Aktüel Yorum

Felsefe: Değiştirme Kültürü

Dünya Felsefe Günü Dolayısıyla / Felsefe: Değiştirme Kültürü

Yirmi yıldır kutlanıyor. Dünya Felsefe Günü’nden söz ediyorum. Her yılın kasım ayında 3. perşembe günü olarak biliniyor. Sokrates’in ölüm yıl dönümü olarak kabul edilmektedir. UNESCO, 2002’den beri çeşitli etkinliklerle felsefe gününü kutluyor. Hangi felsefe, kim için felsefe, neden felsefe sorularının derinine girme niyetinde değilim. Temelleri komünal toplumlara dek gerilere gider.

Üretim sayesinde hayvan dünyasından ayrılan insan, kendi besinini kendi üretmeye başlar. Üretimin gelişmesi artıdeğeri ortaya çıkarmıştır. Bu da sınıfları yaratma yanında zihni kışkırtma işlevi görüyor. İnsanlık, sınıflı topluma geçişle birlikte kaybettiği eşitlikçi değerleri yeniden elde etmek için düşünsel düzlemde de mücadele içinde olmak durumunda kalıyor. Egemen sınıflar ise uygar toplumun sömürücü, savaşçı uygulamalarını meşru göstermek için düşünsel çaba içine giriyor. Bu çabalar kuşkusuz ki doğayı, insanı, toplumu merak etme, anlama ve değiştirme isteğini de peşinden getirmiştir.

Felsefe, insanın ilk icat ettiği düşünme yöntemidir. Zamanla bilim, sanat ve siyasetin de düşünce tarihi içindeki yerini saptıyoruz. Elbette bunlar arasında bir korelasyon var. Toplum farklı ve hatta karşıt sınıflardan ibaret olduğu için filozoflar ve düşün insanları da bundan etkilenir. Dolayısıyla filozofları statüyü korumak için felsefe yapanlar ve dünyayı değiştirmek için felsefe yapanlar olarak sınıflamak mümkündür.

Felsefeyi diğer disiplinlerden ayırmak zordur. Örneğin bilim ile ortak ve farklı yanları nelerdir? Sanat ve siyaset nerede duruyor? Felsefe, kavramsal düşünme olarak diğer düşünme formlarından ayrılıyor. Eleştiri ve sorgulama tüm düşünme biçimlerinde ortaktır. Felsefe özgünlüğü gerektirir. Terim ve terminoloji hepsinden çok felsefe için geçerlidir.

Felsefe, varlığı, alet ve araçlarla değil sayısal verilerle de değil kavramlarla ve kavramsal olarak açıklarken kendini belli eder. Felsefe açıklama ve yorumlama ile yetinemez; değiştirme kültürüdür. Durmak, yerinde saymak, salt gözlem yapmak felsefenin olduğu gibi filozofun da Azrailidir. Bu yüzden K. Jarpers’in dediği gibi felsefe yolda olmaktır. Filozof ise sürekli hareket halinde olan, hem yıkan hem de yeniyi kuran kişidir.

Mehmet Akkaya

1964’te Malatya’da doğdu. İlkokulu Malatya’da okudu; orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladı. Kocasinan Lisesi’nden sonra Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü bitirdi. Maltepe Üniversitesi’nde Psikoloji, İnsan Bilimleri ve Felsefe Bölümü’nde yüksek lisans (master) yaptı; dil ve kültür felsefesi konusundaki tez çalışmasıyla mezun oldu. Çeşitli gazete ve kültür-sanat-felsefe dergilerinde bilim, sanat, felsefe ve politika içerikli yazdığı yazılarla biliniyor. Akkaya, televizyon ekranlarında yaptığı felsefe/düşünce programlarıyla da tanınıyor. 2008’den itibaren kitap çalışmalarına yoğunlaşan yazarımızın eserleri felsefe, bilim, sanat ve politika meraklıları tarafından ilgiyle izleniyor.
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu