Anasayfa » Aktüel Yorum » Suriye’de ABD ve Kürtler

Suriye’de ABD ve Kürtler

Sürecin en başından itibaren Türkiye’nin Efrîn’e yönelik bir operasyon yapmasını istemeyen ABD; ki ABD’nin bunu istememek için çok ciddi gerekçeleri var, Efrîn süreci kendisine rağmen Rusya ve Türkiye tarafından olgunlaştırılınca “Efrîn bizim operasyon sahamız dışında!” demek zorunda kaldı.

ABD, IŞİD’e odaklanmaktan bahsederken IŞİD sorununa sadece askeri boyutundan bakmıyor; ABD “IŞİD’in askeri olarak öyle de böyle bir biçimde yenileceğini” sürecin en başından itibaren biliyordu. Ama aynı ABD, bunun IŞİD’in temsil ettiği anlayışın yenilgisi anlamına gelmediğini de biliyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson son Türkiye ziyaretinden önce yaptığı açıklamalarda “IŞİD’e karşı yürütülen büyük askeri operasyonların sona ermesinin ABD ve müttefiklerinin IŞİD’i kalıcı bir yenilgiye uğrattığı anlamına gelmediğini!” ısrarla ifade etti.

Tam da bu noktada ABD ve Erdoğan Türkiye’si arasında muazzam bir bakış açısı farkı var. Türkiye ısrarla “IŞİD askeri olarak yenildi, hala neden YPG ile çalışmaya devam ediyorsunuz?” diyor. ABD ise tam tersine “İşin en zor kısmının şimdi başladığını, IŞİD ve türevlerinin temsil ettiği anlayış yenilgiye uğratılmadan, IŞİD’in kalıcı yenilgiye uğratıldığını söylemenin mümkün olmadığını” söylüyor.

ABD bunu bir tecrübe ile söylüyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya’da ve Japonya’da uyguladığı programa benzer bir programı Ortadoğu’da uygulamak istiyor. Bunu “ABD ve Batı” Türkiye ile denedi ama Türkiye projesi; Erdoğan ve onun AKP’si ile boşa düştü. Artık mevcut Türkiye rejimi ile yol almanın koşulu kalmadı.

Erdoğan rejimi süreci kısa vadeli bir “Al/Ver” sorunu olarak görüyor. Halbuki Ortadoğu’da Erdoğan tarzı bir “Al/Ver” yaklaşımı hiç bir sorunu çözmez; tam tersine sorunları daha da içinden çıkılmaz hale getirir.

O yüzden Erdoğan’ın ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’la kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlıkların hiç bir kalıcı sonucu olmaz. Bunu bilmek için o salonda olmak gerekmiyor. ABD bu saatten itibaren artık ne IŞİD’e, ne de Erdoğan’a razı olmayacak.

Sürecin bütün muhatapları da biliyor ki; Erdoğan rejimi hiç bir zaman IŞİD’e karşı olmadı. Eskiden IŞİD’le iş tutuyordu, şimdi IŞİD gitti, onun yerine IŞİD’in ÖSO içindeki türevleri ile çalışıyor. Ayrıca Erdoğan’ın temsil ettiği çizgi her zaman yeni IŞİD’ler ortaya çıkarır.

Suriye sürecinin bütün taraflarının üzerinde uzlaştığı tek nokta; “Erdoğan Türkiye’sinin Suriye’de işlerin bu kadar içinden çıkılmaz hale gelmesinin asıl sorumlusu olduğudur.” Birbirlerinden nefret eden; İran’ından İsrail’ine, ABD’sinden Rusya’sına kadar herkesin neredeyse hem fikir olduğu tek konu “Türkiye’nin Suriye iç savaşında oynadığı olumsuz roldür!” Türkiye Suriye sürecinin “Kötü oğlanıdır!”

Eğer IŞİD ve türevlerinin kalıcı yenilgiye uğratmak; Ortadoğu’da uzun vadeli mesafe almak istiyorsa ABD’nin Suriye’de kalmak ve Kürtlerle çalışmaktan başka çaresi yoktur. ABD Ortadoğu’yu Rusya, İran ve Türkiye’ye bırakıp çekilemez. Bu hem ABD ve Avrupa, hem de İsrail açısından ciddi güvenlik sorunlarına neden olur.

Ortadoğu’da IŞİD sorununa sadece askeri olarak bakan bütün yaklaşımlar uzun vadede yenilmeye mahkumdur. Bu durumla ABD ve Batı ilk defa karşılaşmıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD eğer Almanya meselesine kapsamlı bir yaklaşım geliştirmeseydi, bugün ne “Avrupa Birliği” olurdu, ne de “Avrupa barışından” söz edilebilinirdi.

Benzer bir programı ABD İkinci Dünya Savaşı sonrası Japonya’da da hayata geçirdi; o dönemin verili dünya sistemi ile uyumsuz toplumsal yapılar kontrol altında alındı, kapsamlı bir kalkınma programı ile Japonya sadece ekonomik olarak değil, toplumsal olarak dünya sistemine entegre edildi.

ABD Ortadoğu’ya Kürtler için gelmedi, ABD’nin mutlak dostu yoktur, uzun vadeli stratejik çıkarları vardır. Eğer bu çıkarlar bölge halklarının çıkarları ile kesişiyorsa ve kesiştiği kadar ABD ile çalışmak sadece bir zorunluluk değil aynı zamanda bir sorumluluktur da. Bu noktada hiç bir komplekse kapılmanın manası yoktur.

Suriye’de Kürtler sadece ellerinde silah olduğu ve iyi savaşçılar oldukları için değil; asıl olarak ortaya koydukları yaşam biçimi nedeniyle öne çıktılar. ABD de dahil kimse artık Kürtler yokmuş gibi davranamaz o kadar kolay Ortadoğu’da Kürtlerden vazgeçemez!

Yazar Cafer Tar

Cafer Tar

Öneri yazı

Öcalan rüyası

28 Ağustos 1963 yılında Martin Luther King Washington’da 250000 kişilik “İş ve Özgürlük” mitinginde “I …