Anasayfa » Aktüel Yorum » EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?![*]

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?![*]

TEMEL DEMİRER

“Biri size alın teriyle

zengin olduğunu söylerse,

ona şunu sorun:

‘Kimin alın teriyle’?”[1]

George Orwell’ın, “Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa; gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder,” uyarısı ya da “Ahlâk ve üç kâğıtçılık, terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa biri iner,” diyen Platon veya “Aldanmanın iki çeşidi vardır, biri doğru olmayana inanmak, diğeri ise doğru olana inanmayı reddetmek,” saptamasıyla Søren Kierkegaard günümüz Türkiye’sini anlatmaktadırlar sanki…

Ne acıdır ki, coğrafyamızda hayal gücünü aşan tüm “sürreel” olaylar; hiç sorgulanmadan doğallıkla içselleştirilirken; bir kesim de ekonomiden siyasete olanları korku filmi izlercesine ağızları bir karış açık izlemekle yetiniyor.

Örneğin, 2019’un Temmuz ayı itibariyle ülkede işsizlik oranı yüzde 13.9’a yükselip, işsiz sayısı 1 milyon 65 bin kişiye ulaşmışken AKP Milletvekili Halil Etyemez’in, “17 yıldır Türkiye’de işsizlik ve ekonomik krizin yaşanmadı,”[2] demesi gibi!

Yanlışlık olmasın Etyemez şaka falan yapmıyor; son derece “ciddi”!

İfade etmeden geçmemeliyim; bu “duruma” ilişkin yazıyı kaleme almayı düşünmediğim hâlde; yazmak zorundayım. Birilerine yarattıkları eserleri anımsatmak farz oldu artık.

Başlayalım o hâlde!

 

İKTİSADİ GÖRÜNÜM

 

Öyle bir iktisadi hâlden söz ediyoruz ki Prof. Dr. Aykut Lenger, “Yangının devam edeceğini öngörüyorum”;[3] Prof. Dr. Daron Acemoğlu, “Gelecek karanlık… Sert iniş riski var”;[4] Prof. Dr. Erinç Yeldan, “Ekonomi yeni bir dengesizlenme sürecine doğru ivmelenme hâlinde”;[5] Prof. Dr. Özgür Orhangazi, “Krizden kolay ve hızlı bir çıkış reçetesi de mevcut değil”;[6] Prof. Dr. Yalçın Karatepe, “Türkiye resesyona girdi… Ekonomisi maalesef küçülmeye devam edecek, biraz daha yoksullaşacağız,”[7] demeden edemiyorlar…

Elbette, “Kriz yok” yalanı için bunların “önemi” olmayabilir. Ancak, “İçinden geçmekte olduğumuz kriz, finans kapitale bağımlılığı, teslimiyeti nedeniyle bizzat AKP’nin eseridir.”[8] Ve “İktidar, bir türlü aşamadığı bir ekonomik krizle yüz yüzedir.”[9]

“Nasıl” mı?

AKP döneminde şekillenen “ahbap çavuş” kapitalizminin krizinin arkasındaki mantık basittir. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de, zaten yapısal olarak dış kaynak girişine bağımlı olan ülkenin dış borç stoku 130 milyar dolar düzeyindeydi. Borç stoku 2005’ten itibaren hızlanarak arttı, 453 milyar dolara ulaştı. AKP döneminin ekonomisi işte bu balonun üzerinde büyüdü.

Bir ülkeye veya bir kapitalist işletmeye verilen borç, “alıcı gelecekte bu borcun faizini, ana parasını ödeyecek kadar artık-değer üretebilecektir” varsayımına dayanır. Çünkü kâr, rant ve faiz artıkdeğerin içinden çıkar. Borçlar artıyorsa, borçlanmayı sürdürebilmek için, artık-değer üretimi de artmalıdır.

Hâlbuki, AKP döneminde inşaata, rant paylaşımına, proje komisyonlarına (yolsuzluklara) indeksli bir büyüme modeli şekillenmiştir.

Bu model ülkenin inşaat malzemesi, eşyası üreten sektörlerine talep sunarak onları beslemiştir ama kendisi yalnızca rant, komisyon üretmiş, diğer bir deyişle ülkede üretilen toplam artıkdeğerden beslenerek birikim yapmıştır, onu üreterek değil. Dahası Türkiye’nin ahbap çavuş kapitalizmi, ülkede üretilen artık-değerin çok üstünde bir büyümeyi dış borçlara dayanarak sürdürmüş, rant gelirleri artan oranda ülke dışından gelen kaynaklarla gerçekleşmiştir.

Söz konusu süreçte elde edilen rantın önemli bir kısmı da siyasal İslâmın yönetici sınıfı içinde paylaşılmak üzere servete dönüşerek ekonominin üretim ve tüketim devrelerinin dışına, bazı durumlarda da ülke dışında çıkmıştır.

Çok, kabaca betimlediğim bu manzara karşısında uluslararası sermaye, sürdürülemez bir borçlanma süreciyle yüz yüze olduğunu görmeye, bu piyasayı terk ederek, risk primi daha düşük piyasalara yönelmeye başlamıştır. Küresel finansal kriz içinde merkez ülkelerde, merkez bankalarının faizleri yeniden artırmaya başlaması süreci daha da hızlandırmıştır. Bu gidiş içinde bir döviz ve borç ödeme krizinin patak vermesi kaçınılmazdır.[10]

Borçlanmayla aşılmaya çalışılan büyük durgunluk bir noktada sürdürülemez bir hâle geldi. Yaşananlar bu sürece ivme katan tetikleyicilerdir artık.

Kolay mı? Türkiye ekonomisi uzun bir süredir en “kırılgan” ülkeler arasında ilk sıralarda yer alırken, ekonominin büyük ölçüde dış borçlanmaya ve sıcak paraya bağımlı olması, ülke ekonomisini kelimenin tam anlamıyla bir “borç ekonomisi” hâline getirdi.

2003’te Türkiye’nin brüt dış borç stoku 144 milyar dolarken, 15 yılda 3 kat artarak 2017 sonu itibariyle 453 milyar doları aştı. Toplam dış borcun milli gelire oranı ise yüzde 53.3 ile neredeyse 2001 krizi seviyesinde.

AKP döneminde ekonominin her alanda coştuğu iddia edilmesine rağmen kamunun dış borcunun yaklaşık 2 kat, özel sektör dış borcunun ise 6.5 kat artmış olması ise dikkat çekici.

AKP’nin ekonomi kurmayları, kamu borcunun milli gelire oranının düşük olduğunu, borçların büyük bölümünün özel sektör kaynaklı olduğunu söylese de, özel sektörün dış borcunun “hazine garantili” olduğu, başka bir ifade ile devletin özel sektörün borcuna kefil olduğu gerçeği görülmek zorunda.

Söz konusu dizaynda ‘AKP’nin Yıkım Tablosu, 16 Yılın Faturası’ başlıklı rapora göre, 16 yılda kişi başına 2 bin 677 TL olan kamu borcu, 10 bin 981 TL’ye ulaştı. 52 yılda verilen cari açık toplamda 43.7 milyar dolar iken, AKP’nin 16 yılında cari açık, 52 yılın toplam açığını 13’e katladı ve 561.6 milyar dolar oldu. 80 yıllık dış ticaret açığı 247 milyar dolardan, 960.6 milyar dolara fırladı. Karşılıksız çek yaklaşık 8 kat arttı, bu yüzden 8 yılda 929 bin kişi ceza aldı ve hapse düştü. Su, elektrik ve doğalgaz yaklaşık 3 kat artarken, 12 kilogramlık tüp 4 kat arttı. 2002’de 1 kilogram ekmeğin fiyatı 1.03 TL idi, ancak 2017’de aynı ekmek 4.19 TL oldu. Halk yoksullaşırken milyonerler arttı. Son 6 yılda milyonerlerin sayısı 32 binden 127 bine çıktı.

16 yılda tüketicinin banka borcu 6.6 milyar TL’den 499.5 milyar TL’ye, çiftçilerin banka borcu ise 5.1 milyar TL’den, 17 kattan fazla artarak 85.5 milyar TL’ye çıktı.

Benzin 1.66 TL’den 5.62 TL’ye, motorin 1.30 TL’den, 5.17 TL’ye çıktı. Yoksulluk sınırı 1155 TL iken, 5 bin 238 TL, açlık sınırı 380 TL iken 1608 TL oldu.[11]

İstatistikler yine aynı dönemde, boşanmaların yüzde 38, fuhşun yüzde 790, çocukların cinsel istismarının yüzde 434, kadına yönelik şiddetin yüzde 1400, cinayetlerin yüzde 261, cinsel tacizin yüzde 449, tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 285, uyuşturucu bağımlılığının yüzde 678 arttığını gösteriyor…[12]

 

KRİZİN GETİRDİKLERİ

 

Dahası mı? Kimi verileri hızla sıralayalım!

  • AfrAsia Bank’a göre, 2018’de dolar milyonerlerinin yüzde 10’u Türkiye’yi terk etti. 2018’de Türkiye 4 bin milyoner göçüyle dünyada birinci oldu, son 4 yıldaki milyoner göçü 17 bine ulaştı…[13]
  • Ekonomik kriz şirket bilançolarını vurdu. 2019’un ilk çeyreğinde Borsa İstanbul’da 401 şirket ve fondan 148’i net zarar açıkladı…[14]
  • BİST’teki şirketlerin borçlarının öz sermayeye oranı yüzde 180’e dayandı. Gelişen ülke şirketleri için bu oran yüzde 100 oldu. Fark 11 yılın zirvesinde…[15]
  • Firmalar peş peşe konkordato ilan ederken borç batağı da tırmanıyor. Takipteki kredi miktarı 2018’in Ocak-Ekim kesitinde 18.2 milyar lira artış gösterdi…[16]
  • TOBB verilerine göre, Mayıs 2019’da kapanan şirket sayısı, 2018’e kıyasla yüzde 49.07 arttı…[17]
  • Türkiye’de kriz nedeniyle 5.5 yılda yarım milyonun üstünde esnaf iflas bayrağını çekti. 2019 yılının ilk 6 ayında toplam işyeri sayısı 1 milyon 910 bine gerilerken, KOBİ’ler de borca battı. Takipteki KOBİ kredileri bir yılda yüzde 91’lik artışla 51 milyar TL’yi aştı…[18]
  • Ekonomik kriz İstanbul’da yüzlerce esnafın hızla dükkân kapatmasına sebep oluyor. Türkiye’de 2019 başı itibariyle 1 milyon 753 bin esnaf bulunuyor. Kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla 2018’de esnaf ve sanatkâra kullandırılan kredi miktarı 2017’ye göre, yüzde 44 artışla 18.7 milyar liraya ulaştı. Üstelik bu tutara esnafın geçmiş yıllardaki borcu dahil değil…[19]
  • 5 yılı aşkın sürede Türkiye’de 545 bin 351 esnaf kepenk indirmek zorunda kaldı. İşyeri açan esnaf sayısı da hızla düşüyor. 2019’un ilk üç ayında 29 bin 214 esnaf kepenk indirirken kurulan işyeri sayısı da 2018’in aynı dönemine göre 3 bin 774 adetlik azalışla 70 bin 888’de kaldı. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, dört yıllık verilere bakıldığında krizin derinleştiği 2018’de kepenk indiren esnaf sayısında ciddi artış var. 2015’te 97 bin 715 esnaf iflas ederken 2018’de bu sayı 106 bin 167’e fırladı. 2018 sonunda 1 milyon 772 bin olan esnaf sayısı ise, 2019’un ilk çeyreğinde 1 milyon 753 bine düştü…[20]
  • İSO İkinci 500’ün her 100 TL’lik faaliyet kârının 52.6 TL’si finansman giderlerine gitti. Türkiye’nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşunun toplam borcu 96.7 milyar TL’ye yükselirken, faiz giderleri bir yılda yüzde 86.5 arttı…[21]
  • Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) verilerine göre, kartlı ödemeler tutarı 2018’in Ocak’ında yüzde 22 artarak 60 milyar lirayı aştı ve 60.7 milyar lira oldu…[22]
  • 2018’in Ekim’inde, 2017’nin aynı ayına göre karşılıksız çek sayısı yüzde 103.2 artışla 94 bin 400 adete, miktarı ise yüzde 161.8 artarak 4.6 milyar liraya çıktı…[23]
  • 2002’de icra dosyası sayısı 8 milyondu. 2016’da 13 milyon 500 bine çıktı. 2019’da ise neredeyse 20 milyona ulaştı…[24]
  • Ekonomik kriz derinleştikçe yurttaşlar kredi kartına yükleniyor. Kredi kartı harcamaları Ocak 2019’da yüzde 15 arttı. Kart sayısında Avrupa’da birinci sırada yer alıyoruz…[25]
  • Ticaret Bakanlığı’na göre, 2002’den 2019’un ikinci çeyreğine yana Eximbank’tan tüm sektörlere verilen krediler arasından “batık kredi”ye dönüşenlerin tutarı yaklaşık 300 milyon TL olurken; “donuk alacak” tutarı ise, 480 milyon 648 bin TL oldu…[26]
  • Türkiye’de yabancıların servetinin milli gelire oranı yüzde 83’ü aştı. Bankacılık sektöründe yabancı payı yüzde 47’ye yükseldi. Borsada yabancı payı yüzde 65…[27]
  • Devletin açığı büyüdü. 2016’da yüzde 1.1 olan genel devlet açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı 2017’de yüzde 2.8’e yükseldi. Artış oranı yüzde 154 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı ‘devlet hesapları’ verilerine göre, 2016’da 29.2 milyar 156 TL olan genel devlet açığı, 2017’de yüzde 195 oranında artarak 86.1 milyar liraya yükseldi…[28]
  • Dış ticaret açığı 2018 Nisan’ında yüzde 35 artışla 6.6 milyar dolara, yine 2018’in Ocak-Nisan arasında yüzde 56 artışla 27.4 milyar dolara yükseldi. İthalat, ihracatın 1.5 katına ulaştı…[29]
  • ‘Fitch Ratings’, Türkiye’nin zorlu ve uzun bir düzelme sürecine gireceğini, ekonomik büyümenin 2019’da yüzde 1.2’ye gerileyeceğini ve enflasyonun en azından 2020 sonuna kadar tek haneye çekilmesinin mümkün olmayacağını açıkladı…[30]
  • Vergi uzmanı Ozan Bingöl’e göre, “Türkiye’de verginin vergisinin vergisi var. 1 TL’ye yurtdışından cep telefonu getirirseniz 180.80 TL’den aşağı satılmıyor. Maktu ÖTV var, ÖTV’nin KDV’si var, TRT payı var. Vatandaş sabah musluğa açtığında güne 5 adet vergiyle başlıyor. KDV, çevre temizlik vergi, atık su bedeli, katı atık bertaraf bedeli, katı atık toplama bedeli…[31]
  • Emekçi yılda 2 ay sırf gelir vergisine çalışıyor. Metal işçisi yüzde 27, patronu ise yüzde 20 vergi ödüyor…[32]
  • AKP’nin 16 yıllık iktidarında liranın değeri dolar karşısında yüzde 185 değer kaybetti…[33]
  • 200 TL 10 yılda yüzde 60.5 değer kaybetti. Bu süre zarfında 200 liranın değeri 79 liraya geriledi. Başka deyişle 2009’da piyasaya çıkıp 200 liraya alınan tüketici fiyat endeksini oluşturan mal Temmuz 2019’da 506 liraya alabiliyor…[34]
  • 2018’de uluslararası süt ve süt ürünleri yüzde 4.6 ucuzladı, Türkiye’de yüzde 30 zamlandı. Dünya 2018’de yüzde 2.3 daha ucuza et yerken, coğrafyamızdaki et fiyatları yüzde 23-38 arttı…[35]
  • Milyonlarca kişi 60 TL’lik aylık GSS primini ödeyemiyor. Prim ödeyemeyenler sağlık hizmetinden yararlanamıyor.[36] Aylık GSS prim borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 6.4 milyon kişi oldu…[37]
  • Şeker komasına girip 22 Ekim 2018’de ölen 17 yaşındaki Dilara Kılıçoğlu’nun ardından, genç kızın doktoru Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, Kılıçoğlu’nun Zonguldak’ta yaşayan ailesinin maddi imkânsızlıklar nedeniyle kendisini kontrole getiremediğini açıkladı…[38]
  • 2002-2017 arasında sağlık bakanlığı hastane sayılarında artış yüzde 13 iken özel hastanelerdeki artış oranı yüzde 110 olmuş. Bu artışa rağmen hastanelerde mevcut alt yapının yetersiz olmasına rağmen kışkırtılmış bir hizmet talebi olduğu için 25 OECD ülkesinde 1000 hastaya düşen MR görüntülemesi 70 iken Türkiye’de aynı sayı 174’e ulaşmıştır. Hekim başına düşen hasta sayısında korkunç bir artış var. Bu kışkırtmaya rağmen bir milyon kişiye düşen MR cihaz sayısı AB ve OECD ortalamalarının çok altında, 10.9 adet olmaktadır…[39]
  • Verem nedeniyle 2017’de 1.3 milyon kişi yaşamını yitirirken, Türkiye’de 12 bin 46 hasta bulunuyor…[40]

 

BORÇ BATAĞI

 

İçinde debelendiği borç batağına gırtlağına kadar gömülmüş coğrafyamıza ilişkin olarak, “Küresel iflas riskinde ilk 5’e girdi,”[41] notu düşülmesi boşuna değildir! Çünkü…

  • AKP döneminde hane halkı borç 30 kat arttı[42] ve 2002’de doğan her çocuk, bin 963 dolar borçla dünyaya gözlerini açarken, 2018’de rakam 5 bin 513 dolara çıktı![43]
  • 2002’de borçların yüzde 26’sı hane halkına ve reel sektöre, yüzde 74’ü ise kamuya aitken; 2018’e gelindiğinde borçların yüzde 84’ü hane halkına ve reel sektöre, yüzde 16’sı da kamuya aittir![44]
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı’na göre, 2001’in son çeyreğinde Türkiye’nin toplam 113 milyar dolar dış borcu bulunurken, 2019’da 444.8 milyar dolara yükseldi. Mevcut dış borç tutarı Türkiye’nin 6 aylık toplam gelirinden fazlayken; bu borcun kişi başına düşen karşılığı ise 5 bin 424 dolar oldu![45]
  • En büyük 500 sanayi kuruluşunun finans kuruluşlarına olan toplam borcu, 2018’de yüzde 35.3 artarak 242.9 milyar TL’den 328.6 milyar TL’ye yükseldi![46]
  • Alınan kredilere ipotek olarak gösterilen gayrimenkullerin birer birer bankaların eline geçmesi, ekonomideki krizin göstergelerinden biri oldu. 2018 yılın ilk altı ayında batık krediler 74 milyar TL ile dramatik boyutlara ulaştı. Bankaların icra yoluyla el koyduğu gayrimenkuller arasında bina da bulunuyor bağ da. 13’ü özel, üçü kamu ve üçü de katılım bankası olmak üzere 19 bankanın elinde satışa hazır 13 bin 305 gayrimenkul bulunuyor. ‘Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi’nin Haziran 2018 verilerine göre, batık kredi miktarı 74 milyar TL’ye ulaştı![47]
  • Kredi ve kefalet kooperatifleri aracılığıyla 2018’de esnaf ve sanatkâra kullandırılan kredi miktarı bir 2017’ye göre, yüzde 44 artışla 18.7 milyar liraya ulaştı. Üstelik bu tutara esnafın geçmiş yıllardaki borcu dahil değil. Türkiye’de 1 milyon 753 bin esnaf olduğu düşünüldüğünde esnaf başına borç yaklaşık 10 bin TL arttı![48]
  • Firmalar peş peşe konkordato ilan ederken borçlar da tırmanıyor. Takipteki kredi miktarı yılbaşından bu yana 18.2 milyar lira arttı. ‘Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) göre, 8 Ekim’de 80.1 milyar TL olan batık kredi miktarı 12 Ekim 2018’de 81.9 milyar liraya, 16 Ekim’de ise 82.2 milyar TL’ye fırladı![49]

Yine BDDK göre, KOBİ’lerin bankalara olan nakdi borçları 1 yılda yüzde 17.7 arttı. 2018 yılının nisan ayında toplam 541 milyar lira nakdi borcu bulunan KOBİ’lerin 2019 Nisan ayındaki toplam 637 milyar liradan fazla nakdi borcu bulunuyor. Borç yükü altında ezilen KOBİ’ler ödemelerini yapmakta sıkıntı yaşıyor. 2018’in Nisan’ında KOBİ’lerin 26.2 milyar liralık takibe düşmüş kredi borcu bulunurken, 2019’un Nisan’ında bu tutar yüzde 84 artarak 48.1 milyar lira oldu![50]

Turgut Özal hükümetlerinde başlayıp, AKP döneminde zirveye çıkan özelleştirmeler sonucu elde edilen 68.2 milyar doların 47.1 milyar doları iç ve dış borçları kapatmaya harcanırken, 7.3 milyarı geçmişten kalan borçlara gittiğinin[51] altını çizip; Milli gelire oranı yüzde 56.7 ile rekor kırn,[52] “Dış Borç” alt başlığına göz atarsak!

 

TÜRKİYE’NİN EN FAZLA BORÇLU OLDUĞU ÜLKELER[53]
Birleşik Krallık 33.5 milyar dolar
Almanya 24.8 milyar dolar
ABD 20.4 milyar dolar
Hollanda 17.0 milyar dolar
Bahreyn 11.0 milyar dolar
BAE 10.9
YABANCI BANKALARIN TÜRKİYE’DEN ALACAKLARI
İspanya 82.3 milyar dolar
Fransa 38.4 milyar dolar
Birleşik Krallık 19.2 milyar dolar
ABD 18.0 milyar dolar
Almanya 17.1 milyar dolar
İtalya 16.9 milyar dolar
24 ülke toplamı 264.9 milyar dolar

 

  • Türkiye’nin bir yılda elde ettiği gelirin yaklaşık yarısı kadar dış borcu var. Brüt dış borcu 448 milyar dolar olan Türkiye’de kişi başına yaklaşık 30 bin lira borç düşüyor…[54]
  • 2017’de Türkiye’nin brüt dış borç stoku 30 Eylül 2017 itibarıyla 438 milyar dolar, net dış borç stoku ise 282.1 milyar dolara yükseldi…[55]
  • 2018’de dış borç stoku bir yılda yaklaşık 50 milyar dolar artarak, 466 milyar dolara ulaştı. Kamu bankalarının Hazine garantili dış borcu 8 yılda 10’a katlandı…[56]
  • Kriz derinleştikçe hükümet borçları da hızla artıyor. Sadece 2019’un Ocak’ında merkezi idare borcu 30 milyar TL’den fazla arttı. 2019’un Ocak ayı itibariyle merkezi idare brüt borç miktarı tam 1 trilyon 98 milyar TL’yi buldu. Dış borca ödenen faiz ise rekor seviyelerde…[57]

 

MERKEZİ İDARENİN TOPLAM BORCU
2017 Aralık 876 milyar TL
2018 Aralık 1 trilyon 66 milyar TL
2019 Ocak 1 trilyon 98 milyar TL
İç borç 598 milyar TL
Dış borç 500 milyar TL
DIŞ BORCA ÖDENEN TOPLAM FAİZ
2016 10.5 milyar dolar
2017 12 milyar dolar
2018 13.7 milyar dolar
GÜNLÜK FAİZ ÖDEMESİ 37.5 milyon dolar

 

  • Özetle Türkiye’nin 30 Haziran 2019 itibarıyla brüt dış borç stoku 447 milyar dolar, net dış borç stoku ise 268.3 milyar dolar oldu. Kamunun net borç stoku ise 591.4 milyar lira… Stokun milli gelire oranı yüzde 61.9 olarak hesaplandı. Net dış borç stoku da aynı dönemde 268.3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Stokun milli gelire oranı yüzde 37.2 oldu. Söz konusu dönemde Hazine garantili dış borç stoku ise 14.7 milyar dolara ulaştı…[58]

Bu arada 10 büyük bankadan 9’unun sorunlu[59] olduğu coğrafyamız bankalarına gelince…

Halk yoksullaşırken bankalar 2017’yi kârlı kapattı. TBB’ye göre, bankacılık sektörü, 2017’da yüzde 14.7 kâr etti.[60] Ancak 2017’de bankacılık sektöründe 1721 kişi işini kaybetti. 2018’in 10 ayında ise 87 bin işyeri kapanırken;[61] kamu bankalarının dış borcu 7 yılda yüzde 250 artarak 35 milyar doları aştı.[62]

Borçlan(dırıl)manın halk cephesine gelince; burada durum vahimin de ötesinde!

  • Vatandaşın borcu katlanarak artıyor. Vatandaşların bankalar ve tüketici finansman şirketlerine olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu 521.5 milyar lira oldu. Takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu ise 20.5 milyar lirayı buldu…[63]
  • 16 yılda vatandaşların tüketici kredisi borcu 176 kat artarak 399.4 milyar TL’ye, bireysel kredi kartı borçları 24 kat artarak 104.8 milyar TL’ye ulaştı. Devletin, yurttaşın ve şirketlerin toplam borcu ise ülkenin gelirini aştı. 2002’de Türkiye’nin her 100 TL’lik gelirine karşı 94 TL borcu varken, 2018’in üçüncü çeyreği itibarıyla bu rakam her 100 TL gelire karşı 120 TL’ye çıktı…[64]
  • ‘Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin güncel verileri, bankalara kredi borcu olan kişi sayısının dikkat çekici bir rakama ulaştığını ortaya koyarken; 1 yılda kredi borçlusu sayısı 700 bin kişi arttı. Borçlu kişi sayısı, konut kredilerinde 2 milyon 531 binden 2 milyon 443 bin kişiye ve taşıtta 719 bin kişinden 541 bin kişiye inerken, ihtiyaç ve diğer kredilerde 24 milyon 457 binden 25 milyon 80 bin kişiye çıktı…[65]
  • Türkiye’de toplam 65 milyon 483 bin 891 kredi kartı bulunuyor. Bireysel kredi kartlarında toplam borç 102.4 milyar lira! Bunun 6.5 milyar TL’si (yüzde 5.7) izlemede… Kredi kartı borcunu ödemeyen, “dertleri uzayan” kişi sayısı Ekim 2018 itibarıyla 2 milyon 485 bin kişi. Kişi başına düşen ortalama kart borcu yaklaşık 4 bin TL… Kredi kartlarında toplam borç ise 102.4 milyar lira. 6.5 milyar lirası (yüzde 5.7) hakkında “yasal” kovuşturma var. “Kredi kartı borcunu öde-ye-meyen kişi” sayısı Ekim 2018’de 2.5 milyon! TBB, ‘Kredi Kartı Borcunu’ ödeyemeyen 684.360 kişi hakkında yasal işlem başlatıldığını açıkladı…[66]
  • Ayrıca kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı hızla artarken, 3.4 milyon kişi kredi borcunu ödeyemiyor…[67]
  • TBB’ne göre, 2018’in Ocak-Şubat döneminde kredi kartı borcundan dolayı 264 bin kişi yasal takibe alındı…[68]
  • Türkiye’de 31.5 milyon kişi bankalara borçlu, 3.4 milyon kişi icra takibinde, 600 bin kişi de icralık…[69]
  • 2018 Ocak’ında bireysel kredisini ödeyemeyenlerin sayısının 2017’nin aynı ayına göre, 15 bin kişi artarken takibe düşen borçlu sayısını da 150 bin olduğunu gösterdi…[70]
  • Genel Sağlık İş Sendikası’na göre, her 5 sağlık çalışanından dördü borçları yüzünden kredi kullanıyor. 69.7’lik bir kesim ise görev tanımları dışında iş yüküyle karşı karşıya…[71]
  • Kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısında büyük artış gözlemlenirken;[72] bankaların takipteki alacak tutarının en çok arttığı il yüzde 99.1 ile Manisa oldu. Manisa’yı yüzde 94.3 artışla Siirt (117.3 milyon TL) ve yüzde 92.2 artışla Kilis (68.6 milyon TL) izliyor. Batık kredi oranı Siirt’te yüzde 1.84’ten yüzde 2.53’e, Kilis’te yüzde 3.34’ten yüzde 6.1’e yükseldi…[73]

Ve nihayet 1975-2002 arasında işbaşına gelen hükümetler bütçeden toplam 251 milyar dolar faiz ödemesi yaparken, AKP döneminde bu rakam 456 milyar dolara çıktı; milyarca dolar faiz lobilerinin cebine aktığı en yüksek faiz veren 4. ülke[74] konumundaki Türkiye’de AKP döneminde hane içi borç da 30 kat arttı.[75] Ekonomisi kâbusa döndü. Borçla büyüyen ekonomide yolun sonuna gelindi. 10 yılda (2008-2018) icra dosyaları yüzde 150 arttı, toplam borç ikiye katlandı, vergiler arttı, milli gelir dolar cinsinden azaldı, enflasyon ve işsizlik ise cabası.

2008’den 2019’a dek, hazine her yıl artan hızda borçlandı. Hazine borcu artmakla kalmadı, özel döviz cinsinden borcu yüzde 62 artarak 305 milyar doları buldu. Kişi başına borcu ise 4 bin dolardan 5 bin 500 dolara yükseldi. Hazine giderleri arttı, kişi başına gelir azaldı, yurttaşın vergi yükü arttı. Enflasyon ise ikiye katlandı.[76]

 

HAZİNE’NİN TOPLAM DIŞ BORCU
2008 78.3 milyar dolar
2018 137 milyar dolar
ÖZEL SEKTÖRÜN DIŞ BORCU
2008 188.4 milyar dolar
2018 305.8 milyar dolar
TÜRKİYE’NİN TOPLAM DIŞ BORCU
2008 280.8 milyar dolar
2018 448.4 milyar dolar
KİŞİ BAŞINA BORÇ TUTARI
2008 4 bin dolar
2018 5 bin 500 dolar
DIŞ BORCUN MİLLİ GELİRE ORANI
2008 yüzde 36.2
2018 yüzde 53.8
HÜKÜMET HARCAMALARI
2008 227 milyar TL
2018 830.4 milyar TL
VERGİLER
2008 172.2 milyar TL
2018 644 milyar TL
BORÇLANMA İHTİYACI
2008 15.4 milyar TL
2018 101.1 milyar TL
GAYRİSAFİ YURTİÇİ HASILA
2008 765 milyar dolar
2018 714 milyar dolar
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR
2008 10 bin 692 dolar
2018 8 bin 716 dolar
ENFLASYON
2008 yüzde 10.1
2018 yüzde 20.3

 

Ve de coğrafyamızda Hazine’nin borç yükü artınca hükümet çareyi Varlık Fonu’nun borçlanmasında buldu. 12 Mart 2019’da Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğde Varlık Fonu’nun da borçlanma senedi çıkarmasının önü açıldı. Böylece halkın kaynakları Varlık Fonu borçlanmasına teminat oldu![77]

 

İŞSİZLİK YANGINI

 

TÜİK’e göre 2018 Kasım’ında 12.3 olan işsizlik oranı, Aralık’ta 13.5’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 4 milyon 302 bini bulurken işsizlik çemberi büyüyor. İşsizlik yaratan resesyonun ise daha ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor ve ekonomi istihdam yaratma kapasitesini kaybediyor.[78]

4 milyon 300 bin kişilik “açık” işsizlikten söz ediliyor… Dikkat ediniz, genel geçer bir ifadeyle işi olmayan insanlardan bahsetmiyoruz. Sözünü ettiğimiz rakam, açık işsizler ordusunu ifade ediyor![79]

Ekonomik kriz, en çok emekçileri vuruyorken; mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı 4.5 milyona dayandı. İstihdam, Ağustos 2018-Nisan 2019 arasında 1 milyon 119 bin azaldı. Genç işsizliği 6.9 puan artarak yüzde 25.5’e yükseldi.[80]

‘Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) verilerine göre, Haziran 2019 itibarıyla İŞKUR’da kayıtlı işsizlerin 899’u doktora derecesine sahipken, 20 bin 592’si yüksek lisans ve 664 bin 507’si ise lisans mezunu. Ayrıca Haziran 2005’te 918 bin olan kayıtlı işsiz sayısı 2019’da 4 milyon 417 bine kadar yükseldi. Bu da kayıtlı işsiz sayısının 14 yılda 5’e katlandığını gösteriyor.[81]

Yine TÜİK’e göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2019’un Mart’ında 2018’in aynı dönemine göre 1 milyon 334 bin kişi artarak 4 milyon 544 bin kişi oldu. İşsizlik oranı 4 puanlık artış ile yüzde 14.1 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı 4.2 puanlık artış ile yüzde 16.1 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta işsizlik oranı 7.5 puanlık artış ile yüzde 25.2 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 4 puanlık artış ile yüzde 14.3 olarak gerçekleşti.[82]

Bu çerçevede nüfus artıyor, istihdam düşüyor. 15-24 yaş arasında işsizlik bir yılda yüzde 7.5 artarak yüzde 26, tarım dışı işsizlik ise yüzde 17’ye çıktı.[83]

Devamla…

  • TÜİK 2019’un Şubat’ında işsizlik oranı 2018’in aynı dönemine göre 4.1 artarak yüzde 14.7 seviyesinde gerçekleşti.[84]
  • TÜİK, 2019 Haziran ayı işsizlik oranını yüzde 13 olarak açıkladı. Türkiye’deki toplam işsiz sayısı 4 milyon 253 bine ulaştı.[85]
  • İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı, 2019’un Ağustos sonu itibarıyla 1 yılda yüzde 47 arttı.[86]
  • Kasım 2018’de gerçek işsiz sayısı 6.4 milyona yaklaştı. 1 milyon 111 bin üniversite mezunu işsiz. Kayıtdışılık oranı yüzde 34’e çıktı, her 3 işçiden biri kaçak çalışıyor.[87]
  • 2018’den 2019’a bir yılda 15-24 yaş arasında kayıtlı genç kadın işsizlerin sayısı yüzde 86, genç erkeklerin sayısı yüzde 75.5 arttı.[88]
  • DİSK-AR’ın raporuna göre, Türkiye’de gerçek işsiz sayısı 7 milyon 552 bine, işsizlik oranı ise yüzde 22.1’e ulaştı.[89]
  • 2019’un ilk 4 ayında işsizlik ödeneği almak için İŞKUR’a yüzde 59 artışla 716 bin 535 kişi başvurdu. 2018’in ilk 4 ayında toplam 1.5 milyar lira olan işsizlik ödeneği, 2019’un ilk 4 ayında 2.6 milyar lirayı aştı.[90]
  • İşsizlikte Avrupa ikincisiyiz… Avrupa’da bizden daha berbat durumda bir tek yüzde 18’lik Yunanistan kaldı.[91]
  • İşsizlik, zincirlerinden boşalmış durumda ve Türkiye, tarihinin en yüksek işsizliğini yaşıyor… Türkiye, tarihinin en yüksek işsizlik oranları ve işsiz sayıları ile yüz yüzedir.[92]
  • İşsizlik Türkiye ekonomisinin temel sorunlarından biri olmaya devam ediyor.[93]

 

İŞSİZLİK
2017 Ekim 10.3
2018 Ekim 11.6
ERKEK İŞSİZLİK ORANI
2017 Ekim 8.5
2018 Ekim 10.1
KADIN İŞSİZLİK ORANI
2017 Ekim 14
2018 Ekim 14.7
İŞSİZ SAYISI
2017 Ekim 3.287 milyon
2018 Ekim 3.788 milyon
GENÇ İŞSİZLİK (15-24)
2017 Ekim 19.3
2018 Ekim 22.3
Tarım kesiminde işsizlik artışı yüzde 23.6
Sanayi kesiminde işsizlik artışı yüzde 16.2
İnşaat kesiminde işsizlik artışı yüzde 53.5
Hizmetler kesiminde işsizlik artışı yüzde 8

 

  • OECD verilerine göre, en yüksek boşta gezer genç oranıyla Türkiye, AB ülkeleri içinde genç işsizliğinin en yüksek olduğu beşinci, genç işsizlik oranının sürekli olarak arttığı ikinci ülke. 1.2 milyon genç işsiz. Bu sayı giderek artıyor.[94]
  • 16 yılda Türkiye nüfusu yüzde 23 arttı. İş bekleyenler dörde katlandı. İŞKUR aracılığıyla iş arayanların sayısı 2.5 milyon kişiye fırladı.[95]
  • Yüzde 48’i erkek, yüzde 52’si de kadın olmak üzere toplam 2 milyon 751 bin kişi İŞKUR’dan iş bekliyor.[96]

Ve nihayet her bir dakikada 17 kişinin İŞKUR’a kayıt yaptırdığı[97] ve ortalama işsizlik oranının yüzde 5.9 olduğu OECD ülkeleri arasında işsizlik oranıyla birçok ülkeyi geride bırakan Türkiye, işsizlik, istihdam oranı, emeğin eksik kullanımı ve reel ücret artışı alanlarında dünyada en kötü ülkeler arasında yer alıyor.[98]

Bunun sonucu da şöyle oluyor: İŞKUR üzerinden 6 aylığına geçici iş başvurularında yaşanan, uzun kuyruklar ve işsizlerin birbirini ezmesi görüntülerine her gün bir yenisi ekleniyor. Sonuncusu işsizliğin yoğun olduğu Kilis’ten geldi.

Kilis’te, ‘Toplum Yararına Program’ (TYP) kapsamında 6 ay süreyle çalıştırılacak 3 bin 250 kişilik iş için binlerce kişi, İŞKUR önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

Kilis’te uzun kuyruk görüntülerin oluşması hiç de şaşırtıcı değil. Çünkü Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 10.8 iken Kilis’te, bu oran İstatistik Kurumunun verilerine göre yüzde 16.8.

Resmi verilerin dışında gerçek işsizlik ise yüzde 40’ı aşıyor.

Görüntüler sadece Kilis’e özgü değil. Hükümetin, seçim öncesi Türkiye’nin her tarafında 6 aylığına geçici işçi alacağını duyurması ile birlikte Rize’den Zonguldak’a, Trabzon’dan Diyarbakır’a aynı görüntüler oluştu.

İŞKUR Trabzon İl Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Yararına Program’ kapsamında 3 bin kişiye iş imkânı sağlanacağı duyuruldu.

Sabahın erken saatlerinden itibaren İŞKUR önünde kuyruklar oluşturan işsiz vatandaşlar içeri girmek isterken izdihama yol açtı.

Rize’de belediyeler, özel idareler ve bazı kurumlarda 6 ay geçici süre ile çalıştırılmak üzere toplum yararına programlar kapsamında 2 bin kişiye iş imkânı sağlanacağı açıklanmasıyla birlikte, başvuru yapmak isteyenler geceden kuyruğa girdi.

Diyarbakır’da, İŞKUR tarafından 6 ay süreyle işe alımı duyan kurum önüne akın etti. 4 bin kişilik işe, 5 saatte 5 bin kişi başvurdu.

Kadın-erkek, genç-yaşlı binlerce kişi başvurdu. Zaman geçtikçe başvurular 30 bini aştı.

Zonguldak İŞKUR İl Müdürlüğünce kamu kurum ve kuruluşlarına toplamda 900 kişinin alınacağının duyurulmasıyla kurum önüne koşan işsizler metrelerce kuyruk oluşturdu. Bu durum günlerce sürdü.[99]

 

EŞİTSİZLİK(LER)

 

Tekelci kapitalist Türkiye, doğal olarak bir eşitsizlikler coğrafyasıdır; “Eşitsizlikte Avrupa ikincisi”dir;[100] ezenle ezilen arasında giderek derinleşen bir uçurum söz konusudur.[101]

Şöyle ki…

  • ‘Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) hesaplamalarına göre, yoksul ile zengin enflasyonu arasındaki fark 21.5 puanı buldu. Yoksulların enflasyonu, zenginlerin enflasyonundan 21.5 puan daha yüksek çıktı.[102]
  • Türkiye’de gelirin dörtte biri konut ve kira harcamalarına gidiyor. Oran, en yoksul yüzde 20’de üçte bire yükseliyor. Hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24.7 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 19.7 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları aldı. En düşük yüzde 20’lik gelir grubunda bu oranlar sırasıyla yüzde 31.9 ve yüzde 28.6 olarak açıklandı. En zengin yüzde 20’lik gelir grubunda ise en yüksek payı yüzde 23.9 ile ulaştırma harcamaları alırken, konut ve kira harcamaları ile yüzde 20.9, gıda ve alkolsüz içecek harcamalarında oranlar sırasıyla yüzde 20.9 ve yüzde 14.6 oldu. Yoksulların gıda harcaması payı, zenginlerin payının iki katı oldu.[103]
  • 2018’de ücretlilerden 83.3 milyar lira Gelir Vergisi alınırken, şirketlerin ödediği vergi 78.6 milyar lirada kaldı.[104] Vergi uzmanı Ozan Bingöl, Kurumlar Vergisi’nde tahsilat oranının yüzde 77’ye gerilediğini açıkladı.[105]
  • TÜİK’e göre, 2017’de kişi başına düşen gelirde başı çeken il 65 bin TL ile İstanbul olurken, İstanbul’u 64.5 bin TL ile Kocaeli, 52 bin TL ile Ankara takip etti. Kişi başına geliri en düşük iller ise 14.1 bin TL ile Şanlıurfa, 14 bin TL ile Van, 12.7 bin TL ile Ağrı oldu. Bu rakamlarla İstanbul’da yaşayan ortalama bir kişi, Ağrı’da yaşayan ortalama bir kişiden 5 kat daha zengin.[106] Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Kayhan Pala, sağlığa erişim konusunda Türkiye’nin doğusu ve batısı arasında korkunç bir eşitsizlik olduğunu belirterek “Türkiye’de ölen her üç kişiden biri 65 yaşını göremiyor. Kastamonu’da yüz kişiden 19’u, Şırnak’ta ise ölen yüz kişiden 56’sı, 65 yaş altıdır,” dedi.[107]

 

YOKSULLUK

 

Açlık sınırının 15 yılda dört kat yükseldiği[108] coğrafyamızda; 12 milyon 596 bin emeklinin 8 milyon 311 bininin maaşı 2 bin TL’nin altında olup; [109] emekli aylığı alan 8 milyon yurttaşın 4 milyonu hâlen çalışıyorken;[110] Fyodor Dostoyevski’nin, “Yoksulluktan utanmak aptallıktır. Aptallıktan utanın,” uyarısı asla unutulmamalıdır…

‘Avrupa İstatistik Ofisi’ne (Eurostat) göre, nüfusun yüzde 36.6’sı yoksulluk nedeniyle çatısı akan, duvarları, zemini ya da temeli rutubetli veya pencere çerçeveleri çürük evlerde yaşadığı Türkiye, bu alanda da Avrupa’da zirvede!

Kolay mı? Nüfusun yüzde 41.3’ü yoksulluk ya da sosyal dışlanmışlık riskiyle yaşıyorken;[111] en yoksul yüzde 20’lik kesimin gıda harcamasının yüzde 20’si ekmeğe gitti![112]

AKP iktidarının 15 yılında 4 kat yükselen açlık sınırı, asgarî ücreti de geride bıraktı.[113]

16 milyonu aşkın yurttaş açlık sınırında, yaklaşık 48 milyon yurttaşta da yoksulluk sınırında olduğu Türkiye’nin[114] Ekim 2018’inde yoksulluk sınırı 6 bin lirayı geçti.[115]

Bu durumda bir kişinin yoksulluk sınırı ile asgarî ücret arasındaki makas hızla açılıyor. Tek kişinin yoksulluk sınırı asgarî ücreti ikiye katlamak üzere…[116]

Evet, Türkiye’de yoksulluk artıyor. Gıda, barınma gibi temel harcamalardaki artış, ücretlerdeki artışları geçti. Yaklaşık 7 milyon işçi asgarî ücretle geçinmeye çalışıyor. Toplam 13.8 milyon işçi olduğu dikkate alındığında işçilerin yarısı asgarî ücretli. Asgarî ücret, geçim ücreti olmaktan çok uzak. Daha açıklandığında açlık sınırının altında kalan asgarî ücret, bir işçinin yaşayabilmesi için yapması gereken aylık asgari harcamanın yanına bile yaklaşamıyor.[117]

‘Tüketici Hakları Derneği’nin 16 milyon kişinin açlık sınırının, 48 milyon kişinin de yoksulluk sınırın altında yaşadığını açıkladığı[118] coğrafyamızda halkın en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcamalarının üçte birini oluşturan gıdada yıllık fiyat artışı yüzde 50’yi geçti. Bir yılda süt ve süt ürünlerinde yüzde 30’u aşan zamlar tüketimi de yüzde 10 düşürdü.[119]

2015’te kişi başına gelir 11 bin dolar iken, 2017’de yüzde 3.8 düşüşle 10 bin 602 dolara indi.[120] Ayrıca ‘Birleşik Metal İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM) verilerine göre, açlık sınırı yüzde 20 arttı.[121]

Türkiye’nin 81 ilinin tamamında 2018’de kişi başı gelir 2017’ye göre düştü. Doğu ve Güneydoğu illeri en yoksul iller. Prof. Dr. Erinç Yeldan’a göre, “Türkiye artık yoksulluk tuzağına girdi.”[122]

2019’un sosyal güvenceden yoksun kalan yurttaş sayısına 396 bin kişi daha katılırken;[123] sosyal güvenceden yoksun vatandaş sayısı 10.5 milyona yükselirken, 18 yaş ve üstü toplam 56.3 milyon nüfusun 8.2 milyonunun gelirinin asgarî ücretin 1/3’ünden az olduğu yoksulluk tablosu gözden kaçırılmamalıdır.[124]

Nihayet uluslararası kurumların tüm ülkelerce kabul edilen göstergelerine göre, yoksunluk ve şiddetli maddi yoksunluk kategorilerinde yaşayan milyonlarca insan var. Belki de bunlar arasında en önemlisi, 7.5 milyon çocuğumuzun ülkemizde “şiddetli yoksunluk” (dolayısıyla yoksulluk) içinde yaşıyor olmasıdır.

Buna göre, Türkiye’de şiddetli maddi yoksunluk yaşayanların (çocuk ayrımı olmaksızın) 2014’de oranı yüzde 29.4 iken, 2015’de yüzde 30.3’e, 2016’de ise, 2.6 puanlık artışla yüzde 32.9’a yükseldi: 26 milyondan fazla. Her 3 kişiden biri şiddetli maddi yoksunluk yaşıyor…[125]

Ve çocuklar…

Çocuk işçi[126] sayısının 2 milyona yaklaştığı Türkiye’de, her 10 çocuktan 8’i güvencesiz çalıştırılırken;[127] çocuk işçilerin yüzde 80’i güvencesiz.[128]

İSİG Meclisi’nin derlediği verilere göre, 2016’de 18’i 14 yaş altı olan toplam 63 çocuk işçi, 2017’de 18’i 14 yaş ve altı olan toplam 60 çocuk işçi ve 2018’de 23’ü 14 yaş ve altı olmak üzere toplam 67 çocuk işçi hayatını kaybetti. 2016-2018 döneminde toplam 190 çocuk işçi hayatını kaybetti.[129]

‘Dünyada ve Türkiye’de Çocuk Emeği Sömürüsü’ başlıklı rapora göre, Türkiye’de kayıt dışı çalıştırılan çocuk sayısı 600 bin, çıraklık ve stajyerlikle birlikte bir milyondan fazla çocuğun emeği sömürülüyor.[130]

 

EMEKÇİLERİN DURUMU

 

“Ücreti asgari, vergisi azami”[131] olup; en yoksul yüzde 10’luk kesiminin 100 lirasından 31 lirasının gıdaya gittiği[132] ve BİSAM’ın raporunda, “Yurttaşın alım gücü düştü”[133] notu düşülen emekçilerin durumuna gelince…

Bu tabloda Türkiye Kamu-Sen’in hesaplamalarına göre, 2018’de ortalama memur maaşı 2017’e kıyasla aylık olarak 164 lira değer kaybetti.

Rapora göre, 2018 sonunda ortalama memur maaşı 2017’ye göre, 441 liralık artışla 3 bin 419 TL’ye çıktı. Artış oranı yüzde 14.81 oldu. Oysa aynı dönemde enflasyon yüzde 20.3 arttı. Maaş, aylık ortalama 164 TL değer kaybetti.

2002’den 2019’a mal ve hizmet bedelleri ortalama yüzde 347.8 zamlandı. Aynı dönemde açlık sınırı yüzde 402.6 yükseldi. 2002-2018 arası ortalama enflasyon yüzde 347.8, mutfak enflasyonu yüzde 402.6 arttı.

2002’de ortalama memur maaşı ile 22.1 adet çeyrek altın alınabilirken, 2018’de bu sayısı 9.7 adede geriledi. En düşük memur maaşıyla alınabilen çeyrek altın sayısı ise 14.9 adetten 7.3 adede düştü.

2012 sonrasında 1049 dolara kadar yükselen ortalama memur maaşı 2018’de 709 dolara; 2013’te 812 dolar olan en düşük memur maaşı da 533 dolara geriledi.[134]

Ayrıca 2017’den 2018’e en fakir yüzde 20’nin en yüksek aylık ortalama geliri 1990 liradan 2 bin 390 liraya yükseldi. En zengin yüzde 20’nin en düşük ortalama aylığı ise 5 bin 696 liradan 6 bin 545 liraya çıktı.[135]

Ve Türkiye, 37 ülkeyi kapsayan “en iyi emeklilik” araştırmasında en kötü notu alan 3’üncü ülke oldu.[136]

 

VE ZENGİNLER!

 

Honoré de Balzac’ın, “Gözle görünür bir nedeni bulunmayan servetlerin gizi, temiz yapıldığı için unutulmuş birer cinayettir,” uyarısı eşliğinde toplam gelirden aldıkları pay yüzde 47.2’ye ulaşan[137] zenginler meselesine gelince…

‘The Forbes’un ‘En Zengin 100 Türk’ listesinde ilk sırayı Saray’ın müteahhidi Erman Ilıcak aldığı zenginler toplam servetten 6.1 milyar dolar pay alıyorlar. Söz konusu isimler arasında 2018’de hayatını kaybeden Şarık Tara ve Erdoğan Demirören’in vârisleri ile Mustafa Koç’un iki kızı da yer alıyor.

Mustafa Koç’un kızları 22 yaşındaki Esra Koç ve 18 yaşındaki Aylin Koç, Koç Grubu şirketlerinde hissedar olan dördüncü kuşaktan ilk üyeler oldu. Koç kardeşler aynı zamanda Forbes 100 tarihinin en genç isimleri olarak kayıtlara geçerken, iki isim de 400’er milyon dolarlık servetleriyle listeye 100. sıradan girdiler.[138]

Türkiye’nin dolar milyarderleri sayı olarak 2017’ye göre, dokuz kişi artarak 40’a yükseldi. Yani kişisel serveti 1 milyar dolar barajının üstünde olan Türk sayısı 40’ı buldu. Milyarderlerin toplam serveti ise 72.4 milyar dolara çıktı. ‘The Forbes’un Türkiye’nin milyarderler listesine giren 40 isimden bazıları şöyle:[139]

 

EN ZENGİN TÜRKLER[140]
1 MURAT ÜLKER Yıldız Holding 58. sıra 4 milyar 800 milyon dolar
2 ERMAN ILICAK Rönesans Holding 51. sıra 4 milyar dolar
3 HÜSNÜ ÖZYEĞİN Fiba Holding 71. sıra 2 milyar 800 milyon dolar
4 OSMAN KİBAR Samumed 48. sıra 2 milyar 600 milyon dolar
5 MUSTAFA KÜÇÜK LC Waikiki 55. sıra 2 milyar 600 milyon dolar
6 SEMAHAT ARSEL Koç Holding 90. sıra 2 milyar 300 milyon dolar
7 ŞARIK TARA Enka Holding 88. sıra 2 milyar 500 milyon dolar
8 FERİT ŞAHENK Doğuş Grubu 54. sıra 2 milyar 400 milyon dolar

 

BDDK verilerine göre, yurtiçinde yerleşik milyonerlerin sayısı 2017’de, 2016’ya kıyasla 18 bin 105 kişi artarak 126 bin 969’a ulaşırken, toplam mevduatları da 835 milyar 621 milyon lira oldu.[141]

Türkiye’deki milyonerler hesaplarına, 2018 Haziran’ında 2017 sonuna göre 75 milyar liralık döviz ekledi. Eklenen Türk lirası ise 16 milyar lirada kaldı. Milyonerler 120 milyar dolar daha biriktirdi. Milyoner mudilerin bankalardaki mevduatının dağılımına bakıldığında, bunun 439 milyar 589 milyon lirasını yerel para cinsinden mevduat, 482 milyar 701 milyon lirasını döviz tevdiat hesabı, 4 milyar 175 milyon lirasını da kıymetli maden depo hesapları oluşturuyor.[142]

Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, 2019 yılın ilk yarısında 21 bin 20 kişi artarak 201 bin 176’ya ulaştı. Milyonerlerin toplam mevduatı 1 trilyon 214 milyar 387 milyon liraya çıktı. 2018 sonunda milyonerlerin toplam mevduatı 1 trilyon 109 milyar 859 milyon lira seviyesinde bulunuyordu.[143]

Hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, 2018’in Ocak-Ağustos döneminde 192 bin 419’a ulaştı. Ağustos sonu itibarıyla milyonerlerin bankalardaki toplam mevduatı 1 trilyon 279 milyar 70 milyon liraya yükseldi. 2017 sonunda milyonerlerin toplam mevduatı 909 milyar 979 milyon lira seviyesinde bulunuyordu. Milyoner başına düşen ortalama mevduat 2018 ağustos sonu itibarıyla 6 milyon 647 bin lira olarak hesaplandı.[144]

Halkın geniş kesimleri ekonomik kriz ve enflasyonla boğuşurken, 2018’in Ocak-Ağustos ayları arasında milyoner sayısı 53 bin kişi artarak 192 bin kişiye ulaştı.[145]

Bir şey daha: Vergi yüzsüzleri listesinde ilk 100’ün borcu bir yılda 30.7 milyardan 44.3 milyar TL’ye çıktı. 1 milyon TL’nin üzerinde vergi borcu olan kişi sayısı, bir yılda 31 binden 47 bine yükseldi. Ve 1 milyon liranın üzerinde vergi borcu bulunan mükellef sayısı bir yılda yüzde 51’lik artışla 31 bin 56’dan 47 bin 32 kişiye yükseldi![146]

Ve “son” bir şey daha: ‘New World Wealth’in raporuna göre, 2017’de Türkiye’de hesabında 1 milyon dolar olan mudilerin yüzde 12’si yurtdışına göç etti. Bu oranla Türkiye dünyada en çok dolar milyoneri göçü veren birinci ülke hâline geldi![147]

 

İSRAF, KIYAK, İSTİSMAR!

 

Türk(iye) ekonomisinin başındaki belalardan birisi de israf, kıyak, istismardır!

“Yorumsuz” aktaralım; bu bile yeter…

  • Erdoğan’ın 2003’den itibaren 11 yıl süreyle Başbakan olarak “tek başına” kullandığı, Cumhurbaşkanı seçildiği 2014’den sonra da ortak olduğu “örtülü ödenek”ten 2017 yılında 3 milyar 756 milyon liraya kadar harcama yapılabileceği açıklanmıştı. AKP’nin iktidara geldiği 2002’den 2017 Ekim’i sonuna kadar örtülü ödenekten 13 milyar liralık harcama yapıldı![148]
  • Cumhurbaşkanlığı 2018’de 1 milyar 943 milyon harcarken, örtülü ödenek harcaması da 1 milyar 722 milyon lira ile bu rakama yaklaştı. Erdoğan’ın seçildiği 2014’den 2019’a sadece Cumhurbaşkanlığı harcamaları yüzde 550 arttı![149]
  • 2018’in beş ayında 198 milyon lira harcayan Cumhurbaşkanlığı’nın 2019’un aynı dönemindeki harcaması 1.5 milyar liraya yaklaştı. Saray’ın örtülü ödenekle birlikte beş ayda yaptığı harcama 2.5 milyar TL ile güvenlik ve savunma amaçlı yapılan harcamalara eşitlendi![150]
  • Nereye harcandığı açıklanmayan, Cumhurbaşkanlığı’nın kullanımında bulunan “örtülü ödenekten” 2019 Mayıs’ında 60.4 milyon lira harcama yapıldı. 5 aylık toplam harcama ise 1 milyar lirayı aşarak 1 milyar 6 milyon 621 bin liraya çıktı![151]
  • Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın harcama yetkisinde olan örtülü ödenekten 2018’in ilk beş ayında 915 milyon 702 bin lira harcama yapıldı![152]
  • Cumhurbaşkanlığı’nın 2019 bütçesi 2 milyar 818 milyon, üç yıllık örtülü ödenek ise 16.5 milyar![153]
  • Halktan tasarruf isteyen Cumhurbaşkanlığı’nın, günlük 1.8 milyon lira harcadığı gündeme geldi. Erdoğan’ın, Saray’a taşındığı 2015’den itibaren Cumhurbaşkanlığı’nın harcama kalemlerinin büyük oranda arttığı görüldü. Cumhurbaşkanlığı’nın 2015 ve 2017 raporları karşılaştırıldığında; 3 yılda Saray’ın günlük harcamasının yüzde 50, seyahat bütçesinin yüzde 40, mutfak harcamasının yüzde 49, temizlik harcamasının yüzde 69 resepsiyon ve ziyafet gibi temsil ve tanıtma bütçesinin yüzde 18 arttığı görüldü![154]
  • Devletin hava filosu, Katar’dan alınan ve Erdoğan’ın “hibe” dediği uçakla birlikte 16 araca ulaştı. Bu süper lüks filoda, İtalya eski Başbakanı Silvio Berlusconi’nin kullandığı uçak da var, Tunus’un devrik diktatörü Zeynel Abidin bin Ali’nin kullandığı uçak da; Ankara’dan Los Angeles’e aralıksız uçabilen iş jeti de var, 185 milyon dolara mal olan uçak da. Oysa Sağlık Bakanlığı’nın 80 milyon kişinin acil sağlığı için elindeki hava filosu sadece 4 uçak, 19 helikopterden oluşuyor![155]
  • Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bahçesinde hurma ağaçları olduğu ancak meyve vermediği için ithal ısıtma sistemleriyle gündeme gelen Saray’a şimdi de sera ve kümes kuruluyor. Saray’daki seranın toplam kapladığı alan 2 bin metrekareden fazla. Serada 1150 metrekarelik salatalık, biber ve domates alanı bulunuyor. Saksı bitkileri için ise 680 metrekarelik alan ayrılmış. Seranın depo ve teknik alanı ise 224 metrekare![156]
  • Marmaris Okluk Koyu’nda yaklaşık 3 yıldır yapımı devam eden Cumhurbaşkanlığı Yazlık Konuk Evi’nin inşaatı tamamlanan bazı bölümlerin beğenilmediği gerekçesiyle yıkılarak yeniden yapılacağı iddia edildi. 330 milyon TL harcanan yazlık saray için 30 milyon TL daha ek bütçe ayrıldığını belirten Milletvekili Muharrem Erkek, “yazlık saray” olarak bilinen 300 kişi konaklama, 400 kişi çalışan kapasiteli toplam 113 bin 443 metrekarelik projenin inşaatına devam edildiğini kaydetti. Erkek, milyonlarca liralık peyzaj düzenlemesinin yapıldığı inşaat dolayısıyla 50 bine yakın ağacın kesildiği ve 10 bin 966 metrekarelik kıyı dolgusu yapıldığını anımsattı![157]
  • Maaşları 22 bin 200 liraya yükselen milletvekillerine, Halkbank da maaşlarının yüzde 45’i kadar promosyon ödemesi yaptı. Böylece hem vekil hem emekli maaşı alanlara 16 bin liralık ödeme yapıldı![158]
  • Hayatın her alanında kendini hissettiren ve vatandaşın mutfağını vuran ekonomik kriz TBMM’yi de etkiledi. TBMM Başkanlık Divanı’nda Meclis lokantalarında fiyat artışı kararı alınmasının ardından ilk zamlar Meclis’te bulunan çay ocakları, kuaför ve Meclis lokantasına geldi. TBMM’de 50 kuruşa satılan Türk kahvesi yüzde 100 zamlanırken, 25 kuruş olan çayın fiyatında herhangi bir değişiklik yapılmadı… Zamdan önce 3.5 TL’ye satılan tostun fiyatı 5 TL’ye çıkarken, 25 kuruş olan bitki çayının fiyatı 50 kuruşa çıktı. 25 kuruşa satılan bardak suyun fiyatı da yüzde 100 zamlanarak 50 kuruşa yükseldi. 1 TL’ye satılan ayranın fiyatı yüzde 50 zamlanarak 1.5 TL’ye çıktı. Meyve suyu ve kolalar 2 TL’den 2.5 TL’ye yükseldi… TBMM’de hizmet veren kuaförlerde erkek saç tıraşı 7 TL’den 10 TL’ye çıkarken, sakal tıraşı da 3 TL’den 5 TL’ye yükseldi. Zam furyasından, ucuz olmasıyla bilinen Meclis lokantası da payını aldı. Çorba fiyatları yüzde 100 zamlanarak 1 TL’den 2 TL’ye çıkarken, diğer yemek fiyatlarına da dünden itibaren zamlı tarifeler uygulandı. Buna göre 7-8 TL civarında olan et yemeklerinin fiyatları 10-12 TL’ye çıkarken, 3-4 TL civarında olan sebze yemeklerinin fiyatları da 5-6 TL’ye yükseldi![159]
  • TBMM’deki yönetmelik değişikliğiyle yeni ve eski milletvekillerin diş tedavilerinde bedeli karşılanacak implant sayısı 8’den 12’ye çıkarıldı. Değişiklikten, emekli olan milletvekillerinin yakınları da yararlanacak![160]
  • Ekonomik kriz nedeniyle hastanelerdeki temizlik, bakım, ilaç ve onarım maliyetlerinden tasarruf etmeye çalışan Sağlık Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı’nın “itibardan tasarruf olmaz” anlayışına ayak uydurdu. 2017’de makam aracı ihalesinden 5 kat fazla bedelle ihale yapıldığı ortaya çıktı![161]
  • ‘Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) finansman açığı AKP iktidarı döneminde toplam 301 milyar TL’ye çıktı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2018 bütçe sunumundan SGK’nin mali gelir gider dengesinin giderek bozulduğunu ortaya koyuyordu. 2017’de 51.7 milyar TL devlet katkısına rağmen SGK bütçesi 24.1 milyar TL “açık” vermişti. 2018’de ise SGK finansman açığı tarihi zirve yaparak 34.045 milyar TL’ye çıktı. Bu da yüzde 29’luk artış anlamına geliyor![162]
  • Sayıştay’ın ‘Kamu İşletmeleri Genel Raporu’na göre, 2012’de 1.5 milyar TL olan görev zararı ve sübvansiyonlar, 2016’da 3.3 milyar TL’ye yükseldi![163]
  • Sayıştay’ın 17 yılda tespit ettiği kamu zararı 10.3 milyar TL, 34 milyon dolar ve 103 bin avro oldu. Zarar, otoyol projeleri nedeniyle 2011’de zirve yaptı, 10 milyarlık zararın 6 milyarını bu projeler oluşturdu![164]
  • Sayıştay, 2017 denetimlerinde devletin kesesinden dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık gibi kurumlara yapılan yardımlara ilişkin bilgilerin saklandığını belirterek; 3.7 milyar liralık gizemin altını çizdi![165]
  • Sayıştay’ın 2017 raporlarında kamu idarelerine yönelik yer alan çok sayıda eleştiri özetle şöyle: “Genel Uygunluk Bildirimi raporuna göre, kamu kurumları 38 milyar liralık toplam yedek ödeneğin tamamını harcayarak sıfırladı. Raporda kamu idarelerinin ödenek üstü giderlerine de yer verildi. İlk sırada 20.4 milyar lira ile Milli Eğitim Bakanlığı yer aldı. İkinci sırada, 7.7 milyar lira ile Emniyet Genel Müdürlüğü, üçüncü sırada 111.9 milyon lira ile Diyanet İşleri Başkanlığı, dördüncü sırada da 109 milyon lira ile Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu geliyor”![166]
  • Yap-İşlet-Devret modelinin kamuya faturası büyüyor. AKP iktidarlarının yandaş müteahhitleri fonlama aracına dönüşen model ile yapılan projeler arasında yüzde yüze yakın yanılma payı ile en çarpıcı örnek olan Kütahya Zafer Havalimanı’nın 25 yıl daha sürecek garanti ödemelerinin yedi yıllık (2012-2017) faturası 32.7 milyon Avro oldu. 2044’e dek verilen yolcu garantisi nedeniyle hedefe ulaşılamazsa şirkete bütçeden 25 yıl daha kaynak aktarılmaya devam edilecek![167]
  • 2018’de Ziraat Bankası 2.3 milyar TL, Halkbank 1.3 milyar TL görev zararı açıkladı. Ziraat Bankası ile Halkbank’ın görev zararı 4 yılda ikiye katlanarak 3.6 milyar TL’ye çıkarken, 2018’de Hazine’ye aktardıkları temettü sıfır oldu![168]
  • Hazine’nin herhangi bir sorun çıkması hâlinde borcu üstlenme taahhüdü verdiği köprüden, tünele kadar kamu-özel sektör işbirliği kapsamında yürütülen projeler için verilen borç üstlenim taahhüt tutarı 15.4 milyar dolara ulaştı![169]
  • KİT’lerin ve hükümetin özelleştirme programına aldığı kurumların borçları bir yılda yüzde 58 arttı. 2017’de 49 milyar TL olan borç, 2018 sonunda 77.5 milyara fırladı. AKP iktidarının bilinçli politikaları sonucu giderek verimsizleşen ve küçülen KİT’lerin borçları 2018 sonu itibariyle 77 milyar 496 milyon lira oldu. En çok görev zararı olan kuruluş, 1.2 milyar TL ile Türkiye Kömür İşletmeleri![170]
  • 2016’da 3.8 milyar TL zarar eden KİT’lerin 2017 zararı 1.9 milyar TL artarak 5.7 milyara çıktı. Zarardaki artış yüzde 48.9 oldu. Kömür, enerji ile danışmanlık gibi ihale sisteminin dışında olan mal ve hizmet alımları 21.1 milyarlık artışla 87.3 milyar oldu![171]
  • Türkiye’nin silah harcamalarında bir yılda yüzde 70’e yakın artış oldu. Sayıştay denetim raporlarına göre Savunma Sanayii Destekleme Fonu’ndan “güvenlik ve savunmaya yönelik silah, araç, gereç ve savaş teçhizatı alımı” için 2017’de 13.4 milyar TL harcanırken, 2018’de bu miktar 22.5 milyar TL’ye çıktı![172]
  • Maliye Bakanlığı’na göre, 2018 başından Mart ayına dek ‘Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na yapılan aktarmalar 3.6 milyar lirayı buldu![173]
  • Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı aylık harcama rakamları, 2016’da Suriye’ye yönelik başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu’nun kamuya yükünü ortaya koydu. Savaş ve mühimmat için 2018’nin ilk üç ayında 573 milyon TL harcandı![174]
  • Fatih Belediyesi’nin 2017 gelir ve giderleri ile hesap ve işlemlerinin denetimi için oluşturulan rapora göre mehter takımı harcamaları için 11 milyon 490 bin TL ödenmiş. Bu 2017 sonu itibariyle 341 milyon 925 bin TL borcu olan, İstanbul Defterdarlığı’nın vergi alacağı için İller Bankası gelirine haciz koydurduğu bir belediyenin yaptığı gereksiz bir savurganlık![175]
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı 2018’in vergi yüzsüzlerini açıkladı; ilk 100 yüzsüzün borcu 44.3 milyar lira![176]

Veriler bu merkezdeyken hatırlatmadan geçmeyelim!

Bülent Falakaoğlu, “AKP döneminde verilen teşviklerin haddi hesabı yok,”[177] derken; İhsan Çaralan da ekliyor: “Sermayeye dolaysız servet aktarımının adı teşvik; işçinin sırtından sermayeye teşviktir.”[178]

“Nasıl” mı?

Aralarında Ethem Sancak’ın sahibi olduğu BMC’nin de yer aldığı 19 şirkete 23 proje için 135 milyar TL’lik yatırım desteği verildi. Vergi muafiyetleri, istisnaları, indirimleri, istihdam ve personel destekleri, kredilerde faiz ve kâr payı destekleri, bedelsiz arazi devri, kamu alım garantisi gibi teşvik unsurlarının bulunuyor![179]

Ethem Sancak’ı tanıyorsunuz değil mi?

Bir şey daha: Anayasa Mahkemesi, Saray ve hükümetin yaptığı bazı harcamaların Anayasa’ya aykırılığını iki yıl geriden gelerek tescilledi. 2018 bütçesinde de yer alan bu keyfi harcamaların yapıldığı 2016 ve 2017 bütçe yılları sona erdiği için AYM’nin iptal kararı hükümsüz kaldı![180]

Durum tam da böyle!

 

DELİK DEŞİK BÜTÇE!

 

Böyle olunca; bütçenin de delik deşik olması kaçınılmaz oluyor!

Devletin kasası 2018’in 11 ayında 54.5 milyar lira açık verdi. 2017’nin aynı döneminde açığın 26.5 milyar lira olması, “bütçede tasarruf” söyleminin sözde kaldığını ortaya koydu. Bütçenin önemli bir bölümü yine faize gitti. Faiz giderleri için 11 ayda 71.8 milyar lira harcandı. “Örtülü ödenekten” 2018’in 11 ayında yapılan harcama 1.6 milyar liraya ulaştı. Bütçeden taşıt, bakanlık binaları gibi kiralamalar için 1.1 milyar lira harcama yapıldı![181]

2018’de “Örtülü Ödenek” harcamaları bütçede, “gizli hizmet giderleri” olarak yer aldı. Nereye harcandığı gizli tutulan “örtülü ödenekten” 2018 Ocak’ında 163.9 milyon lira harcama yapıldı. 2017 Ocak’ında bu rakam 163.8 milyon liraydı![182]

Bütçe açığı 2019 Nisan’ında 18.3, ilk dört ayda 54.5, bir yılda 103 milyar TL’ye ulaştı. Bütçede hedeflenen 80 milyar TL’lik yıllık açığın 54 milyar TL’si ilk 4 ayda verildi![183]

Bütçe açığı 2019’un ilk beş ayında yüzde 225 arttı.[184]

2019’un tümü için öngörülen 80.6 milyar liralık bütçe açığına karşın, ilk 6 ayda 78.6 milyar liralık açık gerçekleşti. Böylece hedeflenen açığın yüzde 97.5’i ilk 6 ayda gerçekleşti. Ayrıca 6 aylık açık rakamı 2018’in tamamında gerçekleşen 72.6 milyar liralık açığı da solladı. 2019’un ilk 6 ayında faiz gideri yüzde 50.1 artarak 50.7 milyar liraya yükseldi.[185]

 

KRİZİN SOSYAL SONUÇLARI

 

AKP Milletvekili Halil Etyemez’in, “Yaşanmadı” ya da Yok” dediği krizin sosyal sonuçlarına gelince… Sadece sıralamakla yetiniyoruz!

Ekonomik kriz intiharları artırıyor. İşçi intiharları beş yılda yüzde 300 arttı. 2013’den Ekim 2018’e 332 işçi intihar etti![186]

Resmi rakamlara göre, 2017’de 233’ü “geçim zorluğu” nedeniyle olmak üzere toplam 3 bin 69 kişi intihar etti![187]

Türkiye’de başta ekonomik kriz olmak üzere çözüm bekleyen sorunlar intiharı tetiklerken, 2018’de resmi verilere göre, 3 bin 161 kişi yaşamına son verdi. Bu durum ortalama her 25 bin kişiden birinin intihar ettiğini gösterdi![188]

Giderek artan geçim zorluğu, intihar nedenleri arasında ikinci sırada olurken, işçi intiharlarına avukatlar, atanamayan öğretmenler ve sağlık çalışanlarını da eklendi. Türkiye’de işçi intiharları, işsizlik ve güvencesiz çalışmayla doğru orantılı artıyor. 2013’te 15, 2014’te 25, 2015’te 59, 2016’da 90, 2017’de 89 ve 2018’de de 73 işçi hayatına son verdi. 6 yılda işe bağlı sebepler yüzünden yaşanan intiharlar 5 katına çıkıp kişiye ulaşmıştır![189]

İsmail Devrim, liseye giden oğluna okul kıyafeti alamadığı gerekçesiyle intihar etti![190]

Balıkesir’de, işsiz olduğunu belirterek daha önce defalarca iş başvurusunda bulunduğunu söylediği belediyenin önünde kendisini yakan Mustafa Birgül, “Taş taşıyayım, çöpçülük yapayım ama işim olsun. Maaşım 300 lira, 500 lira olsun ama bir işim olsun. Yakınlarıma yük olmak istemiyorum. İbreti âlem olsun diye kendimi yaktım,” dedi![191]

Çocukluğunu yurtlarda geçirdikten sonra Taksim sokaklarında kalmaya başlayan 18 yaşındaki Bircan Caba’nın köpeklerle aynı bankta uyuduğu görüntüler görenlerin yüreklerini burktu. Babasını küçük yaşta kaybettiğini annesinin ise başka biri ile evli olduğunu anlatan genç, “Köpekler en iyi dosttur onlarla uyur onlarla oynarım,” dedi![192]

Hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında maaşların erimesi nedeniyle dedeler nineler ve emekliler de tekrar iş kuyruğuna girdi. 2018 Mayıs döneminde 50 yaş ve üstü 194 bin 682 kişi iş kuyruğuna girerken 2019’un aynı döneminde bu sayı yüzde 57.5 artışla 306 bin 754 kişiye fırladı![193]

Bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödememiş kişi sayısı 3.5 milyona ulaştı. Klinik psikolog Dr. Serap Altekin’e göre, ekonomik krizde insanlar yeterli muhakeme etmeden dürtüsel karar veriyor. Yani kriz aklımızı aldı![194]

“Dünya Ekonomik Forumu’nun Gallup’un bir araştırmasına dayandırdığı Küresel Risk Raporu’na göre, toplumsal gelir eşitsizliği ne kadar artarsa, depresyon riski de o kadar artıyor. Örneğin, Patel ve ark’nın 2018 tarihli araştırması gelir eşitsizliğinin depresyon ve anksiyete ile ilişkisini kesin biçimde ortaya koydu. Özellikle kadınlar ve toplumun düşük gelirli kısımları depresyondan daha fazla pay almaktalar![195]

 

BİR KAÇ NOT

 

Tekrar pahasına dediklerimizi toparlarsak…

16.9 milyon yoksuluyla,[196] 31.3 milyon borçlusuyla[197] Türkiye’de; dış borcun milli geliri yutması[198] yanında, batık krediler bir yılda yüzde 55 artarken;[199] TÜİK’in, ‘2018 Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’na göre, en yüksek yüzde 20’lik gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 47.6, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0.2 puan azalarak yüzde 6.1’e düştü.[200]

Ve sonra… İstanbul Fatih’te 4 kardeş, kapılarına “Dikkat siyanür var,” yazılı bir not bırakarak intihar ettiler![201]

Kuşku yok: V. İ. Lenin’in, “Eğer bir toplumda, devrim ve toplumsal değişim için koşullar olgunlaşmışsa, ama bu toplumsal değişimi gerçekleştirecek bir güç yoksa, o toplum için için çürümeye başlar” sözü bugünün Türkiye’sini anlatır sanki…

Emekçiler, verili çürümüş sistemin çelişkilerini kendi sınıfsal çıkarları temelinde aşmaya yönelmedikçe, siyaseten de, ruhsal-kültürel olarak da çürüyüp, ufalanmaya mahkûmdurlar.

Bizler bu gerçeği hızla dönüştüremezsek umutsuzluk dipsiz bir kuyu gibi toplumu da insanı da yutacak…

Tabir caizse Jack London’un, “Öve öve bitirilemeyen modern toplumunuz kan üzerine kurulu, her tarafından kan fışkırıyor. Bu kıpkırmızı lekeden ne ben kaçabilirim ne de sizler,” uyarısıyla müsemma bir geçiş sürecindeyiz. Her şey alt üst oluyorken; bunların dahası da var.

Geç(emey)işin “yeni(lenemeyen)” Türkiye’si, 24 Ocak-12 Eylül ekonomi-politiği ile formatlanmış ucube bir sistemle yönetiliyor…

Oldu bittiler ve siyasal hilelerle müsemma “başkanlık sistemi”nin topluma dayatıldığı bugünün geç(me)mişi, 12 Eylül’de temelleri atılan darbe rejimidir.

Ve denilebilir ki 24 Ocak-12 Eylül ekonomi-politiği ile hesaplaşamamak bizi bugünlere mahkûm etmiştir.

Devrimci hareket(ler)in atomizasyonu ve işçi hareketinin boşa çıkartıldığı terör tablosunda; Kürt dinamiğinin de “bir tanınma talebi”ne geriletilip; -sadece askeri değil,- ideolojik politik operasyonlarla devrimci geleneğin parçalanarak etkisizleştirilmesi; toplumun muhafazakârlaştırılmasında önemli bir koçbaşı işlevi görmüştür.

24 Ocak-12 Eylül ekonomi-politiği tabloda neo-liberal siyasetler (ve “solu”) etkili olurken; sosyalist sektörel ülkeler topluluğunun likidasyonu da bu hâlin negatif etkisini genişleten başat bir faktör oldu.

Devrimci toplumsal değişimlerin artık “mümkün olmadığı” post-modern zırvasının, “Elveda proletarya” hezeyanı ile topyekûn bir dönüşüm mücadelesi yerine, mikro alan mücadelelerine mahkûm edilmekle kalmayıp; bütünlük yerine parçalar konulup, sınıflar yerine kimlik ve kültür temelli motifler öne çıkartıldı.

Bu anlayış(sızlık)lar doğrultusunda örgütsel planda da merkezi ve bütünlüklü örgütlenme anlayışlarını reddetme eğilimleri güçlendi. Merkezi örgütlenmeler yerine, parçalanma, bireycilik, bencillik vb. körüklendi…

Yıllardır siyasal İslâmcı politikalarla nefes alamaz hâle getirilen tabloda[202] muhalefetin talebi rejim değişikliğidir. Söz konusu talebin bir çatışmayı devreye sokmaması olanaksızdır.

Bu durumda gidişat geniş çap ve kapsamlı bir barbarlığı da yol açabilir; zorbaların zulmünü nihayete erdirmeye de!

Şimdi, şu an her şey tarihini yapan insan(lık)ın elindedir; geleceği de bu güç biçimlendirecektir.

Bu noktada John Steinbeck’in, “Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme şansı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir,” biçiminde ifade ettiği açmaz karşısında yapılması gereken: Zalime karşı durma hakkını kullanarak, özgürlüğün amacının onu herkes için yaratmak olduğunu unutmamaktır.

Tıpkı, “İnandığımız tek kutsal varlık emeğin gücüdür,” vurgusuyla V. İ. Lenin’in, “Büyük bir rüyanın ilhamı olmadan kimse devrimcilik yapamaz!” deyişindeki cüretkârlıkla…[203]

O hâlde krizin mülk sahiplerinin mülklerini ve mülksüzlerin sefaleti büyüttüğünü unutmadan; işçi sınıfı ile emekçi yığınların ekonomik mücadelelerini siyasallaştırıp, taban örgütlenmelerini -iktidar perspektifi ile!- yaygınlaştırmalıyız.

Bertolt Brecht’in, “Bilin, halkın ekmeğidir adalet./ Bakarsınız bol olur bu ekmek, bakarsınız kıt,/ bakarsınız doyum olmaz tadına, bakarsınız berbat./ Azaldı mı ekmek, başlar açlık, bozuldu mu tadı,/ başlar hoşnutsuzluk boy atmaya,” uyarısını bir an dahi unutmadan…

 

8 Kasım 2019 10:36:51, İstanbul.

 

N O T L A R

[*] Newroz, Kasım 2019.

[1] Don Marquis.

[2] “AKP Milletvekili: Türkiye’de Kriz Yok, Kimse İş Beğenmiyor, Buna da Şahidiz”, 23 Ekim 2019… https://tr.sputniknews.com/turkiye/201910231040450769

[3] Şehriban Kıraç, “Ekonomi Profesöründen Kriz Yorumu: Kaçınılmazdı, Yangın Sürecek”, Cumhuriyet, 15 Ağustos 2018, s.8.

[4] Pelin Ünker, “Prof. Daron Acemoğlu: ‘Sert İniş’ Riski Var”, Cumhuriyet, 3 Temmuz 2018, s.11.

[5] Erinç Yeldan, “Hane Halkları Açlık ve Yoksulluk Sınırı”, Cumhuriyet, 29 Mayıs 2019, s.11.

[6] Şehriban Kıraç, “Özgür Orhangazi: Dış Borç Sorunu Çözülmezse İşimiz Zor”, Cumhuriyet, 14 Kasım 2018, s.11.

[7] Yalçın Karatepe, “Küçüldük, Yoksullaştık!”, Birgün, 15 Mart 2019, s.13.

[8] Enver Aysever, “Korkut Boratav: Bugünkü İslâmcı Bir Faşizm”, Cumhuriyet, 8 Ocak 2019, s.9.

[9] Ergin Yıldızoğlu, “Orta Dönemde İktidar ve Muhalefet”, Cumhuriyet, 20 Haziran 2019, s.11.

[10] Ergin Yıldızoğlu, “Kriz İçinde, Büyüklere Masallar”, Cumhuriyet, 23 Ağustos 2018, s.9.

[11] İklim Öngel, “AKP’nin 16 Yıllık Korkutan ‘Yıkım’ Tablosu”, Cumhuriyet, 18 Şubat 2018, s.4.

[12] Ergin Yıldızoğlu, “… ‘Yıkım Tablosu’ ve Bir Soru, Cumhuriyet, 19 Şubat 2018, s.9.

[13] “Milyonerler Kaçıyor”, Cumhuriyet, 18 Nisan 2019, s.11.

[14] Emre Deveci, “3 Şirketten 1’i Zararda”, Cumhuriyet, 30 Haziran 2019, s.11.

[15] “Türk Şirketler Borçta Fark Attı”, Cumhuriyet, 21 Kasım 2018, s.10.

[16] Şehriban Kıraç, “82 Milyarlık Batık”, Cumhuriyet, 23 Ekim 2018, s.11.

[17] “Şirket Kapatmada Yüzde 49 Artış”, Yeni Yaşam, 22 Haziran 2019, s.3.

[18] Şehriban Kıraç, “570 Bin Esnaf Battı”, Cumhuriyet, 16 Temmuz 2019, s.11.

[19] Meral Danyıldız, “Kriz Dükkân Kapattırdı”, Birgün, 27 Haziran 2019, s.13.

[20] Şehriban Kıraç, “545 Bin Esnaf Battı”, Cumhuriyet, 30 Nisan 2019, s.11.

[21] “Çarklar Faize Çalıştı”, Cumhuriyet, 12 Temmuz 2019, s.11.

[22] “BKM: Kartlı Ödemeler Ocak’ta Yüzde 22 Artışla 60 Milyar Lirayı Aştı”, Cumhuriyet, 23 Şubat 2018, s.8.

[23] “Karşılıksız Çekte Büyük Patlama”, Cumhuriyet, 21 Kasım 2018, s.10.

[24] “Her Gün 7 Bin İcra Dosyası”, Cumhuriyet, 18 Ocak 2019, s.11.

[25] “Kriz Derinleştikçe Karta Yükleniliyor”, Birgün, 28 Şubat 2019, s.11.

[26] “Batık Kredilerde Şok Artış”, Birgün, 16 Temmuz 2019, s.11.

[27] Emre Deveci, “Ne Yerli ne de Milli”, Cumhuriyet, 12 Ocak 2018, s.9.

[28] “Devlet Açığı Üçe Katlandı”, Cumhuriyet, 25 Aralık 2018, s.10.

[29] “Dış Açık Tutulamıyor”, Cumhuriyet, 1 Haziran 2018, s.12.

[30] “Fitch’ten Uyarı Üstüne Uyarı: Büyüme Gerileyecek”, Cumhuriyet, 5 Eylül 2018, s.9.

[31] Emre Deveci, “Vergi Uzmanı Ozan Bingöl: Musluğu Açan 5 Vergi Ödüyor”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2018, s.9.

[32] Onur Bakır, “Patronlara Vergi Cenneti, Emekçilere Vergi Cehennemi!”, Evrensel, 6 Aralık 2017, s.5.

[33] Semih Güven, “15 Yıllık Yıkım Tablosu: Ekonomi Böyle Zulüm Görmedi”, Birgün, 22 Haziran 2018, s.11.

[34] Ozan Gündoğdu, “200 Liranın Acıklı Hikâyesi”, Birgün, 25 Temmuz 2019, s.13.

[35] Gamze Bal, “Ucuzluk Bize Uğramadı”, Cumhuriyet, 21 Haziran 2019, s.11.

[36] Ergün Demir-Güray Kılıç, “Milyonlarca Kişi Prim Borcunu Ödeyemiyor”, Birgün, 2 Temmuz 2018, s.10.

[37] Sibel Bahçetepe, “İşsiz Yurttaşa GSS ‘Cezası’: 6.4 Milyon Borçlu Var”, Cumhuriyet, 23 Temmuz 2018, s.10.

[38] “Dilara Parası Olmadığı İçin Ölmüş”, Cumhuriyet, 24 Ekim 2018, s.3.

[39] Sağlık Bakanlığı İstatistikleri 2017… aktaran: Kuvvet Lordoğlu, “Bilmiyorum Demenin Bilgeliği…”, Yeni Yaşam, 12 Ocak 2019, s.4.

[40] “Veremde Erken Teşhis Önemli”, Yeni Yaşam, 10 Ocak 2019, s.3.

[41] Pelin Ünker, “Türkiye Sert Çakılabilir”, Cumhuriyet, 20 Haziran 2018, s.11.

[42] Meltem Yılmaz, “AKP Döneminde Hane Halkı Borç 30 Kat Arttı”, Birgün, 11 Haziran 2018, s.13.

[43] “Her Bebek 5 Bin Dolar Borçlu”, Yeni Yaşam, 18 Mart 2019, s.3.

[44] Ali Uğurlu, “Kriz Sınıfsaldır”, Birgün Pazar, Yıl:15, No:618, 13 Ocak 2019, s.4.

[45] “Borç Oranı Rekor Kırdı: 2001’e Dönüş!”, Birgün, 30 Mart 2019, s.10.

[46] “… ‘500 Büyük’ Borca Battı”, Cumhuriyet, 29 Mayıs 2019, s.11.

[47] Şehriban Kıraç, “Krizle Gelen Haciz, Bankaları Binlerce Gayrimenkul Sahibi Etti”, Cumhuriyet, 27 Ağustos 2018, s.9.

[48] Ozan Gündoğdu, “Esnaf Borç Batağında”, Birgün, 21 Ocak 2019, s.11.

[49] “Batıkta Hızlı Artış”, Cumhuriyet, 31 Ekim 2018, s.11.

[50] “KOBİ’ler Borç Batağında”, Birgün, 9 Haziran 2019, s.11.

[51] Nurcan Gökdemir, “Özelleştirmeden Geldi, Borçlara Gitti”, Birgün, 16 Mart 2018, s.13.

[52] Emre Deveci, “Gırtlağa Kadar Borç”, Cumhuriyet, 30 Mart 2019, s.13.

[53] Hayri Kozanoğlu, “Türkiye’nin Dış Borçlarının Anatomisi”, Birgün, 25 Eylül 2018, s.11.

[54] Ozan Gündoğdu, “Borç Oranı 2002 Seviyesinde”, Birgün, 14 Ocak 2019, s.13.

[55] Emre Deveci, “Dış Borç 438 Milyar Dolara Yükseldi”, Cumhuriyet, 30 Aralık 2017, s.9.

[56] Emre Deveci, “Hazine Garantili Dış Borç 10’a Katlandı”, Cumhuriyet, 30 Haziran 2018, s.14.

[57] Ozan Gündoğdu, “İdare’ye Para Yetişmeyince Borç Katlanıyor”, Birgün, 25 Şubat 2019, s.11.

[58] “Dış Borç 2002 Yılında Brüt 129 Milyar Dolar’ken Bugün 447 Milyar Dolar, Kamu Borcu İse 591 Milyar”, 1 Ekim 2019… http://direnisteyiz27.org/dis-borc-2002-yilinda-brut-129-milyar-dolarken-bugun-447-milyar-dolar-kamu-borcu-ise-591-milyar/

[59] “Can Teoman: 10 Büyük Bankanın 9’u Sıkıntıda”, Yeni Yaşam, 1 Mart 2019, s.4.

[60] “Yurttaşlar Borcuna Borç Bankalar Kârına Kâr Kattı”, Birgün, 9 Şubat 2018, s.13.

[61] “Krizde Emekçi Kıyımı”, Cumhuriyet, 7 Kasım 2018, s.11.

[62] “Kamu Bankalarının Dış Borcunda Rekor Artış”, Cumhuriyet, 12 Şubat 2018, s.9.

[63] “Borçlar Canından Bezdirdi”, Yeni Yaşam, 3 Haziran 2019, s.4.

[64] Mahmut Lıcalı, “Bebekler Bile Borçlu”, Cumhuriyet, 17 Mart 2019, s.11.

[65] “31.3 Milyon Kişi Borçlu”, Cumhuriyet, 20 Ağustos 2019, s.11.

[66] Özgen Acar, “Kredi Kartı = Borç, Borç…”, Cumhuriyet, 5 Mart 2019, s.12.

[67] “Borçla Tüketime Teşvik”, Cumhuriyet, 14 Haziran 2019, s.10.

[68] “Kredi ve Kart Borcundan İki Ayda 264 Bin Kişi Yasal Takibe Alındı”, Birgün, 10 Nisan 2018, s.11.

[69] Gizem Görkem Aydın, “Borç Büyüyor”, Birgün, 26 Haziran 2019, s.11.

[70] “Yurttaş Kredi Batağında”, Cumhuriyet, 10 Mart 2018, s.8.

[71] “Tıp Bayramı: Borç, Yoksulluk, İş Yükü, Şiddet”, Cumhuriyet, 14 Mart 2019, s.3.

[72] Doğu ve Güneydoğu’daki birçok belediyeye kayyım atanması, sonrasında yüzlerce çalışanın işsiz kalması ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) ihraç edilmelerin de etkisiyle yurttaş borcunu ödeyemez duruma geldi. Tasfiye olunacak alacaklar 2017 Temmuz döneminde 2016’nın aynı dönemine göre yüzde 23 artarak 71 milyar TL’ye yükseldi. Gerek bireysel kredi, kredi kartı, konut ve taşıt kredilerinde bir yılda batık miktarı ve kredi riski en fazla artan iller Doğu ve Güneydoğu illeri oldu. Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Burç Baysal’a göre istihdama katılım oranlarının düşük olması ve yüzlerce belediye çalışanının işsiz kalması nedeniyle özellikle bireysel kredi ödemelerinde sorun yaşandığını vurguladı. (Şehriban Kıraç, “Kayyımlar İşten Attı Yurttaş Borca Battı”, Cumhuriyet, 2 Ekim 2017, s.9.)

[73] Serhat Aligil, “Batık Artışının Lideri Manisa”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2019, s.11.

[74] Mahmut Lıcalı, “Bebekler Bile Borçlu”, Cumhuriyet, 17 Mart 2019, s.11.

[75] Meltem Yılmaz, “AKP Döneminde Hane İçi Borç 30 Kat Arttı”, Birgün, 11 Haziran 2018, s.13.

[76] “20 Milyon İcra Dosyası: Yurttaş Borç Batağında”, Birgün, 19 Ocak 2019, s.11.

[77] Ozan Gündoğdu, “Varlık Fonu ile Borçlanılacak”, Birgün, 13 Mart 2019, s.11.

[78] “2019’un Gündemi İşsizlik Olacak”, Birgün, 16 Mart 2019, s.11.

[79] TÜİK’in teknik ifadesiyle, açık işsiz sayılmanın koşulları şöyle sıralanıyor: i) Sözü geçen dönemde (2018’in Kasım, Aralık ila 2019’un Ocak ayı ortalaması) kâr karşılığı, yevmiyeli, ücretli ya da ücretsiz olarak hiçbir işte çalışmamış; ii) İş aramak için son 4 hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 3) 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan 15 ve daha yukarı yaşta olanlar işsiz nüfusa dahildirler. (Erinç Yeldan, “4 Milyon 300 Bin Kişi”, Cumhuriyet, 20 Mart 2019, s.11.)

[80] “İş de Umut da Yok”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 2019, s.11.

[81] “Doktoralı İş Kuyruğu”, Cumhuriyet, 11 Temmuz 2019, s.11.

[82] İşsizlikte Büyük Artış: Her Dört Gençten Biri İşsiz!”, Cumhuriyet, 18 Haziran 2019, s.11.

[83] “İşsizlik Artıyor İstihdam Azalıyor”, Birgün, 18 Haziran 2019, s.10.

[84] “Şubat Ayı İşsizlik Rakamları Açıklandı”, Cumhuriyet, 16 Mayıs 2019, s.10.

[85] “İşsizlikte Artış: 4 Milyon 253 Bine Ulaştı”, Cumhuriyet, 17 Eylül 2019, s.11.

[86] “4 Milyon Kişi İş Arıyor”, Cumhuriyet, 11 Eylül 2019, s.11.

[87] “600 Bin Yeni İşsiz”, Cumhuriyet, 16 Kasım 2018, s.10.

[88] “Genç İşsiz Yüzde 80 Arttı”, Cumhuriyet, 3 Ağustos 2019, s.11.

[89] “DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu: Kıdemi Bırak, İşsizliğe Bak”, Birgün, 17 Nisan 2019, s.11.

[90] Serhat Alıgil, “İşsizlik Ödeneği Patladı”, Cumhuriyet, 23 Haziran 2019, s.11.

[91] Hayri Kozanoğlu, “İşsizlikte Korkunç Tablo”, Birgün, 16 Nisan 2019, s.13.

[92] Aziz Çelik, “Türkiye Yüzyılın En Yüksek İşsizliğini Yaşıyor”, Birgün, 22 Nisan 2019, s.11.

[93] “İşsizlik Zincirlerinden Boşandı”, Birgün, 16 Ocak 2019, s.13.

[94] “Genç İşsizliğinde Rekora Doğru”, Birgün, 17 Mart 2019, s.10.

[95] Şehriban Kıraç, “16 Yıllık AKP İktidarındaki Artışlar: Nüfus Yüzde 23, İşsizlik Yüzde 421”, Cumhuriyet, 19 Mart 2018, s.11.

[96] “Tablo Ağırlaşıyor: 3 Milyon Kişi İş Kuyruğunda”, Cumhuriyet, 15 Eylül 2018, s.10.

[97] Ozan Gündoğdu, “İşsizlikte Cumhuriyet Rekoru”, Birgün, 15 Mart 2019, s.13.

[98] “Çarpıcı OECD Raporu: Türkiye’de İş Yok, Ücret Az”, Cumhuriyet, 6 Temmuz 2018, s.10.

[99] Bülent Falakoğlu, “İşsizlikte Şahlanış!”, Evrensel, 8 Mayıs 2018, s.5.

[100] “Türkiye Eşitsizlikte Avrupa İkincisi”, Cumhuriyet, 19 Temmuz 2019, s.11.

[101] Devletin gözlük için yaptığı katkı payları arasında uçurum var. Devlet memurlara üç yılda bir defaya mahsus olmak üzere gözlük çerçevesi için 35 lira, gözlük camı için de en yüksek 76.27 lira verirken, milletvekillerine çerçeve için 250, cam için ise 150 lira ödüyor. (Mustafa Çakır, “Vatandaşa 35 Vekile 250 Lira”, Cumhuriyet, 13 Mart 2017, s.3.)

[102] “Enflasyon Yoksulu Vurdu”, Cumhuriyet, 14 Haziran 2019, s.11.

[103] “Barınma İçin Çalışıyoruz”, Cumhuriyet, 28 Temmuz 2018, s.10.

[104] Temel ihtiyaçlarda vergi konusunda geri adım atmayan AKP elmas, pırlantanın ardından kürkte de ÖTV’yi sıfırladı. Ekonomist Mustafa Sönmez “Vergi çalışan sınıf üstüne inşa ediliyor,” dedi ve ekledi:

“Vergi sistemi daha çok çalışan sınıf üstüne inşa edilmiş durumda. Bu adaletsiz bir durum. Bir ülkede zaten gelir adaletsiz bölüşülürken, bir de vergi ve harcama sistemi belli sınıfların aleyhineyse, o zaman eşitsizlik ikiye katlanıyor… Vergilerin yüzde 70’ine yakını dolaylı vergi şeklinde alınıyor. Yani insanların kestikleri her tür mal ve hizmete yüklenmiş KDV’ler ve ÖTV’ler bunlar üzerinden alınıyor. Özellikle alt ve orta sınıflar, gelirlerinin tamamını harcadıkları için, tasarruf edemedikleri için bu vergilerin en ağırlıklı kısmını da yine bu sınıf veriyor. Dolayısıyla burada bir adaletsizlik doğuyor. Doğrudan vergilerde de ücretli kesim yani işçiler, memurlar ve emekliler, bütün bunların gelirlerinden alınan vergiler direkt kaynakta kesiliyor. Dolayısıyla doğrudan vergilerin önemli bir kısmını yine ücretli ödüyor,” (Meral Danyıldız, “Kürk İçin Tanzim Satış da Olacak mı?”, Birgün, 1 Mart 2019, s.11.)

[105] “Çalışan Patrondan Daha Çok Vergi Ödedi”, Cumhuriyet, 6 Ocak 2019, s.8.

[106] “Bölgesel Dağılımda Uçurum”, Birgün, 8 Ocak 2019, s.13.

[107] Mahmut Oral, “Şırnaklı Erken Ölüyor!”, Cumhuriyet, 12 Mart 2019, s.12.

[108] “Açlık Sınırı 15 Yılda Dört Kat Yükseldi”, Birgün, 6 Temmuz 2019, s.13.

[109] Nurcan Gökdemir, “Sekiz Milyondan Fazla Emekli Açlıkla Sınavda”, Birgün, 15 Haziran 2019, s.14.

[110] “Emeklilerin Yarısı Çalışıyor”, Cumhuriyet, 7 Nisan 2018, s.11.

[111] Emre Deveci, “Kalitesiz Yaşıyoruz”, Cumhuriyet, 13 Ağustos 2019, s.11.

[112] “Yoksul Ekmeğe Çalıştı”, Cumhuriyet, 9 Ağustos 2019, s.11.

[113] “AKP İktidarında Açlık Sınırı Dört Kat Arttı”, Birgün, 12 Haziran 2018, s.11.

[114] “Türkiye’de 16 Milyon İnsan Aç”, Yeni Yaşam, 18 Ekim 2018, s.3.

[115] Bartu Soral, “Yoksulluğa Acil Çözüm”, Cumhuriyet, 13 Kasım 2018, s.10.

[116] Mustafa Çakır, “Yoksulluk Giderek Katlanıyor”, Cumhuriyet, 9 Eylül 2018, s.11.

[117] Mustafa Çakır, “Yoksulluk Kıskacı”, Cumhuriyet, 4 Mart 2018, s.9.

[118] Mustafa Çakır, “48 Milyon Yoksul”, Cumhuriyet, 7 Mayıs 2019, s.10.

[119] Gamze Bal, “Açlığı Dayatan Fiyatlar”, Cumhuriyet, 29 Ağustos 2019, s.11.

[120] “Yoksullaşıyoruz”, Cumhuriyet, 12 Ocak 2019, s.11.

[121] “Asıl Yangın Mutfakta”, Cumhuriyet, 7 Temmuz 2018, s.11.

[122] Şehriban Kıraç, “Yoksulluk Tuzağındayız”, Cumhuriyet, 25 Mart 2019, s.11.

[123] Olcay Büyüktaş, “5 Ayda 400 Bin Muhtaç”, Cumhuriyet, 28 Ağustos 2019, s.11.

[124] Güray Kılıç-Ergün Demir, “Yoksulluğun Haritası”, Cumhuriyet, 22 Mart 2019, s.2.

[125] Orhan Bursalı, “… ‘Şiddetli Maddi Yoksunluk’ İçinde 7.5 Milyon Çocuk Yarattınız”, Cumhuriyet, 15 Mayıs 2018, s.6.

[126] Dünyada 152 milyon çocuk okul yerine işe gidiyor, bu çocuklardan 73 milyonu tehlikeli işlerde çalışıyor. (“Dünyada 152 Milyon Çocuk Çalıştırılıyor”, Birgün, 12 Haziran 2019, s.10.)

[127] “Çocuk İşçi Cinayeti 5 Yaşına Düştü”, Cumhuriyet, 12 Haziran 2019, s.16.

[128] Şehriban Kıraç, “Her Daim Emekçi”, Cumhuriyet, 23 Nisan 2018, s.9.

[129] Burcu Cansu, “Neşe Dolmuyor Çocuklar”, Birgün, 23 Nisan 2019, s.13.

[130] Mahmut Lıcalı, “Dünyada ve Türkiye’de Çocuk Emeği Sömürüsü Raporu”, Cumhuriyet, 20 Nisan 2019, s.3.

[131] Ozan Bingöl, “Ücret Asgari, Vergi Azami”, Cumhuriyet, 9 Kasım 2018, s.2.

[132] “Zamlar Bel Büktü”, Cumhuriyet, 2 Temmuz 2019, s.11.

[133] “Alışveriş Arabası Boş Kaldı: Yoksullaşıyoruz”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2019, s.11.

[134] Mustafa Çakır, “AKP Memuru Eritti”, Cumhuriyet, 27 Temmuz 2019, s.11.

[135] “Fakirin Parasını Gıda ve Kira Yuttu”, Cumhuriyet, 27 Temmuz 2019, s.11.

[136] “Türkiye En İyi Emeklilik Sıralamasında Sondan 3’üncü”, 30 Ekim 2019… http://direnisteyiz27.org/turkiye-en-iyi-emeklilik-siralamasinda-sondan-3uncu/

[137] Mehtap Özcan Ertürk, “Toplam Borçları 574 Milyarı Aştı”, Sözcü, 1 Haziran 2018, s.8.

[138] “Koç Kardeşler En Genç Zengin”, Cumhuriyet, 2 Mart 2019, s.18.

[139] Panama Papers küresel off-shore sistemini sarstıktan sonra Mossack Fonseca hukuk bürosundan yeni belgeler sızdırıldı. 1.2 milyon belgeyi kapsayan yeni sızıntı, Arjantin Devlet Başkanı Macri’nin ailesinden, Kazakistan lideri Nazarbayev’in kızına ve futbol süperstarı Lionel Messi’ye, küresel elitlerin gizli servetlerine ait detayları ortaya koyuyor. Türkiye’den listeye ‘şimdilik’ işadamı Mehmet Cengiz dahil oldu. (Pelin Ünker, “Cengiz’in Akkuyu’da Gizli Off-Shore Pazarlığı”, Cumhuriyet, 21 Haziran 2018, s.11.)

[140] “1 Milyar Doları Aşan 40 Türk”, https://www.ntv.com.tr/galeri/ekonomi/forbes-zenginler-listesi-2018-en-zengin-turkler

[141] “Bir Yılda 18 Bin Yeni Milyoner”, Cumhuriyet, 5 Şubat 2018, s.8.

[142] “Milyonerler Paralarını Dövize Yatırdı”, Cumhuriyet, 4 Ağustos 2018, s.6.

[143] “21 Milyon Yeni Milyoner: Milyoner Sayısı 200 Bini Aştı”, Evrensel, 5 Ağustos 2019, s.5.

[144] “8 Ayda 53 Bin Yeni Milyoner”, Cumhuriyet, 8 Ekim 2018, s.8.

[145] Ozan Gündoğdu, “Bedelini Yoksul Ödedi, Zenginin Parası Cebinde”, Birgün, 7 Kasım 2018, s.13.

[146] “Yüzsüzlük Patladı”, Cumhuriyet, 12 Eylül 2019, s.11.

[147] Pelin Ünker, “Zenginler Ülkeyi Bırakıp Kaçıyor”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2018, s.9.

[148] Nurcan Gökdemir, “2018’de Gizli Harcamaya 3,7 Milyar TL Ayrıldı”, Birgün, 28 Kasım 2017, s. 11.

[149] Nurcan Gökdemir, “Ölçüsüz Ödenek Bir Yılda 3.5 Milyar”, Birgün, 16 Ocak 2019, s.9.

[150] Nurcan Gökdemir, “Saray Harcamalarında Rekor Üstüne Rekor”, Birgün, 18 Haziran 2019, s.11.

[151] Mustafa Çakır, “Bütçede İpin Ucu Kaçtı”, Cumhuriyet, 18 Haziran 2019, s.11.

[152] Emre Deveci, “915 Milyon Liralık Örtülü Harcama”, Cumhuriyet, 19 Haziran 2018, s.12.

[153] “Halk Ödeyecek Saray Harcayacak”, Yeni Yaşam, 25 Aralık 2018, s.4.

[154] “İşte Saray İçin Harcanan Günlük Para!”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2018, s.6.

[155] Sinan Tartanoğlu, “AKP Hava Yolları!”, Cumhuriyet, 18 Eylül 2018, s.4.

[156] Sinan Tartanoğlu, “Atatürk Orman Çiftliği’ne Kendi Çiftliğini Kurdu”, Cumhuriyet, 20 Kasım 2018, s.3.

[157] Mahmut Lıcalı, “Yazlık Sarayı Beğenmediler”, Cumhuriyet, 5 Haziran 2019, s.3.

[158] Erdoğan Süzer, “Vekile 9 Bin 700 TL’lik Piyango Vurdu”, Sözcü, 19 Ocak 2019, s.9.

[159] Mahmut Lıcalı, “Ekonomik Kriz TBMM’yi de Vurdu”, Cumhuriyet, 8 Ağustos 2019, s.4.

[160] Mustafa Çakır, “TBMM’de Karar Alındı: Vekilime 12 İmplant!”, Cumhuriyet, 25 Şubat 2018, s.4.

[161] Şeyma Paşayiğit, “İtibardan Tasarruf Yok”, Cumhuriyet, 31 Mayıs 2019, s.8.

[162] Olcay Büyüktaş-Şehriban Kıraç, “SGK’yi Aslında Kim Batırdı? Rekor Açık Var”, Cumhuriyet, 14 Mayıs 2018, s.9.

[163] Çiğdem Toker, “Sürdürülebilir Yoksulluk”, Cumhuriyet, 10 Ocak 2018, s.8.

[164] Nurcan Gökdemir, “17 Yılda 10 Milyar Zarar Yarattık Her Kalemden”, Birgün, 19 Mart 2019, s.8.

[165] Sinan Tartanoğlu, “3.7 Milyarlık Büyük Gizem”, Cumhuriyet, 5 Ekim 2018, s.8.

[166] Mustafa Çakır, “Devletin Çivisi Çıkmış”, Cumhuriyet, 4 Ekim 2018, s.8.

[167] “Bütçeden İÇTAŞ’a 7 Yılda 32.7 Milyon Avro: Kaldı 25 Yıl…”, Birgün, 9 Temmuz 2019, s.11.

[168] Emre Deveci, “Zarar Çok, Kâr Payı Yok”, Cumhuriyet, 3 Şubat 2019, s.8.

[169] Mustafa Çakır, “Hazine’yi Kefil Yaptılar”, Cumhuriyet, 3 Temmuz 2019, s.11.

[170] Nurcan Gökdemir, “KİT’ler Batıyor”, Birgün, 3 Nisan 2019, s.11.

[171] Nurcan Gökdemir, “KİT’lerde Kara Delik Büyüyor: 5.7 Milyar”, Birgün, 27 Aralık 2018, s.8.

[172] “Silah Harcamaları Bir Yılda Yüzde 70 Arttı”, 1 Ekim 2019… http://direnisteyiz27.org/silah-harcamalari-bir-yilda-yuzde-70-artti/

[173] Neşe Karanfil, “Savunma Sanayi’ne 3 Ayda 3.6 Milyar Lira”, Hürriyet, 17 Nisan 2018, s.13.

[174] Hüseyin Şimşek, “Savaşın Üç Aylık Yükü: Yarım Milyar Lira”, Birgün, 17 Nisan 2018, s.7.

[175] Kanat Atkaya, “Ey Şanlı Mehter, Ey Şanlı Bütçe”, Hürriyet, 17 Nisan 2018, s.5.

[176] Neşe Karanfil, “İlk 100 Yüzsüzün Borcu 44.3 Milyar Lira”, Hürriyet, 12 Eylül 2019, s.9.

[177] Bülent Falakaoğlu, “Süper Teşvikte de Aynı Nakarat: Vatandaştan Al Şirketlere Ver”, Evrensel, 10 Nisan 2018, s.5.

[178] İhsan Çaralan, “Sermayeye Dolaysız Servet Aktarımının Adı: Teşvik!”, Evrensel, 26 Mart 2018, s.3.

[179] “Teşvikler de 4 Yandaşa!”, Cumhuriyet, 10 Nisan 2018, s.11.

[180] Nurcan Gökdemir, “Milyarlarca Liralık Harcama Yasadışı”, Birgün, 13 Nisan 2018, s.7.

[181] Mustafa Çakır, “Devletin Kasası Yine Açık Verdi”, Cumhuriyet, 18 Aralık 2018, s.12.

[182] Mustafa Çakır, “Örtülü Ödenekte Hızlı Başlangıç”, Cumhuriyet, 16 Şubat 2018, s.8.

[183] Mustafa Çakır, “Bütçe Duman Oldu ‘Örtülü’ Rekor Kırdı”, Cumhuriyet, 16 Mayıs 2019, s.11.

[184] “Seçim Geçti Hükümet Kefen Parasına Sarıldı”, Cumhuriyet, 28 Haziran 2019, s.11.

[185] Mustafa Çakır, “Bütçe Yalan Oldu”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 2019, s.10.

[186] Mahmut Lıcalı, “Kriz İntihara İtiyor”, Cumhuriyet, 27 Ekim 2018, s.9.

[187] “Yoksulun Konkordatosu: İntihar”, Yeni Yaşam, 2 Ekim 2018, s.4.

[188] Mahmut Lıcalı, “Türkiye’de 2018 Yılında 3 Bin 161 Kişi Yaşamına Son Verdi”, Cumhuriyet, 23 Haziran 2019, s.9.

[189] “Mobbing, İşsizlik, Borç: Geçim İntiharları Arttı”, 7 Haziran 2019… https://www.artigercek.com/haberler/mobbing-issizlik-borc-gecim-intiharlari-artti

[190] Sibel Bahçetepe, “İsmail Devrim’in İntiharı Türkiye’nin Fotoğrafıdır”, Cumhuriyet, 24 Eylül 2018, s.6.

[191] “Kendisini Yakan İşsiz Yurttaş”, Cumhuriyet, 1 Şubat 2018, s.3.

[192] “Taksim’de Yürek Burkan Görüntüler”, Cumhuriyet, 11 Nisan 2018, s.3.

[193] Şehriban Kıraç, “Dedeler Nineler İş Kuyruğunda”, Cumhuriyet, 24 Haziran 2019, s.11.

[194] Emre Deveci, “Kriz Aklımızı Aldı”, Cumhuriyet, 4 Ağustos 2019, s.11.

[195] Yazgı Yazkan, “Eşitsizlik Arttıkça Ruh Sağlığı Bozuluyor”, Birgün Pazar, Yıl:15, No:623, 17 Şubat 2019, s.13.

[196] “En Adaletsizi İstanbul”, Cumhuriyet, 24 Eylül 2019, s.11.

[197] “Türkiye’de 31.3 Milyon Kişi Borçlu”, Yeni Yaşam, 21 Ağustos 2019, s.3.

[198] “Dış Borç Milli Geliri Yutuyor”, Cumhuriyet, 1 Ekim 2019, s.10.

[199] “Batık Kredi 1 Yılda Yüzde 55 Arttı”, Cumhuriyet, 1 Ekim 2019, s.10.

[200] “TÜİK Açıkladı: Zenginin Parası Daha Daha Arttı”, Cumhuriyet, 19 Eylül 2019, s.11.

[201]  “Kapısında ‘Dikkat Siyanür Var’ Yazılı Not Bulundu”, 6 Kasım 2019… https://www.cnnturk.com/turkiye/fatihte-supheli-olum-dikkat-siyanur-var-notu-yazili-not-evde-4-kardes-olu-bulundu

[202] İPSOS araştırma şirketinin 23 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre, araştırmaya konu olan 23 ülkede din adamlarına güven yüzde 21 olarak tespit edilmiş. Türkiye’de ise bu oran sadece yüzde 12. Dünya ortalamasının neredeyse yarısı. (İsmail Özcan, “Deizm Dünyada Niçin Yükseliyor?”, Cumhuriyet, 22 Ekim 2019, s.2.)

[203] V. İ. Lenin şöyle der: “Liberaller (tasfiyeciler) işçilere “sizler ‘toplumun’ sempatisini kazandığınızda güçlü olursunuz” derken, Marksistler işçilere farklı bir şey söylerler, onlara şöyle derler: “Güçlü olduğunuzda ‘toplumun’ sempatisini kazanırsınız.”

 

Yazar Temel Demirer

Temel Demirer

Öneri yazı

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR[1]

TEMEL DEMİRER “Biz de bir güneş sığdıralım ömrümüze. Ve aldırmayalım hiç, gelen geceye.”[2] ‘Acılara Tutunmak, …