
Bahçeli’nin arabasında yakalanan tüfekler Çakıcı’nın mıydı?
İşin çivisi çıktı derler ya, çivisi halt etmiş, o anladığınızdan işte, hadi içimde kalmasın, gerçekten işin boku çıktı artık, öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, kimileyin ne için mücadele ettiğimizi sorgulamaya başlıyorum ve her seferinde mücadeleye devam kararı alıyorum. Teksas, Tommiks ve Red Kit kitaplarında okuduklarımız artık yaşadığımız olaylar olmaya başladı. Yakın arkadaşlarım ya da kimi tanıdıklarımın başına ödül konmuş. Başına milyonlarca ödül konmuş onlarca insan tanıyorum ve zengin olmam işten bile değil. Ama kendim ne durumdayım onu bilmiyorum. Geçen hafta emniyet genel müdürlüğünün sayfasından öğrendim, eskiden sadece teröristtim, şimdi bir de firari oldum. Özgür Gündem Gazetesi’nin 1 günlük genel yayın müdürlüğü sayesinde terörist, duruşmalara gitmediğimden dolayı da firari oldum. Bir de cumhurbaşkanına hakaret var, ondan dolayı ne olduğumu henüz bilmiyorum, ya faşiste diktatör ya da diktatöre faşist demişimdir. Büyük olasılıkla 1 Ocak 2017 tarihinde yazdığım “TEKNİK DİKTATÖR” yazımdan dolayı açılmıştır. En azından başıma henüz ödül konmadığına göre Türkiye’de hala biraz demokrasi var diyesim geliyor da gülüp geçiyorum.
Eskiden sadece Recep Tamam Erdoğan’la uğraşıyorduk, şimdi ortalık saçma sapan insanlarla doldu. İlk sırada Devlet Bahçeli var, 12 Eylül darbesi öncesi arabasının bagajında 2 otomatik tüfek yakalanan Bahçeli terörist değil ama yazı yazan ve genel yayın müdürlüğü yapan ben teröristim. O sadece karakolda kısa bir ifade verdi ve başbakan yardımcısı bile oldu, ben yakalanmak üzere çalışılan birisiyim.
Sedat Peker diye bir dallama var, kan oluklarında demokrasiyi nasıl getireceğinden bahsediyor ve ölüm üzerine miting yapacağını söylüyor.
Bunların dışında bir de Alaattin Çakıcı var ki adamın normal geçen 10 saniyesi olmuş mudur yaşamında bilemiyorum. Çakıcı’nın eğitimi büyük olasılıkla Erdoğan ya da Binali Yıldırım düzeyinde, Erdoğan’a yazdığı mektuptaki el yazısını görünce bunları üniversiteye kimlerin aldığını merak etmeye başladım.
Biliyorsunuz, Devlet Bahçeli Alaattin Çakıcı’yı cezaevinde ziyaret etti ve o gün bugündür af isteyip duruyor. Ben de o günden beri merak etmeye başladım, Devlet Bahçeli’nin arabasının bagajında yakalanan otomatik tüfekler Çakıcı’ya mı aitti acaba diye!.. O silahlar katil silah mıydı, yani o silahlar yakalanmadan önce kaç devrimcinin canına kıymıştı ama 12 Eylül’de bu açığa çıkmadı, elimizde rapor yok henüz.
Şimdi Bahçeli – Çakıcı görüşmelerinde bu konuşuluyor olabilir mi, araba Istanbul’dan Adana’ya giderken silahları Bahçeli’nin arabasına koyan kişi Çakıcı olabilir mi? Ve bunun üzerine “Bak eyyy Devlet, o silahlar şu ve bu kişileri öldürdü, ogün açıklamadım ama şimdi açıklayabilirim, basın danışmanım benden haber bekliyor” demiş olabilir mi? Adli anlamda zaman aşımından dolayı bişey olmaz ama benim bildiğim Meral Akşener onu anında ham yapar.
Bunların aynı zihniyetten geldiği o kadar belli ki, seçimlerden sonra Devlet Bahçeli gazetelere bir ilan verdi ve beğenmediği onlarca gazeteciyi ihbar etti. Geçen gün ihbar edilenlerden biri olan Hürriyet Gazetesi yazarımsısı Abdülkadir Selvi’yi izledim CNN Türk’te, insanın ne kadar acizleştiğini gördüm Selvi’nin suratında, çıkıp ta “Sen kimsin” diyemedi.
Aynısını Çakıcı da yaptı ve Karar Gazetesi’nde yazan yazarları tehdit etti. Bunun üzerine Etyen Mahçupyan ve Elif Çakır yazılarına ara verdiklerini açıkladılar. Ne Mahçupyan’a ne de Çakır’a bişey söyleyemem, ölümle tehditin ne olduğunu çok iyi bilirim, hele bugünlerde çok sık yaşıyoruz, yöremizde dolaşıyor. Evine helikopterle gelinen eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül de biliyordur bunun ne anlama geldiğini, tehdit etmeye gerek yok zaten, eve öyle gelmeleri bile tehdit ötesidir zaten. Bursa eski belediye başkanının eşine yapılanı anımsayın, bence bu garip ilişkileri ortaya çıkartırsınız.
Bu yaşananlardan sonra Alaattin Çakıcı’nın avukatı Can Sevinç “26.06.2018 tarihinde Karar gazetesinin yayınladığı haberi kaldırıp yerine Alaattin Çakıcı’nın 26 Haziran 23.45 tarihli açıklamasını bugün kendileri yayına koymuştur. Kendilerine Alaattin Çakıcı’nın avukatı olarak, doğru çizgiye geldikleri için teşekkür ederim. (…) Buradan sevenlerine göndermiş olduğu mesaj üç (3) ay için iptal edilmiştir. Çünkü orada müvekkilimin rahmetli annesi ile ilgili sözü vardır. Aynı hatayı yapmazlarsa bu karar dondurulur. Bundan sonra hiçbir seveni lütfen kimseye hakaret etmesin.”
Avukat mesajında “Karar gazetesi daha önce Cumhur İttifakının başı olan şu anki devlet başkanımıza ve asrın son Türkmen Beyi’ne hata yapmadıkları sürece hiçbir arkadaşının Karar gazetesi sahibi ve yazarları ile üç (3) ay sorunu yoktur. Üç ay hata yapmazlarsa süresiz olarak bu çağrı dondurulacaktır” diye bir açıklama yaptı.
Bu nasıl bir densizliktir, Can Sevinç bu açıklamadan sonra hala nasıl avukatlık yapmaktadır, işte bence Türkiye yıllardır bu soruların yanıtını bekliyor. Arabanda bulunan 2 otomatik tüfek katil tüfek miydi Bahçeli, korkma zaman aşımı var ama kimler öldürüldü, bari onu bilelim.
Tam da yazıyı bitirmiştim ki, son haber market haberi gibi geldi, Alaattin Çakıcı artık 7/24 açıkmış, hastalığı nedeniyle her dereceden akrabaları ve dostlarıyla açık görüş yapabilirmiş. Eşini öldürten adam bozuntusuna moral lazımmış. Hadi arkadaşına moral ver Bahçeli, aman ha moral verirken dikkat et, hastalığı iyi öğren…
