
Erdoğan Suriye Kürtleriyle masaya oturacak!..
Bu aralar yazılarımda hep deyimlerden örnek veriyorum, sanırım olaylar öyle denk geliyor, yoksa böyle bir alışkanlığım yoktur. Son günlerde bilhassa dünyanın ve Türkiye’nin Suriye politikası üzerine de öyle başlamam gerektiğini hissettim ve Recep Tamam Erdoğan için “Büyük lokma ye, büyük konuşma” diyesim geldi.
Erdoğan’a kalsa 2. Osmanlı’yı kurmak işi Suriye’yi işgalle başlayacaktı ama söylemek ve düşünmekle yapabilmek arasında dağlar kadar fark var. Erdoğan zihniyetindeki kişiler hala Osmanlı dönemindeki gibi çok askerle “Allah Allah” diye hücum ettiklerinde her işi çözeceklerini, gelişen teknolojiyi de ellerindeki son model cep telefonuyla tableti kullanmak sanıyorlar. Öyle olunca da dünya ülkelerinin bir düğmeyle basmakla girmek istediğin savaş konusunda elinizi 2 saniyede kilitleyeceğini unutuyorlar. Ya da 2 dudak arasından çıkan 3 sözcükle, “Hava sahası açık” ya da “kapalı” demesiyle planların suya düştüğünü görüyorsunuz.
Kürt sorununda çok önemli bir konu var, bunu bütün dünya anladı, bitek Türkiye’deki iktidarlar, ulusalcılar ve Türkiye’deki sosyalistlerin bir kısmı anlamıyor, o da şu; ister PKK’yi ele alın, ister PYD’yi, bu örgütlerin lider kadrosuyla konuşurken artık yıllar önce adlandırdığınız gibi bir örgüt ya da terör örgütüyle konuşmuyorsunuz, bir ülkenin temsilcileriyle görüşüyorsunuz. Ulusalcı, ırkçı ve faşist partiler için bunu anlamak ve kabullenmek zor ama yaşamın gerçeği bu. Tam sayım yapılmadığı için kimse rakam veremez ama, Ortadoğu’da 50 – 60 milyona yakın Kürt var ve dünyanın en oynak siyasetine sahip bu bölgede de kimse bu nüfusu siyaseten yok sayıp sadece bir terör örgütü olarak göremez.
Türkiye dışındaki ülke siyasetçileri de zamanında öyle görmediler mi, evet gördüler ama bilhassa son 40 yılın barış mücadelesi ve dolayısıyla kazanılan haklar işi daha değişik bir noktaya getirdi. Siyasetle ilgilenen herkes şunu kabul etmek zorunda, Amerika ve Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri önemsediği için başta PKK ve PYD olmak üzere Kürtler önemsendi, aralarında tartışılsa da bu örgütlere ek olarak Barzaniciler (KDP), Talabaniciler (YNK) ve İran Kürtleri verdikleri savaşımla masaya oturtuldular. Aralarında siyasi çatışma da olsa Barzani ve Talabanicilerin Irak’ta cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasında PKK’nin de, PYD’nin de rolü vardır.
Gelelim son 15 gündür yaşananlara. Recep Tamam Erdoğan son 3 seçim öncesi yaptığı gibi Suriye’ye çıkartma yapacağını açıkladı. Ancak kazın ayağı istediği gibi değil, Rusya lideri Putin hava sahasını açmadı ve ABD’de “Türklerin Kürtleri öldürmesine izin vermeyeceğiz” diye çok ciddi ve sert açıklamalarda bulundu. Bu sırada biri orgeneral olmak üzere 2 general kızağa çekildi. Nedeni çok basitti, 2 dev ülkenin idarecilerinin karşı çıktığı bir savaş ölüm demekti ve gözden geçirilmeliydi. Erdoğan Rusya’ya ekip gönderdi ama gördüğümüz kadarıyla yumuşama yok. Yumuşama olmadığı gibi ABD Dışişleri Bakanı Pompeo “Erdoğan Kürtler konusunda taahhütlerde bulundu” açıklamasını yaptı ve arkasından daha da önemlisini söyledi, “Ağızdan verilen sözler yeterli değil, yazılı anlaşma istiyoruz.”
Peki bundan sonra ne olacak, Erdoğan hala iktidarda kalabilirse –ki artık bana göre zor- Suriye’de hem Esad’la hem de PYD’yle masaya oturacak. Sonunda da Erdoğan Suriye’nin içişlerine karışamayacağını anlayacak ve orada yaşayan Kürtlerin ama federatif ama eyalet sistemiyle yaşamasına razı gelecek. Bunlar olurken Devlet Bahçeli ne yapar derseniz, bence biraz daha anlaşılması güç konuşmalar yapar ve sonunda asli görevi olan erken seçim müdürlüğündeki zarflardan birini daha açar. Çok mu iyimser bakıyorum ne!..
