Aktüel Dünya

Evrenin ilk yıldızları görüldü

Evrenin oluşumundan sadece 250 milyon yıl sonra ortaya çıkan ilk yıldızlar astronomlar tarafından gözlemlendi.

Japonya’nın Osaka Sangyo Üniversitesinden Takuya Hashimoto ve ekibi Büyük Patlamadan 250 milyon yıl sonra oluşmuş yıldızları gözlemlemeyi başardı.

Reklam

Astronomlar 13.2 milyar ışık yılı uzaklıkta bir galaksi içinde bulunan yıldızları gözlemlemek için dünyanın en büyük teleskoplarını buradan yayılan ışığın üç frekansını kullandı.

Sonuçta galaksinin formasyonunu Büyük Patlamadan yaklaşık 550 milyon yıl sonra tamamladığını ve içindeki en yaşlı yıldızın da 300 milyon yıl yaşında olduğu tespit edildi.

Yani bu hesaplamaya göre galaksiyi oluşturan yıldızlardan ilki oluştuğunda evrenimiz henüz 250 milyon yıl yaşındaydı.

Reklam

Bilim insanları söz konusu galakside ayrıca evrendeki ilk oksijen oluşumunun da izlerini buldu.

Günümüzde Büyük Patlamanın ilk saniyesinde neler olduğu konusunda bilim insanlarının teorileri bulunsa da evrenin ilk döneminde yıldız oluşumunun nasıl gerçekleştiği açıklamaya muhtaç bir nokta. Eski galaksiler üzerinde yapılan incelemelerle evrenin erken dönemine ilişkin önemli bulgular edinilebileceği düşünülüyor.

Araştırmayı yorumlayan Arizona Üniversitesinden Daniel Stark, ilk galaksilerin henüz bakir alanlar olduğunu belirterek “İlk yıldızların doğasını, nasıl yaşayıp nasıl öldüklerini ve evreni nasıl etkilediklerini anlamak için çaba gösteriyoruz” dedi.

Stark’a göre ilk yıldızlar antropologlar için fosil kayıtları ne demekse astronomlar için de o demek.

Geçtiğimiz Şubat ayında bir grup bilim insanı Büyük Patlamadan sadece 180 milyon yıl sonra oluşmuş bir yıldızı keşfettiklerini açıklamış ancak araştırmanın sonuçları birçok çevre tarafından şüpheyle karşılanmıştı.

Ay tozu insanlar için zehirli

Apollo 17 mürettebatı içinde bulunan Harrison Schmitt 1972’deki Ay seferinde yanlışlıkla bir miktar Ay tozu solumuştu. Schmitt bu olayın ardından bir günden fazla ateşlenmiş, gözleri sürekli yaşarmış ve hapşırık nöbetine tutulmuştu.

NASA’dan bir grup bilimi insanı Ay’daki tozun insan sağlığı üzerine yaptıkları araştırmanın sonuçlarını GeoHealth dergisinde yayınladı.

Araştırmaya göre Ay tozu, Dünyamızdaki tozdan çok daha farklı. Her şeyden önce toz parçacıkları oldukça keskin. Bunun nedeni de toz parçalarının rüzgar olmadığı için erozyona uğramayıp yuvarlanmaması.

Keskin parçalar solunduğunda, burun, gırtlak çeperi ve akciğer dokusuna inatçı bir şekilde saplanabiliyor ve sürekli öksürük ve hapşırığa neden olabiliyor.

Yine kimyasal bileşeni nedeniyle Ay tozu oldukça ölümcül. Bilim insanları Ay tozuna maruz kalan hücrelerin yüzde 90’ının 24 saat içinde öldüğünü tespit etti.

Ay’da yakın bir gelecekte üs kurma hazırlığında olan NASA’nın Ay tozuna karşı uzun süredir bir çalışma yürüttüğü biliniyor. NASA tozların astronotlarla temasını engellemek için elektrodinamik bir toz kalkanı da geliştirmişti.

Güneş bir nebula oluşturup ölecek

Bilim insanları Güneş’in ölümü sırasında bir patlama ortaya çıkaracak kadar büyük bir yıldız olmadığını sanıyordu. Ancak yeni yapılan modellemeler Güneş’in patlayarak bir nebula oluşturacağı ve Dünyanın da aralarında bulunduğu gezegenleri yok edeceğini gösteriyor.

Bilim insanları kısa bir süre öncesine kadar Güneş’in kızıl bir deve dönüşüp Merkür, Venüs ve Dünya’yı yutacağını ardından da bir beyaz cüceye dönüşerek yüzlerce milyar yıl daha varlığını sürdüreceğini düşünüyordu. Manchester Üniversitesi’nden bir grup astronomun yaptığı yeni bir modelleme ise başka bir ihtimali öne çıkardı.

Ekipte yere alan bilim insanlarından Albert Zijlstra, ölen yıldızların merkezlerinin 10 bin yıl gibi bir süre içinde yeterince hızlı ısınması durumunda bir nebula oluşturabileceğini belirterek, Güneş’in de merkezinin daha önce düşünülenden üç kat daha fazla ısınacağının hesaplandığını söyledi. Zijlstra’nın verilerine göre Güneş’in ölümü oldukça görkemli olacak ve oluşan parlak nebula milyonlarca yıl görünür olacak.

Tabii ki o gün Güneş Sisteminde bu olaya tanıklık edecek hiçbir insan olmayacak. İnsanların soylarını sürdürmeleri için o gün uzak yıldız sistemlerine yerleşmiş olmaları gerekiyor.

Protonun içindeki basınç ölçüldü

Bilim insanlarının yaptığı ölçümlere göre bir protonun içindeki basınç evrendeki en yoğun cisimlerden biri olan nötron yıldızlarının merkezindeki basıncın neredeyse 10 katı.

Atom çekirdeğinde yer alan ve üç quark parçacığından oluşan proton üzerinde araştırmalar yapan ABD’li bilim insanı Volker Burkert ve ekibi ilginç verilere ulaştı.

Deneyin ilk aşamasında bilim insanları protonun üzerine bir elektron dalgası gönderdi. Foton gibi enerji taşıyan bu elektronların quarklardan birine çarptığı zaman bütün proton üzerindeki etkisini gözlemleyen bilim insanları bundan hareketle proton içindeki quarkların üç boyutlu bir haritasını çıkardı.

Bu harita aslında protonun içindeki basınç konusunda net bir bilgi vermiyor. Ancak fotonların protonun içindeki hareketi incelendiğinde buradaki basıncın 10 üzeri 35 pascal olduğu tespit edildi.

Bu rakam Dünyadaki en basınçlı nokta olan Mariana Çukurundaki basıncın 10 milyar milyar milyar katından fazla. Ve evrendeki en yüksek basınca sahip cisim olan nötron yıldızından da 10 kat daha fazla.

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün