Aktüel Yorum

23 Nisan’dan birgün sonra!

Darbe yaparak iktidar olmuş, 17 yaşındaki Erdal Eren’in yaşını büyüterek idam ettiren Kenan Evren bile bu ülkede utanmadan insanlara ulusal egemenlik ve çocuk hakları üzerine nutuk attı. Aradan 40 yıl geçmesine rağmen şimdi de durum farklı değil; “kadın da olsa çocuk da olsa gereğini yapın!” diyen ve devlet erkini tek elde toplamak için her yola başvuran Erdoğan da aynı şeyi yapıyor.

Türkiye’de devlet bir türlü bir nebze de olsa demokratikleşemediği; toplum da güncel ön yargıları ve tarihiyle yüzleşemediği için riyakarlık ve yalanın bu toplumda hala güçlü bir karşılığı var. Bu sadece Erdoğan iktidarı için de geçerli değil; rejim muhalefeti de aynı noktada duruyor.

Reklam

Türk devleti her yıl Nisan ayının gelmesi ile birlikte görünürde sahte 23 Nisan hazırlığına başlar; fakat derinlerde 24 Nisan’ı bir kez daha atlatmanın telaşını yaşar. Almanya başta olmak üzere neredeyse bütün AB ülkeleri 1915’de olanları soykırım olarak tanıdı; Rusya hakeza!

ABD’nin 50 eyaletinden 49 tanesi 1915 yılında Osmanlı İmparatorluğunda Ermenilere yapılanları soykırım olarak tanıyor; geriye bir tek ABD merkezi hükümeti kalmıştı, o da dün itibariyle 20. yüzyılın ilk soykırımını tanıyarak yeni bir süreci başlatmış oldu.

Bu zaman kadar birçok ülkenin Ermeni Soykırımını tanımış olmaları Türkiye açısından önemliydi; fakat belirleyici değildi. Ancak ABD merkezi hükümetinin ilk ağızdan yaşananları soykırım olarak tanıması bütün paradigmayı değiştirdi.

Reklam

Çok ilginçtir Türk tarafı yaşananların soykırım olmadığını iddia ederken; ne olduğunu söylemekten de ısrarla kaçınmıştır. Bu tutumun hiç bir ahlaki tarafı yok. Türkiye sürekli olası bir tanınma halide sadece ilişkilerin kötüleşeceğinden bahsediyor; karşı tarafı ahlaki bir tavra değil, reel çıkarlara davet ediyor.

Fakat derinlerde Türkiye’de yaşayan neredeyse hemen herkes 1915 Osmanlı topraklarında bir soykırım yaşandığını düşünüyor. Geçenlerde Sözcü Gazetesinden Uğur Dündar, Türkiye’nin Washington eski büyükelçisi Şükrü Elekdağ’la Biden’ın olası soykırım açıklamasının sonuçları üzerine bir röportajı yayınladı.

Röportajda Şükrü Elekdağ Türkiye sermayesinin en derin travmalarından birini dış vurdu; Elekdağ soykırımın ABD tarafından da tanınması halinde bütün ülkenin yaşayacağı utancı konuşmak yerine ABD’de Türkiye aleyhine açılacak tazminat davalarını dert ediniyordu.

Gerçektende Türkiye’de mevcut sermayenin gayri müslimlerin mallarına el konularak oluşturulduğuna dair güçlü bir inanç ve birçok veri var. Aslına bakarsanız Türkiye toplumu bunu kendi arasında çok açık konuşurken; resmi olarak bununla yüzleşmekten ısrarla kaçınıyor.

Hali hazırda Amerika’da yaşayan Ermeniler atalarının Türkiye’de kalan gayrimenkulleri için çoktan dava açmış durumdalar. Benzer bir süreç Yahidi Soykırımı sonrasında da yaşandı. Birçok insan Almanya devletine ve kimi tanınmış Alman şirketlerine karşı davalar açtılar ve bu davaların çoğu mağdurların lehine sonuçlandı.

Muhtemelen benzer bir süreç sermeyesini Ermenilerin mallarına el koyarak oluşturmuş bazı Türk firmalarına karşı da işleyecek; ayrıca Türk devleti de muhtemelen tazminat ödemek zorunda kalacak.

Bu zamana kadar mahkemeler ABD hükümetinin etkisinde kalmış ve Türkiye aleyhine kararlar almaktan kaçınmışlardır. Fakat bundan sonra işler başkalaşacak gibi gözüküyor. Genel beklenti birçok mahkemenin Türkiye aleyhine kararlar alacağı yönünde.

Amerikan mahkemelerinin alacağı kararları çok ciddiye almak lazım; çünkü bu mahkemelerin aldığı kararları yürütme uygulamak zorunda. Bu durum Türkiyeli birçok kişi ve kurumun ABD’deki mallarına ve banka hesaplarına el konulması ile sonuçlanacaktır.

Fakat meselenin bu tarafı bizi ilgilendirmiyor; biz meselenin hak ve adalet kısmı ile ilgileniyoruz. Bu ülkede hak ve adalet bütün halklar ve inançlar için tam olarak sağlanmadan hiç birimiz özgür olmayacağız.

Ermeniler bu toprakların kadim halklarındandır ve onların hepimizin başı üzerinde yerleri var; 106 yıldır gurbetteler, burası onların da ülkesi; ülkelerine dönsünler.

Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu