Yakından bakarsan kurbağa; Uzaydan bakarsan bir piyon

Türk’ün elinde bir gazete, karşısında bir ekran…                                          

Ne görüyor?                                  

Ne görecek, Tayyip Erdoğan’ı görüyor. Dolmabahçe Sarayı’nda tahta oturmuş… Altın işlemeli kaftanı tüm Türkiye’yi, yalnız Türkiye’yi değil, Libya’yı, Suriye’yi, İran’ı, Irak’ı kaplamış… Muhteşem Süleyman yanında halt etmiş. Etrafında rakkase taklidi yapan Putin, Trump, Merkel, Macron fır dönüyor. Sarayın soytarısı Bahçeli onun önünde bin bir tombalak atıyor.

Ve medyada haber: Erdoğan Putin’i hem İdlib’de, hem de Libya’da ateşkese mecbur etti…

Kim olsa bu manzara karşısında dilini yutar, gözü pörtler.

Şimdi Türkiye’den firar edin…

Libya’ya, Suriye’ye, İran’a, Irak’a, uzaya çıkıp tepeden bir bakın.

Ne görüyorsunuz?

Dev bir satranç tahtası… Bir tarafta Putin, karşısında Trump…

Derken satranç taşları arasında bir tanıdık sima… Erdoğan. HDP’li siyasetçi Saruhan Oruç’un tabiriyle o bir “piyon”…

Uzaydan bakınca Putin ve Trump’ın oyun stratejisi gözler önüne seriliyor.

Trump piyonu Putin’e ikram ediyor. Ediyor ama Putin piyonu almak yerine bir başka hamle yapıyor. Trump’ın piyonuna basıyor. Maçın stratejik hedefi Türk devletinin durduğu kareyi kontrol etmek. Kare stratejik, lakin karede duran harcanacak bir piyon… Maç böyle sürüyor.

Daha açık konuşalım: Türkiye “Üçüncü Dünya Savaşını kaybetti.” Ancak kazananlar da birbirine düşman. Hedefleri Türkiye’yi kimin teslim alacağını kararlaştırmak. Oynuyorlar.

Rusya’nın hedefi “İslamcı Türk devletini” kullanıp bir Ortodoks devlet olarak İslam alemine sızmak ve hem Kuzey Afrika’da, hem de Ortadoğu’da ABD’ye karşı konum kazanmak. Bunun için Trump’ın ikramına karşılık piyonu yutmuyor. Oyun dışı etmiyor. Kullanıyor.

ABD ne düşünüyor?

Geleceği… Maçın sonunu…

Er ya da geç piyon yutulacak… Satranç tahtasında iki Şah baş başa kalacak ve maç “pat” durumuna gelecek. Rakipler el sıkışıp masadan kalkacak.

Putin maç boyunca “piyon Türkiye” sayesinde tarihinde elde edemediği konumları kazanacak. Kuzey Afrika’ya sızacak. Suriye’de konumlanacak. Irak üzerinde söz sahibi olacak.

Kimle birlikte?

Türk devletiyle…

İyi de maçın sonuna doğru ne olacak?

Erdoğan sizlere ömür olur olmaz, Türk devleti, göbekten bağlı olduğu Batı dünyasına yeniden dönecek.

Döndüğü zaman NATO’nun üyesi bir devlet olarak Türkiye, daha önce asla Suriye’ye, Irak’a, Libya’ya bulaşamayacakken bulaştığı için, bu defa buradaki gücünü NATO’nun hizmetine verecek.

Maç da böylece Putin ile Trump’ın “beraberliği” ile bitecek…

Sizce bu işlerin sonunda Türkiye ne olacak?

Bütün bu maç boyunca oynadığı maceracı oyunun kurbanı olacak. Tekelci Türk kapitalizmi daha şimdiden pazarlarını kaybettiği için kronik ekonomik krizle boğuşacak. Hiçbir Ortadoğu ülkesi işgalci Türkiye’ye kapılarını açmayacak. İntikam duygusu Türkiye’yi tehdit edecek.

Kürt halkı Türk devletinin hiçbir “çözüm” yutturmacasını bir daha yutmayacak. Kendi şartlarını tavizsiz kendisi dayatacak.

Batı dünyası Arap Baharı sırasında yaptığı “hatayı”, Türk devletine güvenerek bir daha tekrar etmeyecek. Kullanacağı Türkiye’yi tıpkı 2. Dünya Savaşı sonunda olduğu gibi bizzat yönetecek.

Türkiye 2. Dünya Savaşında Stalingrad savaşına kadar Hitler’in gizli müttefikiydi. Savaşın sonunda “yenilenlerin masasına” oturmaktan Kore’ye asker gönderip, NATO’ya katılarak kurtuldu. NATO’nun “koç başı” olarak yarım yüzyıl boyunca kullanıldı.

Bu defa da kayıtsız şartsız teslim olacak.

Piyon harcanacak… Uzun vadeyi bir yana bırakalım. Kısa ve orta vadede böyle olacak.

Özetle bu piyon hala satranç masasında “marifet” yapıyor görünse bile, bunun sebebi, maçın henüz sonuçlanmamış olmamasındandır. Putin Türkiye’yi şu konjonktürde, el çabukluğu ile bölgede mevzi kazanmak için Suriye’de, Irak’ta, Libya’da kullanıyor, Trump ise Erdoğan rejiminin yıkılmasından sonra Türk devletini aynı bölgede kullanma hesabı yapıyor. Trump’ın kendisinin sokamayacağı Türkiye’yi Putin bölgeye soktu. Trump bölgeye sokulan Türkiye’yi kullanacak…ABD’nin ve AB’nin Türkiye’ye “dur” dememesinin altında yatan asıl hesap işte budur. O nedenle şimdilik “Rusya yanlısı” piyona dokunmuyorlar.

 Satranç oyunu devam ediyor dedik…

Ancak…Bu defa işler biraz farklı. Üçüncü Dünya Savaşı’nda satranç “iki oyuncu” ile oynanmıyor artık.

“Üçüncü oyuncu” çoktan beri sahada. Bu Kürt özgürlük hareketinin öncülüğündeki Konfederalist güçlerdir.

 Bu maçın sonunda rakipler “pata” ilan etse de, asıl maç “üçüncü oyuncunun” devreye girmesiyle birlikte yeniden başlayacak…

Evet. İşte manzara uzaydan bakınca böyle görünüyor. Türk’ün gazetede ve ekranda gördüğü ise kerih bir vodvil sahnesinden ibarettir.

“Zavallı piyon” satranç tahtasının başındaki iki öküze bakıp, öyküdeki kurbağa gibi onlara benzemek için şiştikçe şişiyor, çatlayacağı an yaklaşıyor.

Yazar Veysi Sarısözen

Veysi Sarısözen

Öneri yazı

CHP’ye ‘FETÖ’cü demek yeni partileri öldürmek

Önce Sabah Gazetesi köşebazı Mahmut Övür’den uzunca bir alıntı yapalım: “CHP yönetiminin FETÖ’yle ilişkisi bitmek …