Aktüel Yorum

Kibir

Eminim sizin de dikkatinizi çekmiştir; son günlerde Türk televizyonlarına çıkan yorumcuların neredeyse tamamı büyük bir kibirle etraflarında kim varsa tehdit ediyor; sözüm ona aşağılamaya çalışıyorlar.

Ege ve Doğu Akdeniz’i konuşurken Yunanistan’ı küçümseyici aşağılayıcı bir dil kullanıyorlar. Hemen sonrasında ise “biz sorunlarımızı müzakere ile çözmek istiyoruz!” diyorlar.

Reklam

Siz bir halkı hem bu kadar aşağılamaya çalışıp hem de o halkla sorunlarınızı müzakere yoluyla çözemezsiniz; olsa olsa güç kullanarak ona kendi çözümünüzü dikte ettirmeye çalışırsınız.

Erdoğan/Bahçeli Türkiye’si etraflarındaki halklarla eşit ilişki yerine kendilerini dayatmayı dış politika sanıyorlar. Başka güçler devreye girince de basıyorlar “Emperyalizm!” yaygarasını; işin kötüsü birçok sözde solcu da onların peşine takılıyor.

Aynı yaklaşımı Irak’a karşı da görmüştük; Suriye hakeza, Kürt halkına ve onun sembollerine hakaret ise artık Türkiye’de alışıldık bir rutin haline geldi, her ağzını açan konuşmaya Kürtlerin ulusal sembollerine saldırarak başlıyor.

Reklam

Aynı şeyi iç politikada da görüyoruz; Erdoğan ve Bahçeli bütün rakiplerini saygısızca aşağılayarak konuşmalarına başlıyorlar. Türk siyasetinde düzey yerlerde sürünüyor. Sistem sürekli iç ve dış düşman üretmek üzerine kurulmuş.

İşin kötü tarafı kendileri birileri tarafından aşağılanan çevreler; aynı şeyi başkalarına yapmakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Kendileri Erdoğan ve Bahçeli tarafından sürekli aşağılanan CHP’liler, İYİ Partililer, hatta sözüm ona kimi solcular ilk fırsatta Yunanlıları, Kıbrıs’ı, Arapları, Kürtleri aşağılamaya çalışıyorlar.

Bu dil neredeyse bütün düzen içi çevreler tarafından günlük hayatta da kullanıldığı için; maalesef halk arasında da karşılık bulmuş gibi gözüküyor. İnsanlar bir süredir komşularını bile neredeyse düşman olarak görüyorlar.

Bütün bunlar Türkiye’nin hem iç politikada hem de dış politikada sorunlarını çözümsüz hale getiriyor. Bütün bu gelişmelerinin baş müsebbibi Erdoğan olmakla birlikte; gelinen noktada sorun artık Erdoğan’ı da aşmış durumda.

Zaten aşırı dozda milliyetçilik ve başkalarına düşmanlık üzerinden bir arada tutulmaya çalışılan Türkiye toplumunun kendinden olmayanı düşman görme anlayışı son yirmi yıllık Erdoğan iktidarında zirve yapmış durumda!

Türkiye ne içerde ne de dışarda bir türlü gerçek anlamda müzakere diline dönemiyor; gerçekten müzakere yapabilmek için ise önce kendinizi karşınızdakiyle eşit görmeniz gerekir. Halbuki Türkiye uluslararası politikada ya kendini dev aynasında görüyor ya da aşağılık kompleksine kapılıp, karşısındakine tamamen biat ediyor.

Halk arasında bir söz vardır “Bu işin sonu karakolda biter!” diye. Biz bundan bu insanların aralarındaki sorunları konuşarak çözemeyeceklerini anlarız. Türkiye’nin işleri de çok büyük ihtimalle karakolda bitecek!

Erdoğan/Bahçeli faşizminin kullandığı tehdit dili kaçınılmaz olarak Türkiye’yi savaşa sokacak gibi duruyor. Erdoğan/Bahçeli faşizmi Kürtlerle zaten savaşıyor; fakat bana göre Türkiye bir süre sonra Ege veya Doğu Akdeniz’de de kaçınılmaz olarak bir çatışma sürecine girecek.

Aslında Fransa’nın ve ABD’nin Yunanistan’ın yanında olduklarını ilan etmeleri bu süreci biraz yavaşlattı; fakat Türkiye’de rejimin karakteri onu hızla sonu hüsranla bitecek bir sürece doğru savuruyor.

Yüz yıl önce de neredeyse aynı şeyler yaşanmıştı; ikinci Balkan savaşında daha birkaç yıl önce bağımsızlığını kazanan Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ Osmanlı Ordusunu bozguna uğratmış, İstanbul önlerine kadar gelmişlerdi. Eğer kendi içlerinde anlaşmazlığa düşmeseler kolaylıkla İstanbul’u da ele geçirebilirlerdi.

Türkiye iktidarıyla, muhalefetiyle, sivil yurttaşıyla bir an önce hem içerde hem de dışarda barış diline dönmek zorunda. Bir süre sonra çok geç kalınmış olabilir; bir yerde başlayan küçücük bir kıvılcım bütün bölgeyi yangın yerine çevirebilir.

Rojava’da başlayan bir savaş; Doğu Akdeniz ve Eğe’yi de içine alacak bir biçimde genişleyerek büyük bir bölgesel savaşa dönüşebilir veya tam tersine Ege’de başlayacak bir çatışma bütün Kürdistan’a yayılabilir.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün