Anasayfa » Aktüel Yorum » FAŞİZM!

FAŞİZM!

Çoğu zaman kelimler aynı anlamı taşımazlar; bir kelimenin hayatın belirli bir döneminde ifade ettiği anlam, başka bir zaman diliminde bambaşka bir şey ifade eder. Bizim çevrelerde buna en iyi örnek olarak “Faşizm” kavramını verebiliriz.

Bir dönem sol çevrelerde kendileri ile uyumsuz herkese kolaylıkla faşist dendiği dönemler yaşadık, bazı çevrelerde bu kolaycılık hala devam ediyor. Bu durum bizim hem muhattabı olduğumuz durumu anlamamızı zorlaştırdı, hem de faşizme karşı ittifak ilişkileri geliştirmemizi güçleştirdi.

Kendimize haksızlık yapmak da istemiyorum; aynı kolaycılık bizim dışımızdaki çevreler için de geçerli. Dolayısıyla toplum olarak sadece bir kavramı değil, bir duruma karşı nasıl, kimlerle birlikte tavır alabileceğimizi ve nereye kadar birlikte yol yürüyebileceğimizi de pervasızca zora soktuk.

Halbuki Türkiye ve Kürdistan sadece ezberlerimiz üzerinden izah edemeyeceğiz bir değişimi muazzam bir hızla yaşama sürecine girmişti. Toplum hızla çarpık bir biçimde kentlileşirken, kentli olmanın gerektirdiği kurumları bir türlü yaratamıyordu.

Daha henüz 12 Eylül Darbesinin etkisinden kurtulamadan; Sovyetler Birliği’nin dağılması ile ‘Soğuk Savaş’ bitti ve Türkiye toplumu bir anda dolaysız bir biçimde; Kürtlüğü, Aleviliği, Sünniliği, Kıbrıs sorunu, bir türlü çözülemeyen yoksulluk sorunları, yolsuzluk, kadın sorunu benzeri modern toplum olmanın ortaya çıkardığı ve mutlaka çözülmesi gereken sorunlarla karşı karşıya kaldı.

Kerelerce insanlar Avrupa Birliği (AB) üyesi olabileceklerine inandılar; bir kaç kez farklı partiler Avrupa Birliği perspektifi ile iktidar oldular; fakat sonuçta bırakın AB’ye üye olmayı, AB’nin hayali bile artık neredeyse imkansız hale geldi.

Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs arasında birçok kez çözüm masası kuruldu, insanlar her defasında galiba bu kez olacak diye düşünürken, geldiğimiz noktada Kıbrıs’da çözüme inanan kimse kalmadı

Alevi Kurultayları düzenlendi; hep birlikte insanlar Sivas Katliamını kınadılar, fakat Alevilerin inanç sorunlarının çözümü konusunda bir adım dahi atılamadı, tam tersine Aleviler toplum dışı ilan edilme noktasına getirildiler. Esad’ın Aleviliği üzerinden toplumun önemli bir kesimi endirekt düşman ilan edildi…

Türbanlı, Türbansız bütün kadınlar eşit yurttaşlık mücadelesi verirken, günümüzde kadın devlet eliyle eve hapsedilmeye çalışılıyor.

Toplum birden çok kere temiz toplum hayali ile heyecanladı; hatta Cumhuriyet tarihinin en dolaysız yolsuzluk iddialarına adı karışmış partisi olan AKP bile kendini ‘AK Parti’ olarak adlandırarak iktidar oldu, ama sonuç tam bir fiyasko.

Türkiye ve bütün Ortadoğu’nun en önemli sorunu olan Kürt sorununda kerelerce farklı iktidarlar Amed’e gidip topluma barış ve demokrasi vaat ettiler; fakat gelinen noktada artık sadece resmi devlet kurumlarıyla Kürt toplumu değil, devlet eliyle Kürtler Türkiye toplumunun bütün geri kalanlarıyla problemi hale getirilmeye çalışıldı.

Toplumun önemli bir kesiminin yaşadığı kesintisiz yoksulluk ve onun tetiklediği var olma kaygısı bütün bunlardan bağımsız başlı başına oldukça önemli bir konu olarak varlığını devam ettiriyor. Onca vaade rağmen bu konuda bir arpa boyu yol alınamadı; Türkiye’de artık kimse daha iyi bir yaşama inanmıyor.

Sonuç olarak Türkiye’de çoğulcu siyaset demokratik katılımla sorunlarını çözebilme basiretini gösteremedi. Toplumsal umutsuzluk koşullarında eğer soldan güçlü bir dalga gelmezse insanlar sağcı faşist partilerin peşine takılırlar. Geleceğe inancını yitirmiş yığınlar içerde ve dışarıda sorumlu arayışında Erdoğan’ın ve Bahçeli’nin birer yürüyen askerine dönüştüler.

Türkiye’de sadece kurumlar değil bizzat birey de ağır darbe aldı. Artık faşizmden bahsederken, sadece baskıcı bir devlet aygıtından bahsedemeyiz, ilk defa bu kadar açık nispeten güçlü kitlesel destekle iktidar olmuş gerçek bir ‘Faşizm’ eşiğindeyiz. Bu koşullarda hem bireysel hem de toplumsal etkinliklerimizi bu yeni duruma göre düzenlemeli, kendimizi nispeten uzun kapsamlı bir demokrasi mücadelesine hazırlamalıyız.

Yazar Cafer Tar

Cafer Tar

Öneri yazı

Öcalan rüyası

28 Ağustos 1963 yılında Martin Luther King Washington’da 250000 kişilik “İş ve Özgürlük” mitinginde “I …