Anasayfa » Özgül Üstüner Coşgun

Özgül Üstüner Coşgun

Özgül Üstüner Coşgun

yaşam sevincini nakışa dönüştüren çocukluk düşlerim

Şimdi serçeler fısıldaşıyordur zeytin ağaçlarında.Uzun süredir düşünemiyorum kaçıp gitmek istediğim o sahil kasabasını. Gitmek istedikçe daha çok saplanıyorum, kök salıyorum bu şehre… Doğduğum sokakta oturuyorum hala, herkes gitti, annem, kardeşlerim, mahallemizin tesisatçısı Artin Amca, çocukluk arkadaşlarım, kendi halinde orta halli mahallemizin sevgi dolu komşuları.Çocukluğumun hiç unutamadığım küçük mutlulukları bile… Yaldızlı kağıt kaplı, ucunda plastik sapı olan şemsiye şeklinde çikolatalar.Meyveli gazozlar, …

...

Ötekileştirilmiş kimliklerimin kaç Eylül edeceğini düşünüyorum….

Dehşete düşüren bir kuşatılmışlık duygusu içindeyim.Neredeyse baktığım her yerde en ölümcül haliyle faşizmi görüyorum. Din adına, milliyetçilik adına, ahlak adına, çıkarlar adına… Ötekileştirilmiş kimliklerimin kaç Eylül  edeceğini düşünüyorum…. Kaç? Kaç!kaç!Kaç! Yakalanabilirim! Yokkk öyle umutsuz falan değilim. Ama sorguluyorum, şiddetin toplumsal onayı ikili bir ahlakla kuruluyor… Biri bu siddete veya ölüme gerekçeler bulup onay verirken, diğeri şartsız koşulsuz karşı koyuyor, Acı …

...

uzaklardan biraz buğday ve pamuk topladım…

Dostoyevski, Öteki romanındaki Golyadkin karakteriyle, bilincaltindaki vahimlerin ortaya çıkardığı ikilemlerin insan hayatını nasıl alt üst ettiğini çarpıcı bir dille anlatır…   Maskeyle dolaşan insanlardan, iyilerin azlığından, yalakalardan, ikiyüzlülerden, üst tabakalardakilerin diğerlerini ezmesinden rahatsız olan kahramanın, uşağı  Petruşka‘ ya karşı sergilediği şüpheci ve aşağılayıcı tutumları  tasvir ederek, insanın başlı başına bir çelişki yumağı olduğunu  tahlil eder…   Kaç farklı dünyada yaşıyoruz …

...

Sıradan bir yağmur damlası mahsur kaldı saçlarimda

Sıradan bir yağmur damlası mahsur kaldı saçlarimda, onu Bizanslı bir gazeteci gördü. Çok eskiden güzel bir kadın, diye fotoğrafladı… Kıvrılıp büklüm büklüm koynuma giriyor bu sabah İstanbul.Gündüzü gizlenen gecelere açılan bir cesaret var memelerimde. Kara kuru bir adamla minnacık bir kadını sevişirken görüyorum.Teninde şarkılar söyleniyor kadının, yaşanmamış en büyük savaşın isteği kadar arzulu adam… Ellerim bedenimde… Kusursuz değilim, kusursuzluk düşüncesinin …

...

‚ Sonra her şey birdenbire çirkin,

‚ Sonra her şey birdenbire çirkin, birdenbire çirkin, birdenbire çirkindi bozuldu bir akşamüstü kıyılara çıkmak çünkü eller bir soğuk el resmine girip dondular ay çürüdü her şey bir hizada kaldı bütün eşyaları kaldırdılar o kaldı bir o kaldı gelişen korku… yani kutsal kitaplardaki değil ve çağdaş felsefedeki seçkin bir dili abartırken ki görkemli bir korku değil değil de ne romalı …

...