
Büyük Ekim devrimi 100. yıl dönümü yazıları: Kitap tanıtımı Lev Nikolayeviç Tolstoy Hacı Murad
‚Hacı Murad’ 9 Eylül 1828 – 20 Kasım 1910 arası yaşamış olan Rus edebiyatının Puşkin ve Dostoyevski yanında en önemli savaş karşıtı ‚Savaş ve Barış’, ‚Ana Karenina’ gibi kitapları ile ünlü Lev Nikolayeviç Tolstoy’un biografik ve son eseridir. Askerlik döneminde Kafkasya ve Kafkas halkların hayatları ile tanıştı Tolstoy. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybeden Tolstoy, yakınlarının elinde büyüdü ve çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgiyle izlenimlerini güçlü bir kalemle eşi bulunamayacak bir empati ile yansıttı anlatımlarında. Subay olarak görev yaptığı Kafkasya’da Hacı Murad ile şahsen karşılaşmamış olsada, eşzamanlı bir dönemde Dağıstan ve Çeçenya’da bulundu, Hacı Murad’ın efsanelerini onunla karşılaşmış kişilerden ilk ağızdan dinledi. Hacı Murad 1851 yılı sonlarında Rus tarafına geçip teslim olunca Lev Tolstoy kardeşine 23. Aralık 1852’de Tiflisten şunları yazdı:
„Tanıdıklarına Kafkasya’dan haberler anlatmak istersen, onlara Hacı Murad isminde Şamil’den sonra en önemli şahsın bir kaç gün evvel Rus tarafına geçtiğini ve teslim olduğunu anlat. Çeçenistanın en büyük yiğidi olsa gerek.
Tolstoy Hacı Murad’ı 1896 ve 1906 yılları arasında yazdı. Kitap ise ölümünden sonra 1912 yılında yayınlandı. Bu son eseri ile Tolstoy Rusların Kafkasya müslüman halklarına aşağılayıcı bakışlarını konu eder, müslüman kültürünü orthodoks Rus hristiyanlığı ile eşit bir kültürel seviyeyede tanitir, Rus feodal sosyete yaşamını Hacı Murad’ın gözleriyle, yani Kafkasyalı bir müslümanın gözleriyle görme imkanını sağlar Rus okuyucularına ve çarlık dönemi yötecilerini mizahi eleştirilerden geçirir.
Doksanlı yıllarda Ceçenlerin Ruslara karşı savaşı, Putin Rusyasının Çeçenistanı yerle bir eder karşı tepkisi, İşid savaşçıların arasına dikkat çekici oranda Çeçen militanların bulunması Lev Tolstoy’un ondokuzuncu yüzyılda Çeçenistanı ve Çeçenleri, İslam dininin toplumsal örgütlenme ve önemini kavramaya yardımcı olur henüz yaynınlanması yüz yılı yeni doldurmuş olan yapıt.
Tolstoy anlatımına yaz aylarında tarlada çiçekler toplayan, deve dikeni çeçeğinin güzelliğine dayanmaz ve diken çiçeğini tüm direnişine karşın kopartmakla başlar. Kopardıktan sonrada toplamış olduğu diğer çiçeklere uymadığından pişman olur. Ne kadar çaresiz direnişle hayatını pahalıya satmış olan dikenin gövdesine dönüp bakar, başı kesilmiş dikenin üzerinden bir tekerlek geçmiş olduğunu, tüm etrafta ezilmiş olan diğer çiçekler arasında saedce onun tekrar dikilip boy gösterdiğini fark eder. Bunun nasıl bir enerji olduğunu düşünür, insanoğlunun milyonlarca otu, çiçeği yok etmeyi becerip, sadece deve dikenine boyun eğdiremediğini görür ve Hacı Murad’ın efsanesi ile savaşın ve kültürler arası çatışmanın anlamsızlığını anlatır Maria Dimitriyevna’nın ağzından Tolstoy Rus subay ve kozaklarının Hacı Murad’ın kesilmiş kafasını torbadan çıkartıp gururla gösterdiklerinde. ‚Katilsiniz’ der Maria Dimitriyevna. ‚Ne savaşı? Buna daha savaşmı dersiniz siz? Katilden başka birşey değilsiniz! Ölen bir insanı toprağa verme yerine, onunla dalga geçersiniz katiller!’ Hacı Murad’a, insancıllığına ve şefkatine sevgi dolu yüreğiyle.
Tolstoy usta kalemiyle savaşı kahramanlık hikayeleri ve madalyalarla kendini süslemeye çalışan yöneticiler ve egemenler gözüyle değil, yalın gerçeklerle, yoksul Rus köylülerin evli ve çocuk sahibi büyük abisinin yerine eşini bırakıp giden küçük kardeşin öyküsünü anlatrak, ana ve babaların oğullarına hasretini, hayatlarının baharlarında savaşta ölen gencecik askerlerin son nefesine kadar, son duygularını anlatarak savaşı anlatır Tolstoy. Bunları anlatırken aslında savaşın anlamsızlığını, barışın kıymetini ve savaştan rant edenlerin suratını sergiler.
Hacı Murad şeyh Şamil döneminin efsani Avare lideridir. Şeyh Şamil Ruslara karşı savaşlarda Hacı Murad sayesinde zaferler yaşar ve Hacı Murad’dın onun yerini alabileceğinden korkar, ailesini esir alır. Hacı Murad ise ailesini kurtarmak için Ruslara geçer, ancak Ruslar tarafından da beklediği yardımı almaz ve tek başına muridleri ile ailesini kurtarmak için Ruslar’dan kaçar, bataklı mısır tarlalarında bir korulukta son nefesine kadar beş muridi ile savaşır, barut bitince atını yere yatırıp kamayla yerde çukur açar, kılıçla savaşır ve en sonunda ailesine karşı kandavası güden Avare ve Dağıstanlı aşiretler ile Ruslar tarafından öldürülür, başı kesilerek Rus Çarı’na götürülür.
Hacı Murad’ın mezari Azerbaycan’da Qah’te dir.
Kafatası St. Petersburg’da Rusya Kunstkammer müzesinde sergilenmekte. Ne 1917 devrimcileri, nede 26. Aralık 1991 tarihine kadar çeşitli değişimlerden geçmiş olan Sovyetler Birliği sistem aktörleri Tolstoy’un Maria Dimitriyevna ağzıyla söylediklerini anlayabilecek ve gereğini yapacak durumda değillermiş. Evet, ‘Ölen bir insanı toprağa verme yerine, onunla dalga geçersiniz katiller’ demisti. Bunun böyle olması ve kalması oldukca üzücü, o kadarda düşündürücüdür. Çünkü komünist felsefesinin insanı merkeze koyduğu anlayışın, halkların karşılıklı saygı esasında eşitliğe dayanan bir kardeşliğin değil, Sovyetler Birliği devletinin çarlık Rusyasının diğer Halklar üzerinde Rus egemenliğinin fiilen yaşatıldığı, devamı olan otoriter bir yapının olduğunu gösterir Hacı Murad kafatsınsının müzede sergilenmesi. Dağistanlilar Hacı Murad kafatsısının mezarına defnedilmesini talep etmektedirler. Ölümünden 163 yıl geçmesinden sonrada bunu yapmak Kafkasya’da barış ve insan onurunun gereğidir.
Mülayim Hüseyin
Hamburg, 05.12.2017
09.07.2018 St. Petersburg Maraton koşusuna hazırlık
