Aydın Selcen

Aydın Selcen
1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2003 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

Her seçenekte kaybeden biziz

“Biz” dediğim, en kısacasıyla “şehitlerden daha önemli ne olabilir?” diye sormayanlar. “Yurttaş olarak, yurttaşsak, laik ve demokratik cumhuriyeti korumak haybeye nefes alıp vermekten daha önemlidir” diyenler, öyle düşünenler, öyle hissedenler. “Hak ve özgürlükleri savunmak, vatanı savunma aldatmacasından önce gelir” diyenler. “Hak ve özgürlükler yoksa yurttaşlık yoktur, yurttaşlık yoksa insan gibi yaşanamaz” diyenler. “Çocuklarımızın geleceği için, biz bugün her türlü fedakârlığa …

...

Asker selamı

BM Güvenlik Konseyi’nde daimi temsilcimizin ağzından 19 Şubat’ta açıklanan resmi pozisyonumuz şöyle: “Türkiye tehdit teşkil eden tüm hedefleri vuracak. Ay (Şubat) sonuna kadar mevcut pozisyonlarından çekilmesi gereken rejimdir.” Ardından bir günde 36 şehit veriyoruz, bu rakamın üzerinde ve çoğu ağır yaralımız var. Şubat ayında verilen toplam şehit sayısı 53’ü buluyor. TBMM olağanüstü toplanmak için Salı gününü beklerken, BMGK 29 Şubat …

...

Sınırötesinden denizaşırıya: Sorun çözmemek, bela aramak

Tüm bu olan bitenin, dış siyasette etkinlik yerine işgüzarlığı, strateji yerine meydan okumayı, iddialılık yerine gözükaralığı ikame eden bu sürekli hamlelerin ardında akıl aramak beyhude bir uğraş mı? İçeride Hamit’e, dışarıda Enver’e öykünen hatta neredeyse tapınan bu yaklaşımın yakıtı, yalnızca tabanın gönlünü okşayıp, yüzde bir ila beş oranında katkı da sunsa seçim kazandırmak, gündemi meşgul etmekten ibaret mi? Yükselen, ama …

...

Erdoğan Vaşington’da: Bu da mı gol değil?

Basın toplantısında gülücükler, şakalar, iltifatlar havada uçuştu. Senatör Graham, Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nı askıya aldı. S-400 konusunda zaman kazanıldı. Eskiden komisyona havale edilirdi ya ipe un serilecek konular, bu defa da Kalın-O’Brien “hemen” çalışmaya başlayacaklarmış dosya üzerinde. Bal gibi gol. Bütün ortaların çakılı oynayan kalıplı santrfor Trump’a şişirildiği doldur-boşalt diplomasisi yine semeresini verdi. Damatlar, artık Yalçındağ mı, yoksa Albayrak mı, …

...

Neyi kazandı(k)?

YPG sınırboyunda hem geri çekilecek, hem Suriye ordusuna katılacak, hem Rusya’yla işbirliği yapacak, hem güneyde petrol ve gaz sahaları civarına Rusya-Suriye güçlerinin girmemesi için ABD ile eşgüdüm yapacak. Öyle mi? Değilse ne? Mazlum Kobane’nin Kandil’de çekilen fotoğrafları paylaşıldı. Hemen ardından bazı HTŞ ve benzeri örgüt yöneticilerinin İstanbul’da çekilmiş fotoğrafları dolaşıma sokuldu. Kobane aynı gün Rus Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’yla …

...

Harekatın ilk kaybı CHP

Muktedir, mağdurluktan bu defa ABD’ye kafa tutan Maduroluk aşamasına geçerken, muhalefetin düşünsel sefaleti parıl parıl önümüzde duruyor. Harekâtın ikinci kaybedeni daha yoksullaşacağı ve eşitlikçi, katılımcı demokratik gelecek umudundan daha uzaklaşacağı belli olan bizlerken, anamuhalefetin lideri de bizlerden ışık hızıyla uzaklaşıp karanlıkta gözden kayboldu. Şimdilik oyunu kuran, oyunun temposunu ve tonunu belirleyen Erdoğan. İçeride de, dışarıda da. ABD’de yalpalayan, ne dediği …

...

III. Suriye harekatının bedeli ve anlamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün (5 Ekim Cumartesi) partisinin Kızılcahamam Kampı açılışında “Bir taraftan Irak tarafından otuz bin civarında tırı Suriye’ye sokacaksınız, silah-mühimmat yüklü, bunları terör örgütüne teslim edeceksiniz sonra stratejik ortağız diyeceksiniz. Hazırlıklarımızı yaptık, harekât planlarımızı tamamladık, gereken talimatları verdik. Kararı verilen ve süreci başlamış olan barış pınarlarının önünü açma ihtimali belki bugün belki yarın denecek kadar yakın. Hem karadan hem …

...

Zamanın hiç aydınlanmayan ruhu

İlk görev yerim Cezayir’deki iç savaş. Sonraki görev yerlerimden Bağdat’ta ABD işgali ve iç savaş. Ben Erbil’deyken başlayan Suriye İç Savaşı. Büyükdedemin I.Dünya Savaşı, büyükbabamın II.Dünya Savaşı, babamın Soğuk Savaşı. Birbirlerini yok etmeye, birbirlerinin soylarını kurutmaya, içinde yaşadıkları dünyayı da mahvetmeye kararlı insanlar. İnsanın doğası. Şiddet. Vahşetin idaresi. Yerküre. Biz. Genç (31 yaşında) bir Alman kadın, Kaptan Carola Rackete gemisini …

...

Güvenli bölge uzlaşısı üzerine

Uzlaşının Suriyelilerin ülkelerine dönüşüne dair son maddesi en müphem olanı. Bunlar hangi Suriyeliler? Fırat’ın Doğusu’ndan ayrılmış 800 bin kadar sığınmacı mı? Ankara, orada nüfus değişikliği, zorunlu iskân siyaseti mi güdecek? Sızan başka bilgilere göre, ABD her hal ve kârda, TSK’yi Kobane ve Kamışlı’dan dışarıda tutacak. Fırat’ın Doğusu konusunda elimizde üç maddelik bir uzlaşı metni var. Bu defa, Türkiye ve ABD …

...

Beka değil rejim sorunu

Beka sorunumuz yok, rejimimiz sorunlu. İşin bana göre tek tümcelik yönetici özeti bu. Yönetimde akılcılık kalmadı. Adımıza alınan kararlar verilere dayanmıyor. Uygulanan politikalar baskın anlatının sürekli kılınmasına yönelik. Veri akışı epeydir durdu. Bıktıran anlatı kendi kendini yineliyor. Bu durumu açıkça teşhir etmeye niyetlenmedikçe muhalefet ancak sahnedeki ortaoyununa dekor olur. Ekonomide denizin bittiği çoktan belli. Dış politikada S-400, Doğu Akdeniz ve …

...