güçlendiren politikalar;
    • Bölgesel/uluslararası boyut: Örgüte manevra alanı sağlayan dış bağlantıların daraltılması, aynı anda Kürt toplumunu kolektif olarak kriminalize etmeyen bir dil ve yaklaşım.

    Bu bileşim sağlanmadan, askeri başarılar genellikle “geçici duraksama” üretebiliyor; kalıcı bitiş değil.

    6. Sonuç: “Yenilgi” yerine “dönüşen çatışma”yı tartışmak

    PKK örneği, “yenildi mi, yenilmedi mi?” gibi ikili bir sorudan çok, “hangi fazlarda askerî yenilgiye uğradı, hangi mekanizmalarla hayatta kaldı ve dönüşerek devam ediyor?” sorusuyla daha anlamlı biçimde analiz edilebilir. 1990’ların sonu, PKK için açık bir askerî gerileme ve kısmi yenilgi dönemidir; ancak bu, örgütün isyan kapasitesinin ve siyasal etkisinin kalıcı olarak sona ermesiyle sonuçlanmamıştır.

    Bu nedenle:

    • PKK, klasik anlamda bir halk savaşıyla devrimci hedeflerine ulaşma konusunda başarısız olmuş,
    • Buna karşın, çok boyutlu bir bölgesel aktöre evrilerek varlığını farklı formlar altında sürdürmüştür.

    “PKK yenilebilir mi?” sorusu, aslında “Türkiye ve bölge, güvenlik-siyaset-toplum-bölge denkleminde eşzamanlı bir dönüşümü gerçekleştirebilir mi?” sorusuyla iç içe geçmiştir. Dolayısıyla, gerçek tartışma, yalnızca örgütün kapasitesi değil, devletlerin ve toplumların bu çok boyutlu dönüşümü isteyip isteyemeyeceği ve yönetip yönetemeyeceği üzerine yoğunlaşmalıdır.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu