Aktüel Dünya

AKP kendi ‘BAAS rejimini inşa ediyor!’

Dışardan Türkiye’yi yönetenlerin hal ve hareketlerine, ülkeyi yönetme biçimlerine bakan sıradan herhangi bir gözlemci; Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülke olmaktan çok, Çin, İran, Rusya ekseninde bir ülke olduğunu düşünür.

Herşeyin parti/devlet anlayışıyla yeniden düzenlendiği, varolan mevcut iktidarın sonsuza kadar yaşaması için toplumun yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, seçimlerin sadece formalite olarak yapıldığı, seçim sürecine gidilirken, sonuçların ne olacağından çok, iktidar partisinin ne tür bir manipülasyonla sonuçları etkileyeceğinin konuşulduğu bir ülke artık Türkiye.

Bu koşullarda herhangi bir süreci iç kamuoyunda konuşarak olgunlaştırmak, demokratik katılımı esas alan bir tarzda toplumu tartışmalara dahil etmek, buradan kalıcı sonuçlar elde etmek artık neredeyse mümkün değil.

Ön yargılar ve kindarlık toplumsal ilişkilerin temel kolonları haline geldi; kimsenin bireyselliğinin artık bir kıymeti kalmadı; toplum hızla kategorileştiriliyor. Herkes bir kompartımana yerleştiriliyor ve bundan sonra bu ülke vatandaşlığını oradan yapacak.

Parti/devlet toplumlarda bu tarz hiyerarşiler oluşturulur. Kimsenin bireyselliğinin fazla bir hükmü kalmaz, siz istediğiniz kadar; çalışkan, yetenekli olun; eğer iktidar partisinin ilişkileri içerisinde değilseniz başarılı olamazsınız. Ancak tersine iktidar partisinin ilişki ağı içerisinde; Sünni, Türk ve AKP’li iseniz, çok az yetenekli olsanız bile çok kolay iyi yerlere gelebilirsiniz.

Aslında AKP’nin Türkiye’nin bütünlüğüne yaptığı en büyük kötülük bu olmaktadır. AKP cumhuriyet tarihinin en bölücü hareketidir. Sürekli toplumu bölüyor, param parça ediyor.

AKP iktidarı sürsün, kurdukları bezirgan saltanatı hiç bozulmasın diye insanları bir birine düşmanlaştırıyorlar. Bir yandan toplumun belirli bir kesimi bu ülke sadece benim duygusuyla donatılıp, geri kalanının üzerine düşmanca saldırtılırken; diğer taraftan geri kalanına da “sizin burada yeriniz yok; aslında gitseniz iyi olur!” hissi verilmeye çalışılıyor.

Hatırlarsınız; hiç gündemde yokken AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bir anda “TEOG sınavlarının gereksiz olduğunu; öğrencilerin sürekli sınav stresi yaşadıklarını, o yüzden TEOG sınavlarının kaldırılması gerektiğini” söyledi. Hemen bir gün sonra da hükümet cephesinden “TEOG Sınavlarının” kaldırılacağı yönünde açıklamalar geldi.

Hem hükümet hem de Cumhurbaşkanı TEOG’u gündemleştirince; doğal olarak kamuoyu ilgisi bir anda sadece TEOG’a değil; toplamda eğitime yöneldi. AKP’nin büyük önem verip her yerde ısrarla yaygınlaştırdığı “İmam Hatip Okulları” merkezi sınavlarda istenilen başarıyı gösteremiyorlardı. Bu AKP’nin ‘Parti Toplumu’ inşasını gelecekte zora sokacak bir gelişmeydi ve buna bir yol bulunmalıydı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan bu konuda da her zaman yaptığı gibi; daha önce aslında kendi içlerinde tartışıp bir yere getirdikleri bir konuyu; sanki ilk defa kendisi o anda düşünmüş gibi kamuoyu önünde gündemleştirdi, arkasından hükümet ve havuz medyası tartışmayı kamuoyunda tartışmaya açtı. Biraz tartışıyormuş gibi yapıp, önceden hazırladıkları yasal düzenlemeleri meclise getirip, meclis çoğunluklarına dayanarak yasallaştıracaklar.

Demokrasiye zere kadar inanmayan, aslında; iktidar, para ve mülkten başka hiç bir şeye değer vermeyen, din de dahil bütün kutsallıkları; iktidar ve paranın hizmetine sunan bu adamlar; kendi iktidarlarını o kadar bireyselleştirdiler ki; kendilerinden sonra çocuklarına da kalsın diye şimdiden toplumu dizayn etmeye çalışıyorlar.

Kendileri yetmedi; kendilerinden sonra da çocukları bu ülkeyi yönetebilsin diye; daha ilk okuldan itibaren geriden gelen kuşaklara, eğitim sistemini yeniden düzenleyerek müdahale etmek istiyorlar.

Tıpkı BAAS rejimi gibi; bir zamanlar her gün esip gürlediği Esad gibi, “modern padişahlık!” Baba/oğul, aile ilişkilerine sıkışıp kalmış bir toplum!

Erdoğan’ın TEOG’un kaldırılmasını isterken; eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması gibi bir derdi yoktur; o daha şimdiden geleceğin seçmenini yeniden dizayn etmeye çalışıyor. Yani eğitimi AKP’lileştirmeye çalışıyor. Buna ısrarla karşı çıkmalıyız; fırsat eşitliğini esas alan demokratik toplumu sürekli gündemde tutarak, AKP’nin “Parti/devlet, Parti/Toplumuna” geçit vermemeliyiz!

Cafer Tar

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu