Anasayfa » Aktüel Yorum » Nafile saldırı

Nafile saldırı

Kayyum günü Berlin’de bir miting gerçerkleşti,

Beklendiği söyleniyordu, ancak. Erdoğan için tarihi kırılma olacak böylesi bir saldırı/hata sürpriz oldu.

Daha sonra, geçen Cumartesi günü yapılan mitingde, sadece dinledim, aktarıyorum;

Erdoğan tarihte yaptığı hataların hesabını, şimdi yaptığı ve yapacağı hatalarla ödüyor/ödeyecek,

O’nun bindiği bisiklet hep hareket içinde olmalı, yoksa tümden acı son gelecek.

Bisiklet hareket halinde olunca da, tarihi cürümlerinin hesabını ödeyecek.

Kayyumlar, kendisinin de kanun dışı seçildiğinin ispatı oluyor; birileri Erdoğan‘a kayyum atasa, meşru müdafaa hakkı kalmayacak.

Daha öncesinde olsaydı, korku yayardı.

Şimdilerde ise atanan kayyumlar, nafile bir saldırının emaresi.

Kamuoyuna, Rojava’yı işgal hakkı var olduğu kanıksatıldı.

Sonra, bu hakkı elinden alındığında, yükselen ırkçı dalgaya endeksli bir gelişme gerekiyordu.

Kayyumlar, Bozkurtlar ve apoletli kemalistlerin radikal çıkışlarını durduran bir susturucu gibiydi.

Kürdistan halkları sürekli ve askeri/polisiye saldırılara fırsat vermeyecek sivil bir itaatsizlikle direniş gösterdiği oranda, Erdoğan bisikleti sürecek.

Sürdükçe hesap ödeyecek.

Bu ise eski AKP’lilerin de meydan okumasına yol açabilir.

Erdoğan rejiminin mağdurları, Kürdistan’daki direniş odaklarının açtığı nefes tünelinden faydalanacaklar;

Böylece, bir zamanların suç ortağı ve devamında “mağdur” olan, eski başbakan Davutoğlu, Cumhurbaşkanı (Gül) da Erdoğan’dan hesap sormak için söz haklarını kullanacaklar.

Tarihi bir gerçekliktir; silahlar bazen geri tepe ve kimi vuracakları da belli olmaz.

Kaos ortamında, güvenliği olduğundan emin olanlar, en çok güvensiz bir uçurumun eşiğidedirler.

Bunu görmeyebilirler.

İktidar sahibi olmak, körlüğe yol açar.

Erdoğan’ın gördüğü saray ve etrafındaki koruma setidir.

Kürdistan’daki tarihi hesaplaşma, Türkiye’de her sosyal kesimdeki mağdurların, söz hakkını kullanma hakkıyla örtüşüyor.

Böylece eklenen, Türkiye’de geniş kitlelerin hareketlenmesidir.

Aktardıklarım, miting ve yürüyüş alanlarında, tartışılanlar.

Şimdi aşikar ve Rojava bağlamında tartışılan, uluslararası bir tabloya işaret etmek istiyorum:

ABD Türkiye’nin Rojava’daki yapıya müdahalesini engelleyerek, Türkiye’nin askeri hücum kudretini kırdı.

Vahşete dayalı yürüyüşü engelledi.

Eğer dikkatle izlenirse, bunun İsrail ile koordinasyonla yakın bağı var ve İsrail’in Suriye’deki İran askeri karargahlarına saldırısı tesadüfi değil.

Türkiye’ye dur dendi. Güvenlik koridoruyla birlikte, ABD Türkiye’yi yakın kontrole almış durumda.

Şimdilerde ve gelecekte, sadece menfaatleri uğruna hareket edecek olan ABD, İsrail için, kuzeyde Rojava tarafından sandviç edilen bir Esad rejiminin, Müslüman Kardeşlerin ve İran’ın güçlü olduğu bir Suriye’den daha iyi olacağını teyit edecek adımlar atıyor.

İdlib’de Türk askeri konvoyuna yapılan hava saldırısının Rusya ve ABD’nin uyum olduğu tonda yapıldığını söylemek yanlış olmaz.

Böylece, Türkiye’nin yumurta dansının uzun ömürlü olmayacağı ortaya çıkıyor.

Büyük kardeş Putin’in Türkiye’yi ABD’den yeniden geri alma girişimi başarılı olabilir mi?

Türkiye ABD’den uzaklaşma şansına sahip mi?

Bunlar cevap bekleyen sorular.

Ancak kayyumlar, geri tepecek ve Erdoğan’ın Kürt halkının direnişi, Rojava’da beklenmedik bir çıkış karşısında, ayakta durma şansı yok!

Kayyumlar Erdoğan açısından tarihi bir kırılma ve nafile bir saldırıydı!

Yazar Selim Ferat

Selim Ferat