Aktüel Yorum

Doğu Akdeniz ve olası savaş

Çok uzun bir süredir Doğu Akdeniz küresel ve bölgesel güçlerin önemli rekabet alanlarından birisi olmuş durumda. Son günlerde biraz daha görünür hale gelen gerilimlere bakarsak Doğu Akdeniz’de yaşanan güç mücadelesinin bundan sonra da artarak devam edeceğini ön görebiliriz.

Yunanistan’ın Türkiye ve Libya’nın deniz sınırları üzerine vardığı anlaşmanın uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle Birleşmiş Milletlere başvurmuş olması Doğu Akdeniz sorununu başka bir boyuta taşımış oldu.

Bundan sonra muhtemelen ilk önce Birleşmiş Milletler daha sonra ise Avrupa Birliği, Doğu Akdeniz sorununa daha doğrudan müdahil hale geleceklerdir. Birleşmiş Milletler soruna daha çok uluslararası hukuk açısından bakarken, Avrupa Birliği ise sorunu daha çok kendi enerji güvenliği açısından değerlendirecektir.

Fakat her durumda bundan sonra Türkiye, Doğu Akdeniz konusunda hem; Mısır, İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan ile hem de Avrupa Birliği’nin tamamı ile ciddi gerilimler yaşacağı bir sürece girmiş bulunuyor.

“Bu gerilim bir sıcak çatışmaya dönüşür mü?” bunu bilmiyoruz; fakat bunun asla olmayacağını söylemek de Erdoğan Türkiye’sinde pek mümkün gözükmüyor. Koşulları oluştuğunda Erdoğan Rejimi Doğu Akdeniz’de kendisini iç siyasette güçlendirecek olası bir çatışmaya asla hayır demeyecektir.

Ecevit’in ‘Kıbrıs fatihi’ olduğu ve yıllarca bunun sermayesini yediği bir tecrübeden sonra Erdoğan’ın da mümkün olan ilk fırsatta bu yönde girişimlerde bulunacağını ben kendi adıma hiç yadsımıyorum.

İç siyasette daha düne kadar en yakınında olan insanlara dolandırıcı diyen ve savcılarını muhaliflerine karşı dava açmakla görevlendiren Recep T. Erdoğan dış politikada da çok aklı selim davranmayacaktır.

Düşünsenize Türk savaş gemileri bir Yunanistan gemisini Doğu Akdeniz’de batırmış ve Yunanistan da buna yeterince güçlü bir askeri karşılık verememiş olsun; bu durum zaten oyları baş aşağı giden Erdoğan’a can suyu gibi gelir.

Türkiye Doğu Akdeniz’de Yunanistan’la yaşanacak olası bir çatışma sonrasında Yunanistan’ın da NATO üyesi olması nedeniyle NATO’yu yardıma çağıramaz. Fakat Türkiye’nin olası bir saldırısı sonrası Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail ve Mısır kendi aralarında yaptıkları anlaşma gereği Yunanistan’a başta askeri olmak üzere her türlü desteği vermek durumundadırlar.

Söz konusu dört ülke sadece askeri değil; enerji, turizm, içilebilir su kaynaklarının kullanımı, sermayenin serbest hareketi gibi bir çok önemli konuda kendi aralarında bir anlaşma yaptılar.

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının çıkarılması ve Avrupa pazarlarına aktarılması konusunda da birlikte davranıyorlar. Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması Yunanistan’a göre daha ucuz olacaktır. Fakat Türkiye’nin bunu bir süre sonra siyasi olarak kullancağı kaygısıyla Türkiye seçeneği İsrail tarafından iptal edilmiştir.

Mevlana’nın dönemin Türk devlet geleneği için söylediği rivayet edilen bir söz vardır. “Tanrı Greekleri dünyayı kurmak için Türkleri ise yıkmak için yaratmıştır!” Burada kast edilen ortamala Türk insanı değildir elbette; kast edilen şey bir türlü değişmeyen Türk Devlet geleneğidir.

Savunma Bakanı Hulisi Akar da bunu doğrulayan ifadeler kullanmıştı. “Bizim gücümüz bu bölgede tek başına oyun kurmaya yetmez, fakat bize rağmen kurulacak oyunları bozacak gücümüz var!”

Hulisi Akar yüzyıllar sonra Mevlana’yı doğrular nitelikte açıklamalar yaparak Türk devlet geleneğinin devam ettiğini bize hatırlatmış oldu. Hiçbir yeni şey kuramayan; fakat yıkmakta mahir bir devlet geleneği ile karşı karşıyayız.

Doğu Akdeniz’de Erdoğan iktidarı tamamen oyun dışı kalmış durumda; Libya Hükümeti ile yapılan anlaşmalar Erdoğan’ı kurtarmaz. İçerde yavaş yavaş izole olan Erdoğan dışarıda da derin bir tecrite yaşıyor.Bize düşen bu derin kriz döneminden özgürlük ve demokrasi alanını genişleterek çıkmaya çalışmak olmalıdır; aksi takdirde biz de Erdoğan’ın neden olacağı yıkıntıların altında kalırız.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu