Aktüel Bugün

Biden’in yeni ulusal güvenlik ekibi Türkiye ile nasıl başa çıkılacağını biliyor

Ian J. Lynch

ABD Başkanı seçilen Joe Biden, Cuma günü önemli ulusal güvenlik pozisyonlarına bazı resmen duyurdu. İsimler, Başkan Barak Obama yönetiminde Biden ile birlikte çalışan deneyimli eski hükümet yetkilileri arasından seçilmeye devam ediyor.

Atanması beklenen isimler, gelen yönetimin Rusya ve İran’ın eylemlerine karşı koyma niyetine işaret ediyor, ancak belli olan kadrodaki birkaç kişi de Ankara’daki meslektaşları tarafından da iyi biliniyor.

Reklam

Birçoğu Türkiye konusunda kapsamlı uzmanlığa sahip ve bazıları özellikle Suriye iç savaşı konusunda Türkiye’nin iktidar koalisyonu ile taban tabana zıt politika görüşlerine sahip.

Biden’in, dışişleri bakanlığında üçüncü en kıdemli yetkilisi olacak siyasi işlerden sorumlu dışişleri bakan yardımcılığı için aday gösterdiği Victoria Nuland, ABD’nin düzinelerce Avrupa ve Avrasya ülkesi ile NATO ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini yöneten emekli bir kariyer diplomatı ve Obama yönetimi sırasında Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı idi.

Reklam

Ulusal Güvenlik Konseyi’nin (MGK) Avrupa işlerinden sorumlu kıdemli müdürlüğü için Biden, ABD’nin Türkiye, Kıbrıs ve Yunanistan ile ilişkilerinden sorumlu olan ve ayrıca Obama yönetiminde Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz işlerinden sorumlu dışişleri bakan yardımcısı olan Dr. Amanda Sloat’ı aday gösterecek.

Türkiye ile Transatlantik müttefikleri arasındaki gerginlikler, çeşitli bölgesel konularda Biden yönetimi için sorun olmaya devam edecek. Nuland ve Sloat sadece Türkiye konusunda değil, aynı zamanda ABD dış politikasını Avrupalı ​​ortaklarla koordine etme konusunda da geniş bir bilgi ve deneyime sahip.

ABD ve Avrupa Türkiye ile ilgili konularda genel olarak bir noktada birleşirken, önceliklerinin neresi olduğu konusunda farklılaşıyorlar. Bu bağlamda, Biden’ın ortak endişeleri anlamlı bir eyleme dönüştürmek için Nuland ve Sloat gibi yetkililere güvenmesi gerekecek.

Bu iki isim, ulusal güvenlik ekibindeki diğer kişilerle birlikte, muhtemelen Biden’ın Türkiye’nin son yıllardaki politikalarına ve Ankara’ya en iyi nasıl yaklaşılacağına ilişkin genel değerlendirmesini paylaşıyor. Biden, seçim kampanyası ile ilgili New York Times’a verdiği bir röportajında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “otokrat” olarak nitelendirmişti, ABD’nin, seçimlerde Erdoğan’a meydan okuyabilmeleri için muhalefet partilerini desteklemesi gerektiğini ayrıca Türk saldırganlığına karşı Suriye’deki Kürt ortaklarını destekleyeceğini söyledi..

Biden’ın diğer bir adayı emekli General Lloyd Austin’in önderliğindeki ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), diğer Suriyeli grupları eğitme ve donatma girişimlerindeki başarısızlığın ardından İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı yürüttüğü kampanyada Kürt önderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile etkili bir ortaklık kurdu. ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu muharip komutanlığını yönettikten sonra -Savunma Bakanı adaylığı sivil-asker ilişkilerinden dolayı uzmanların eleştirilerine yol açan- Austin, Türkiye’nin bölgedeki rolü hakkında iyi bir bilgiye sahip oldu.

Geçtiğimiz günlerde yerel Türk yayın kuruluşu olan Medyascope’a konuşan Brookings Enstitüsü’nden Dr. Ömer Taşpınar, Austin’in Türkiye’nin IŞİD militanlarına yönelik tutumundan ve aynı zamanda CENTCOM ile çalışan Suriyeli Kürtleri marjinalleştirmek için elinden gelen her şeyi yapmasından ciddi şekilde rahatsız olduğunu söyledi. Milli Harp Koleji’nde de öğretmenlik yapan ve geçmişte generali bilgilendiren Taşpınar, Austin’in Suriyeli Kürtleri Türkiye’nin ulusal güvenliğine gerçek bir tehdit olarak görmediğini söyledi.

Türkiye, SDG’nin askeri kolu olan ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile yakından ilişkili Halk Koruma Birimleri (YPG) konusunda uzun süredir endişelere sahip. PKK, eylemlerini sürdürmek için Suriye ve Irak’taki güvenli limanlardan destek alarak, Türkiye’nin güneydoğusunda onlarca yıldır süren bir isyan başlattı.

