Anasayfa » Aktüel Yorum » Öcalan rüyası

Öcalan rüyası

28 Ağustos 1963 yılında Martin Luther King Washington’da 250000 kişilik “İş ve Özgürlük” mitinginde “I have a dream!” (Benim bir rüyam var!) dediğinde bu yüzyılın ütopyasını da ortaya koymuş oluyordu.

Dönemin ABD Başkanı John F Kennedy yeni vatandaşlık yasasını henüz ilan etmeden Martin Luther King, “Benim bir rüyam var!” diyerek gelecekte nasıl bir Amerika ve dünya istediğini bütün dünyaya ilan etmiş oldu.

Sadece bir cümle bütün ırkçı/ayrımcı yasaları karşılıksız bırakmıştı; bütün dünya Martin Luther King’in mesajını almıştı. Artık herkesin eşit olduğu; kimsenin kimseye; dilinden, dininden, renginden dolayı üstün olmadığı bir dönem de böylece başlamış oluyordu.

Bu tabi bugünden yarına olacak bir şey değildi; bu konu hala insanlığın en temel tartışmalarından bir tanesi ve bu konuda hala çok yol almamız gerekiyor. Fakat Martin Luther rüyasını ilan ettiğinde bir dönemi de geri dönüşsüz başlatmış oldu.

Tarihte bazı kişilikler vardır; bütün bir tarihin biriktirip getirdiği sorunlar bu insanların şahsında bir çözüm yoluna girer. Bu insanlar kimsenin söylemediğini söyleme, yapamadığını yapabilme cesaretine ve derinliğine sahiptirler.

Yaptıkları ve söyledikleri ile bir dönemi kapatır; başka bir dönemi başlatırlar. Amerika’da Martin Luther King, Ortadoğu’da Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan da yaptıkları ile bir dönemi kapatıp, başka bir dönemi başlamış oldular

Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan bütün dünyanın zalimlerinin el birliği ile tutuklanıp Türkiye’ye getirildiğinde neredeyse herkes kendisinden; ya teslim olmasını, ya da ‘klasik direniş’le bilindik olanı tekrar etmesini bekliyordu.

Her iki tavrın da Kürt toplumunda bir karşılığı oldu; insanlar Hayri’lere bakıp nasıl yaşanması gerektiğini, Şahin Dönmez gibilere bakıp asla böyle yaşamamak gerektiğini akıllarına ve kalplerine kazıdılar.

Fakat Sayın Öcalan bırakın sadece Türkiye’yi, dünya sorunu olmuş; Ortadoğu ve Kürdistan sorununa böyle sığ yaklaşamazdı. Ve yaklaşmadı ve yeni bir döneme damgasını vurdu.

Nereden geldiğini ve nereye gittiğini bilmeyen toplumlar hiç bir sorununu çözemezler.

Çağdaşlık kılıkta kıyafette değil; tam da burada belli olur. Geçmişte kalmış yaklaşımları sonuna kadar savunup sonra da çağdaş olunamaz. Sayın Öcalan geçmiş gelecek ilişkisini bir kuyumcu titizliğinde kurarak Kürt Toplumunu geri dönüşsüz çağdaşlık yoluna da sokmuş oldu.

Başta Kürtler olmak üzere bütün bölge halklarının; herkesin bir birine eşit olduğu, kimsenin kimseye üstünlük taslamadığı “Özgür Demokratik Toplum” ütopyası var artık. Bu da tabiki bugünden yarına hemen olmaz.

Fakat sayın Öcalan’ın eşitliği, özgürlüğü ve dayanışmayı esasa alan tezleri ile bu coğrafya bu yola geri dönüşsüz olarak girmiş oldu.

Ne Rojava’da elde edilen kazanımlar ve inşaa edilen yeni toplum Sayın Öcalan’ın dışında değerlendirilebilinir; ne de Sayın Selahattin Demirtaş’ın ifadelerinde karşılığını bulan yeni tarz siyaset yapma biçimi Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın tezlerinden bağımsız ele alınabilinir.

Her ikisinin de önünü açan Sayın Öcalan’ın; özgürlüğü ve eşitliği esas alan; her türden cinsiyetçi, hiyararşik toplumu red eden yaklaşımı olmuştur. İnsanlar Sayın Öcalan’ın bu yaklaşımından ilham ve cesaret almışlardır.

Ok yaydan çıktı artık; Martin Luther King’in “Benim bir rüyam var!” sözünden sonra bir daha Amerika asla eski Amerika olmadı. Sayın Öcalan’ın “Özgür Toplum”, “Demokratik Cumhuriyet” yaklaşımından sonra da ne olursa olsun Türkiye bir daha asla eski Türkiye olmayacak. Kürtler bir daha asla eski tarz yaşama razı olmayacaklar.

 

 

Yazar Cafer Tar

Cafer Tar

Öneri yazı

FAŞİZM!

Çoğu zaman kelimler aynı anlamı taşımazlar; bir kelimenin hayatın belirli bir döneminde ifade ettiği anlam, …