Türkiye’nin Suriye operasyonu sırasındaki bir röportajda Nuland, gelişmeyi “stratejik bir trajedi” olarak nitelendirdi ve “Trump kararını verdiğinde, ABD’nin terk etmek zorunda kalmadığı, ne Rusların, ne Esad’ın, ne de IŞİD’in o toprakları geri almamasını sağlayacak bir şekilde. Türkiye’nin kendi topraklarını korumak için nasıl bir tampon bölge kurabileceği konusunda çok yoğun bir müzakerenin ortasındaydık” diyordu.

Biden’ın atadığı kişiler arasında, özellikle Türkiye’nin Suriye’deki eylemlerine yönelik sesli eleştiriler getiren Brett McGurk’ün MGK’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’dan sorumlu kıdemli müdürü seçilmesi, Ankara’da en fazla endişeye neden olacaktır. Nuland gibi o da Türkiye’nin, bölgenin Kürtler yerine Rusya ve Esad rejimini tarafından kontrol edilmesini destekleme politikasına karşı çıkıyor.

Demokrasileri Savunma Vakfı Türkiye Programı Direktörü Aykan Erdemir Ahval’e yaptığı açıklamada, “McGurk’ün politika vizyonu, sadece IŞİD dirilişine karşı dikkatli olmayı değil, aynı zamanda bazıları Türk hükümetine sığınan ve ondan destek bulan diğer İslamcı militanlara karşı dikkatli olmayı da içeriyor” diyor. Erdemir, “McGurk’ün Suriye’nin dinamiklerine ve her türlü İslamcı militanlığa dair derinlemesine ve ayrıntılı anlayışı, onu Ankara’da şüpheli bir figür haline getiriyor” diye ekliyor.

MGK’da bir yönetici olarak McGurk, Suriye politikası konusunda Beyaz Saray’ın baş danışmanı olacak, ancak Obama ve Trump yönetimlerinde ABD’nin İslam Devleti’ne karşı küresel koalisyon için özel elçisi olarak üstlendiği görev gibi doğrudan diplomatik bir rol üstlenmeyecek. Bunun yerine Türkiye, MGK’da Sloat’ın portföyünde yer alacak ve Sloat Erdoğan yönetiminin YPG ile PKK arasındaki bağlantılar da dahil olmak üzere bazıları kısmen meşru olan endişelerine dair daha empatik farkındalık ifade ediyor.

Bununla birlikte Sloat Biden’in, muhalefet partilerini ve demokratik seçim süreçlerini destekleme içgüdüsüne uygun olarak, Türkiye’deki mevcut demokratik gerileme çağının ötesinde geniş bir bakış açısı getirerek Türkiye ile ilkeli bir ilişkinin güçlü bir savunucusudur.

2018’de Brookings Enstitüsü’nde kıdemli bir araştırmacı olarak Sloat, “Türkiye’yi bu kadar politik bir bilmeceye dönüştüren şey, sorunlu liderliğinin Batı’da genellikle kaybolmuş gibi görünen gerçek tehditlerle karşı karşıya olmasıdır” diye yazmıştı.

Sloat yazısında, “Aynı zamanda, Türkiye’nin liderliği daha otoriter hale geliyor ve ülkeyi demokratik standartlardan uzaklaştırıyor. Ayrıca, Erdoğan’ın Batı karşıtı söylemi ve itiraz edilebilir uluslararası hareketleri, ABD ve Avrupa’daki bazılarının Atlantik ötesi ittifakı ciddiye alıp almadığını sorgulamasına neden oldu” diye de ekliyor.

Sloat, angajman için bir başlangıç ​​noktası olarak Türk güvenlik ihtiyaçlarını karşılamayı düşünüyor. Ankara’nın Suriye politikasının itici sebeplerini kabul ederken, PKK ile müzakerelerin yenilenmesi çağrısında bulunuyor ve Erdoğan’ın kararlarının hem ülke içinde hem de Suriye’deki istikrarı bozucu etkilerine vurgu yapıyor.

Ekonomik cephede Sloat, Türkiye’yi dezavantajlı hale getiren demode olmuş AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin revize edilmesi ihtiyacını da destekliyor. Gümrük Birliği’ni iyileştirmeye yönelik başarılı bir çaba, sadece Türkiye’nin ekonomik büyümesi açısından faydalı olmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’deki yönetişimi iyileştiren reformları da beraberinde getirecektir. Böyle bir hedefe öncelik verirlerse, hem Sloat hem de Nuland, ekonomik müzakereleri kolaylaştırmak için Avrupalı ​​ortaklarla çalışma deneyimine sahiptir.

Yeni Biden ulusal güvenlik ekibi, Türkiye’ye Trump’tan çok daha farklı bir yaklaşım sergileyecek, ancak ikili ilişkilerdeki herhangi bir gelişme, Erdoğan yönetiminin ABD’ye yönelimini ayarlamasını ve zorlu dış politika konularında uzlaşmaya açık olmasını da gerektirecektir.

EB / Aktüelsanat

portal için içerik derleyici
Yazarın bir önceki yazısı
Kapalı
Başa dön tuşu